30 Ağustos 2010 Pazartesi

IFW | Simay Bülbül

Fotoğraflar: Tolga Günay



SİMAY BÜLBÜL ilk solo defilesinin hakkını fazlasıyla veren bir isimdi, couture parçalardan oluşan ve bir ayini andıran defilenin renk paleti, tasarımları, açılışı, kapanışı ayrı güzeldi. Tolga Günay'ın objektifinden bakalım...



Uğraşması oldukça zahmetli bir materyal olan deriyle böyle incelikli, bu kadar emekli ve bizler için dah ada önemlisi bu kadar güzel bir koleksiyon çıkarmak kolay olmasa gerek... Siyahlarla başlayan koleksiyon aksesuarlarından saçlara kadar bir bütündü.



Daha önce özel bir davet için hazırladığı koleksiyonu görmüş ve şurada yazmıştım, işte o koleksiyon doğacak olan şahaneliğin habercisiymiş:) Siyahlardan sonra hepimizi büyüleyen petrol yeşilleri podyuma çıktı, deri şifon, ipek ve kreple birlikte kullanılmıştı. Genel olarak dar, korset tipi gövdelerle uçuşan, derin yırtmaçlı etekler, uzun kuyruklar kullanılmıştı.



Derinin lazer cut tekniklerle ince ince dantellere, motiflere dönüşümü çok güzeldi. Son parçalar bembeyazdı, bazıları sade, zarif bir gelinlik gibiydi. Beyaz parçaları sunan modellerin ellerinde kocaman karpuz lambalar kapanışın pırıl pırıl olacağını haber veriyordu. Deri hiç bu kadar couture olmamıştı!



En az elbiseler kadar büyüleyen, fark yaratan ve hayranlık uyandıran bir diğer şey de aksesuarlardı: bileklerde, bacakta, boyunda, pazuda, hatta yüzde ve omuzda kullanılan kafes kafes altın aksesuarlar tasarımlardaki tanrıçayı tamamlıyordu. Omuza yerleştirilmiş olan parçaya biz blogger row olarak topluca bayıldık:))

IFW | Atıl Kutoğlu

ATIL KUTOĞLU en kalabalık defilelerden biriydi. Kendi adıma çok öyle heyecanla beklediğim bir defile değildi ama umduğumdan fazlasını buldum. Atıl Kutoğlu'nun her zamanki "kendine özgü"lüğü çini desenler, Osmanlı motifler, peştamal ve buldan bezlerinin güzellikleriyle buluşunca izlemeye değer olmuştu.

Keşke bunların dışına örneğin geometrik desenler ve çizgilerin ilüzyonuna hiç gitmeseydi, çünkü orada zaten Ricardo Tisci'li Givenchy'nin şahaneleri yani siyah-beyaz çizgilerle optik ilüzyonda şimdiye kadar yapılmışların en iyisi belleğimizde taze taze duruyor, aynı şeyi GIZIA için de düşündüm ama bu bir hazır giyim markası için hoş görülebilirken(zira "esin"lenmeleri hepimiz hoş görüp her sezon Zara'ya Mango'ya koşuyoruz öyle değil mi:)), bir tasarımcı için hele Atıl Kutoğlu için söz konusu bile olmamalı.

Mavi çiniler ve desenlele başlayan koleksiyon daha sonra nude tonlarla devam etti, jakarlı kumaşlar, kat oyunları tulumlar çok güzeldi. Bir ara hippi hippi shake vari "pek tatmin etmeyen" parçalar çıktı ama çarçabuk da yokoldu:)

Atıl Kutoğlu defilesinin ön sırası ünlü isim kaynıyordu, ama bir ünlü isim de podyumdaydı, Demet Şener yeniden hala kendisinin manken sanıldığı ülkemizde podyum şansı bulabiliyor, yürüyüş sıfır, gülüş plastik, boy bodur, caka yerinde! Zerafet ve güzelliğin, bir de lisede servisteki diğer kızların hepsinden daha uzun olmanın model olmak için yetmeyeceği günlerin bir an önce gelmesi temennimle bitiriyorum o halde:))

IFW | Gizia

Hanımlar maalesef bir dolu aksaklığın yanında bu bu defa IFW'de makul boyutlarda görseller edinme konusunda sıkıntı yaşadık, üstelik geçen defaki kadar etkin, şık ve güzel bir basın odamız da yoktu, külüstürlerle iş yapmak da çok zordu! Ama çoğunuz zaten tüm defileleri sanıyorum Markafoni Blogdan rahat rahat takip edebildiniz. Modanın sadece görsellerden ibaret olmadığını bildiğimizden sizlere hemen hepsine katıldığım defilelerden izlenimlerimi yazacağım.

Açılış defilesi olan GIZIA oldukça bol parçadan oluşan bir koleksiyon sundu IFW'de. ILÜZYON isimli koleksiyon daha başlar başlamaz siyah beyaz çizgilerin asimetrik dansıyla isminin de hakkını verdi. Keskin hatlar, sert çizgiler ve siyah beyaza parlak sarı ve fuşyalar katışmıştı. Geniş paça pantolonları kesimleriyle çok hoşuma gitti, geometrik etkinin feminenliği de., bazı parçalarla Gucci'ye , bir elbiseyle özellikle McQueen'e gidip gelsek de leoparlara kadar keyfim yerindeydi.

Ben tasarımcısının GIZIA'ya modern bir kimlik katmak ve akla ilk gelen o "Rus" imgesini kaldırmak için bir çaba içinde olduğunu düşünüyorum, ama tabii pazarın neredeyse orada olmak zorunluluğunu da görmezden gelemezsin, bu sebeple olacak ikinci kısım leoparlarla podyuma düştü.

Altın rengi aynalar, transparan ve beyaz ön plandaydı, leopar desen etek uçlarında, kollarda ya da yakada diğer desenin devamı niteliğinde kullanılmıştı daha çok. Geçen koleksiyonda da gördüğümüz metrelerce kumaş kullanılarak, sadece desen oyunlarıyla farklılaşan, yarasa kollu bol ve uzun elbiseler de yine vardı.

Sarıdan turuncu ve fuşyaya geçerken işin içine bir de çiçek desenler katıldı, tulumları çok başarılı buldum. Omuz, bel ve sırtta asimetrik pencereler yine çizgi oyunlarıyla verilmişti.

Kapanışa doğru renk ve desen cümbüşünden monokrom ve colorblock tasarımlara geçiş yaptık, bu kısım benim en sevdiğim kısım oldu:) Hatta yakınlarda düğün varsa GIZIA'ya uğrayın bile derim.

Bu defilenin açılış defilesi olmasının yanında bir diğer özelliği de çok önemli modellerin podyumda olmasıydı, açılışı bunlara yapınca IFW boyu modellere daha da dikkat ettik, maalesef bu konuda yazacak çok şey var ve onlar IFW Ardından postunda gelecek her fashion weekte olduğu gibi.

Podyumda Prada, Chanel ve Valentino'nun gözdelerinden Charlotte Di Calypso ve Armani, Chanel ve JPG'nin istisnasız podyum modellerinden Yulia Kharlapanova vardı. Charlotte beni büyüledi, muhteşemdi. Ve tabii Türkiye'nin tartışmasız en iyi modeli ve dünya podyumlarında yürüyebilecek standarttaki tek ismi Tuğçe Kazaz mükemmeldi.

RED CARPET | Emmy Ödülleri 2010

EMMY Ödülleri için tabii ki her zamanki gibi ayaktaydım ama IFW üstü dün bir de hasta olunca "kanepede en güzel sızan" ödülüne layık görüldüm, rüyamda ödülümü alırken buradakilerin hepsinden daha iyi giyinmiş, üstelik saçımı da taramayı ihmal etmemiştim! Neydi bu couture gece elbiseleri üzerinde darma duman saç olayı dün gece Emmy'de?!

Benim favori 5'im:

1) Emily Blunt'ın DIOR'u
2) Rose Bryne'nın GUCCI'si
3) Tina Fey'in OSCAR DE LA RENTA'sı
4) Eva Longoria'nın ROBERT RODRIGUEZ'i
5) Maria Menouos'un RALPH&RUSSO'su



Siyahlar açık ara öndeydi kırmızı halıda, ünlüler bir iki ödül törenidir yeniden siyahla aşk yaşıyorlar. Benim favorilerimden biri Tina Fey, OSCAR DE LA RENTA kıyafetinin payetlerle işlenmiş soyut nakışları çok hoşuma gitti.

Eva Longoria çok sevdiği bu kesimde ısrarlı, bu defa siyah elbisesi ROBERT RODRIGUEZ'den ve benim favorilerimden, saç ve makyaj şahane.

Kristen Stewart'dan sonra Anna Paquin'in de kırmızı halıdan men edilmesini talep ediyorum, her ikisi de birbirinden şahane elbiseleri o yamuk duruş, o tuhaf bakışla rezil ediyorlar, tasarımcı olsam kapımdan sokmam git önce başının üzerinde 2 kitap taşı derim, yeni tasarımcısının elinden çıkan ALEXANDER McQUEEN 2011 Resort elbisesi Paquin'in sarsak pozuyla ne biçimsiz görünmüş.



Julia Lois Dreyfuss NARCISO RODRIGUEZ elbisesi şık ama küpeler elbisenin de, Dreyfuss'un da benm gözümde ödülün bile önüne geçmiş:)

Heidi Klum siyah mini ve dar elbisesiyle yine melek mertebesine erişmiş güzelliğini sergilemiş. Burada da gerdanlık muhteşemmmmm, elbisyele vakit kaybedemeyeceğim:)

Kate Gosselin CARMEN MARC VALVO ile klasik kalmayı tercih etmiş, Lauren Graham'in YIGAL AZROUEL imzalı elbisesindeki kontrastı ve asimetriyi pek sevdim.



İşteee favorilerimden bir diğeri, Rose Bryne kırmızı halıda genelde beyazı tercih ediyor ve bu defa beyazını GUCCI'den seçmiş, adore detaylar,çapraz göğüs ve drapesiyle muhteşem bir elbise, sırtı da bir o kadar güzel! Olimpos yolcusu kalmasııııın:)

Ama o da ne Kim Kardashian da Helen elbisesiyle Bryne'a katılabilir, beyaz elbisesi göz kamaştıran boyun detayıyla Resort 2011 MARCHESA'dan.

Marishka Hargitay ise klasik kalıp ve drape oyunlarından uzaklaşmadan garantili bir şıklık için VERA WANG seçmiş.



Maria Menounos kendisi için özel olarak çizilip dikilen RAPLPH&RUSSO ışıltılı elbisesiyle benim en şıklarımdan, elbisenin ön tarafındaki iş çok emekli, sırtı zaten şahane. Sarah Hyland kırmızı halıda daha çok görmek istediğim isimlerden birinden PAMELA ROLAND'dan bir elbise seçmiş, Christina Hendricks dizinin setinden hiç ayrılmada daha hayırlı olacak, oradaki enfes kadın kırmızı halıda hep böyle kendisini daha da iri gösterecek, salkım saçak elbiseler seçiyor! Bu defaki kötü seçimi Resort 2011 ZAC POSEN'den.



Paris Couture Haftası'nda ARMANI tarafından el bebek gül bebek ağırlanan Claire Danes kırmızı halıya beklediğimi üzere bir ARMANI PRIVE Sonbahar 2010 ile geldi, pırıltılı, zarif, şık, sıkıcı.

Jewel güneyli şeker kız tavrına yaraşır dantelli, fiyoklu, fıtfırlı, aman da ne cici bir ZUHAIR MURAD seçmiş. Elizabeth Moss DONNA KARAN'dan çok şık, heykelsi bir elbise ile...

Bir diğer Barbie dantelli elbisesiyle eski zaman İspanyol konteslerine selam duran Diane Agron, elbisesi CAROLINA HERRERA Resort 2011den.



Emily Blunt iyi ki varsın, nadiren katıldığın her kırmızı halınınhakkını veriyorsun, bu defa gri mavi muhteşem bir DIOR Resort 2010 ile beni büyüledin!

İşte January Jones en sevdiği couture marka olan ATELIER VERSACE içinde, balık pullarını andıran bu asimetrik etekli, kuyruklu elbise kampanya fotoğraflarında muhteşemken, Jones ne saçı ne de ayakkabılarıyla elbisenin hakkını erebilmiş:( Bu darmaduman saçla bizim eski saten yorganlardan birinin içinde uyanmış gibi.

Connie Britton petrol mavisi payetli Burbbery'si ile çook sıkıcı, rengi ise çok güzel.



Pembe ve kırmızı tonlarına geçersek ennn güzel elbiselerden bazılarını göreceğiz.

Kyra Sedgwick şarap rengi MONIQUE L'HUILLIER ile müthiş bir seçim yapmış, genelde pembe/bordo tonları seçen yıldızın bence şimdiye kadarki en iyi seçimlrinden biri, bir de o saçlar omuzlara öyle yayılmasaydı, bu elbise bir topuzu hakediyor!

Keri Russell da favorilerimden , pembe elbisesi DECADES'den bir ustadan: vintage bir Jean Louis Scherrer.

Sonunda güzel bir ZAC POSEN'i Olivia Munn'ın üzerinde görebiliyoruz!

[Görseller:just jared]

28 Ağustos 2010 Cumartesi

IFW | Özgür Masur Backstage

Fotoğraflar: Tolga Günay



Dün benim için en heyecanlı defilelerden biri tabii ki ÖZGÜR MASUR'du, defileden önce backstagede birlikteydik, Tolga Günay sizin için yine çok güzel kareler çekti, keşke hepsini paylaşabilsem:)



Makyajın nasıl olacağı aynaların sol alt köşesinde hem çizim hem fotoğraf olarak duruyor, makyaj M.A.C'in ustalarından... Kapkara siyah gözler ve pastel dudaklar... Modellerin yüzü ve saçları IFW sonrası kaç günde kendine gelecek meraktayım!



Ayakkabılı son prova için aykkabılar açılıyor, elbiseler o kadar gösterişli ki ayakkabılar sade, klasik... Her model için askılar ve giydiriciler hazır. Modellerin çoğu bir önceki defileden yetiştiği için tek gıdaları Red Bull:)



Defile Özge Ulusoy'un oynadığı bir kısa filmle başlıyor, koleksiyonun teması olan "Ten Dökümü"ne atıfta bulunan film siyah beyaz başlıyor ve kadının ne çok yükü, görevi, yetiştirmesi gereken işi olduğunu anlatıyr sadece müzik ve Özge'nin mimikleriyle(ki çok başarılıydı) Sonra Masur elinde makasla onu kesiyor ve içinden son koleksiyondan bir elbiseyle siyah beyazdan renkliye geçen ve gülen bir Özge çıkıyor:) Aşağıda kızlar görünmeden filmi izlemeye çabalarken:)



Saçlara bayıldım, bana eski bir dizi olan Tatlı Cadı'nın Samantha'sını anımsattı:) Provadan sonra rujlar tazelenecek... Sedef Avcı , Özgür Masur için yeniden podyuma çıkacak.



Elbiseler artık meydana çıksın, poşetlerden kurtulup modellere giydirilecek! Giyinme zamanı ve bizim için de oturup heyecanla defileyi bekleme zamanı:)



Bir başka backstage'de görüşmek üzere sevgili Stylebomerlar diyeceğim ama bir daha o kadar güzel kadının boyum kadar bacaklarının arasında kalıp da bunalıma girmeye niyetim yok hıh!


27 Ağustos 2010 Cuma

IFW | Zeynep Tosun

Karma defilede ikinci sırada çıkan ZEYNEP TOSUN geçen yılki gibi bu yıl da enfesti, kendisini tamamen yenilemiş, başkalaşmış, tekrar etmeyen bir koleksiyonla Karma grubunun konuşulmaya değer tek ismi olduğunu düşünüyorum, o yüzden ilk onunla başlayalım...



İlk parça siyah şifon önünde kocaman bir kalbe benzeyen penceresi olan transparan bir elbiseydi, bir çok parçada olduğu gibi hotpants ve sutyen ikilisini tamamlayan bir elbise.



Peşi sıra gelen sarı ve pudralar koleksiyonun ana fikrini anlatıyordu: vintage etki... Aşağıdaki favorilerimden biri. Boylu boyunca uzanan düğmeler, piliseler, kapalı yakayla kontrast gövdede, kollarda, omuzlarda yer alan pencereler, aynı tonlu işlenmiş nakışlarla sandık kokusu buram buramdı. Ve ben bayıldım!



Renk skalasını da çok beğendim, yumuşak pastellere parlak kırmızı, civciv sarısı ve enerjik maviler katılmıştı. Kol ve paçalarda umulmadık cut-outlar eskiye verilen yeni, modern yorumlardı.



Sarı kısa cekete de sarı pelerine de vurgunum hanımlar, hemen benim olsalar, ben de mavilerle giysem:)



Pilise gibi eskinin güzelliklerden biri olan geniş paçalar da bol bol kullanılmıştı, ince kemerler ve karamel tonlar kırmızı ve sarıyla nasıl da güzel!..



Sanki Edie Sedgwick geldi bu mavi mini elbisenin içinde, göğsündeki nakışlar ve kalçadaki pencerelerle konzervatif-teşhir zıtlığı...


IFW | Bora Aksu

İstanbul'da ilk defile ...



BORA AKSU İstanbul'da özlediklerinden esinlenerek hazırladığı IFW'ye özel koleksiyonunda bizi yumuşacık bir müzkle karşıladı, porselen modeller yumuşak pastellerle podyuma çıktı.



İstanbul'un 80 yıllık Kelebek korse mağazasına atıflar bu parçalarla başladı, bir kaç sezondur çok çok moda olan "lingerie as outerwear" dediğimiz korse, sutyen, çorap askısı, jartiyer gibi iç çamaşırı parçalarının dış giyim şeklinde kullanımı, parçaların daha kaotik, parçadan bütüne giden halleriyle karşımızdaydı. Saten büstiyerler, çatkı ve kancalar... Yukarıdaki çoraplar çok güzel değil mi?!



Bora Aksu artık imzası haline gelen birbirine asimetrik olarak başlanmış, drapelerle hacim katılmış tasarımlarıyla detaylarda daha iyi anlaşılabilecek hoşluklara imza atmış. Bakınız aşağıdaki elbise favorilerimden biri:) Ve tabii ki pabuçlaaaar!



Yukarıdaki fotoğraftakini baştan ayağa istiyorum, yakasız gömlek ve cepkene benzeyen pelerinle sufi görünüm yine jakarlı bir harem pantolonla kombinlenmiş, korse izlenimi veren kalım kemer ve ayakkabılar muhteşem!



Yavaş yavaş tarçın ve bakır tonlarına geçerek koleksiyonun diğer bir teması olan İstanbul'un ışığına gönderme yapılmış, krem, fildişi, pembe ve altınla başlayan yumuşak İstanbul sabahı ve öğleni bakır, kızıl ve tarçın parçalarla gün batımını anlatırken daha modern, daha kararlı ve kendine güvenli hallere dönüşmüş. Bu kısımda BORA AKSU'nun jakarlı ve hacimli lale etekleri, kalın korsetler, şifon gömlekler ve gömlekleri süsleyen fiyonk kurdeleler tamamlamış.



Ve gece hem sert hem de katman katman gelir, altında hep başka bir şeyler saklar, şifonların altında, ucunda, ortasında kroşe parçalara katılan küçük der detaylar karmaşık, yer yer paramparça ama birbirinden ayıramayacağın bir geceyi anlatmış. Örgü ipler, deri parçalar...



Romanstan gotiğe doğru materyallerin birbirine katışarak kullanıldığı koleksiyonu ben çok ama çok beğendim, zaten Bora Aksu sevilmez miiii fakat baştaki lingerie vurgulu parçalar bazı bazı MARC JACOBS'ın İlkbahar 2010 koleksiyonunu anımsatttı bana , tabii çoğunda Aksu'nun karakteristiği daha belirgindi. Aynı şekilde ösiyaha geçişle bir kaç parçada özellikle ayakkabılarla bu kez RODARTE İlkbahar 2010 aklıma geldi.


26 Ağustos 2010 Perşembe

IFW | Günseli Türkay

Fotoğraflar: Tolga Günay



IFW'nin ilk gününde benim için en güzel ve daha önemlisi en özgün koleksiyon GÜNSELİ TÜRKAY'dan geldi, üstelik çok objektif olduğumu düşünüyorum çünkü bu tür pek de benim tarzım olmadığı halde bu kadar keyif almam inanılır gibi değil!



Kendimi Marvel'in rengarenk ve olağanüstü çizgi romanlarındaki karelerden fırlamışım gibi hissettiren bu koleksiyon bugün eminim gazete ve dergilerde daha çok Deniz Berdan'la anılacak, çünkü Deniz'ciğim bu defilenin hem fotoğraflarda gördüğünüz enfes stylingini yaptı, hem de koleksiyondaki aksesuarların yaratıcısı, kendisi kuliste arı gibi çalıştı durdu:)



Yukarıda da gördünüz kolyeler şahane, ama biz GÜNSELİ TÜRKAY'a dönelim, bu kadın bizi tablo tablo giydirmek konusunda hem kararlı ve hem de bu defa inanılmaz renkli! Üzerinizde verdiğiniz milyonlarca mesaj, kendinizi süperkahraman gibi hissettiren bodysuitler, grafik etki, size "merhabaaaa biz dostuz!" diyecek gibi duran sevimli uzaylı figürler, drape ve keskin kat oyunlarıyla süslü monokrom parçalarla her bir parça bir diğerinden güzeldi. Saç, makyaj ve müzik ise muhteşemdi.



Buyrunuz benim favori elbiselerimden biri yukarıda, yakında umuyorum benim olur kendileri, drapesine, rengine ve resmin şifona basılarak dövme etkisi verdiği transparan detayına bayıldımmmm!



Her ne kadar Real Monster ilhamlı kolyelere de desenlere de bayılmış olsam da yukarıdaki elbiseyi bir başına görmeyi dilerdim podyumda, detay ve derinliğine çok odaklanamadım çünkü o şapşal canavar bana sırıtıp duruyordu:) Oysa daha podyuma çıkarken elbisenin kesimi çok hoşuma gitmişti, tanıdık bir formu Günseli Türkay'ın gözüyle görmek güzel...



Tabii ki Boom'un yüksek topuk radarından pabuçlar kaçamadı, dolgu topuklarda da grafik etki en neon renklerle siyahı süslüyordu: gördüğüm, sevdiğim, istediğim ennn güzel wedgeler listesine birinci sıradan girdi yerleşti:)



Burada yayınlanan fotoğraf ve içerikler sahiplen.com tarafından yasal koruma altindadir, izin almaksızı ve kaynak göstermeksizin kullanılmaması rica olunur. Teşekkürler

IFW | Deniz Mercan "Lüfer"

Fotoğraflar: Tolga Günay

Her ne kadar her yıl olduğu gibi organizasyonla ilgili beğeni ve şikayetlerimi olay bitip gittikten sonra madde madde sıralamayı tercih etsem de, bugün hatta tam da şimdi haykırmadan edemeyeceğim: Osmanlı tarih oldu ey ahali, neden mehter de tarih olmasın?! Hep böyle 1 ileri 2 geri mi olmak durumundayız? Örneğin ben basına kıyak olsun diye bilgisayarlara konulan fotoğrafların tanesi 10MB filan olduğundan flash disk manyağı oldum bugün! Evet evet bir clutcha para, pul, makyaj malzemesi, foto makinesi, anahtar:~, cep tel sığdırmak zorunluluğum yetmezmis gibi yarın bir de external disk sokuşturacağım! Oysa geçen yıl görsellerin defileler sonrası dağıtımı hem çok hızlı, hem de çok sorunsuzdu, peki bu yıl neden bozuldu? Neyse konudan daha fazla sapmadan DENİZ MERCAN'ın huzurlu dünyasına geri dönüyorum...



LÜFER isimli koleksiyon adından da anlaşılacağı gibi balıklar, dalgalar, mavilerle doluydu:) Beyaz parçalarla başlayan defilede pencere detaylar vardı. Beyaz bikinilerden şu aşağıdakinin üzerinde bana Off Ne Giysem Biu'cuğumda daha önce okuyup hayran olduğum Bedri Rahmi desenlerine benzeyen pareoya bayıldım, göğüslerdeki balık apliki biraz zorlama bulsam da: renkli, neşeli ve yazdı:)) Belki Mercan da ilhamını Bedri Rahmi'den aldı:)



Mayo ve bikinilerdeki güzel ve özel detaylar ise bir balığın yüzgeç ve solungaçlarına atıfta bulunuyordu. Bazı parçalar dikişler çok çok güzel olduğundan o hissi istisnasız çok güzel vermişken, bazılarında temayı bilmeyen biri için zor anlaşılırdı. Tasarımcılarımızın çoğunu çok beğeniyorum ama maalesef terzilik için biraz daha yol katetmeli Türkiye, neredeeen nereye diyorum bu konuda:))



Bu beyaz üstüne mavi şenliği, duman grileri ve antrasit renkli transparan parçalar takip etti, burada yalnızca bir kaç parçada biraz Ivana Sert durumları oluştuğundan yüzümü buruştursam da origamik bikini ve mayolar beni yeniden pek keyiflendirdi.



Kapanışı ise hayli dolgun bir model denizkızı formunda yaptı, ee tema balık, o halde model de balık eti olsun denmiş sanıyorum, yoksa incecik, pek güzel modeller vardı podyumda. Sırtından balıklar sallanan bu denizkızı hoşuma gitti ama bundaki ve bir iki önceki mayolardaki ayna detayları beni sıktı, ya hemen daha sabahında Gizia'da da gördüğümen ya da ARZU KAPROL İlkbahar 2010 koleksiyonunda bu ayna işinin zaaaten pek güzeli, pek şahanesi yapılmış olduğundan...