31 Ekim 2012 Çarşamba

GEZİ | Spotted: Upper East Side-XOXO


New York turuna kaldığımız yerden devam edelim mi:) Central Park'tan oksijenlenip çıkmıştık, sırada bir nevi "hepimizin mahallesi" Upper East Side var:)) Peki Upper East Side'da entrika, aşk ve skandaldan başka ne var dersiniz? Muhteşem müzeler! Kapısında pek şık üniformaları içinde "doorman"leri olan birbirinden güzel kapılı, birbirinden güzel evler. New York'un sanırım en temiz, en bal dök yala sokakları! Kısacası müzeleri girip gezmeyecekseniz, ya da Gossip Girl hayatlara davetli değilseniz görecek başka bir şey yok:)

O sebeple bu postun konusu Upper East Side'da sizi bekleyen ve dünyanın en eşsiz, en paha biçilmez eserlerine ev sahipliği yapan müzeler olacak. Her zaman olduğu gibi güzel sanatlarla ilgili bir müzeye girmeden önce Günde1Resim.com 'dan orada hangi eseri mutlaka görmem gerektiğini ve hikayesini okudum, şiddetle tavsiye ederim:) İlk durağım, çook uzun zamandır yakından görmeyi beklediğim Woman With Yellow hair tablosu için Guggenheim oldu!

 
 

İlginç mimarisi ve spiral şeklinde inerek/çıkarak dolaşabildiğiniz galerileri ile Guggenheim kesinlikle görülmesi gereken müzelerden biriymiş. Ama iki kötü yanı var. birincisi New York'taki tüm diğer müzelerin aksine maalesef burada fotoğraf çekmeye izin yok, ikincisi müze mağazası bence biraz küçük.


Ve işte benim için muhteşem  bir an...
Picasso-Woman With Yellow Hair; yasak-kırık-dökük bir aşk hikayesi
İlk olarak koşa koşa bu tabloya gittiğim için, tam da bu fotoğrafı çekerken güvenlik gelip foto çekmenin yasak olduğunu söyledi:/ Önce bozuldum, sonra boşverdim ve tablomu uzuuun uzun seyrettim:) 


Guggenheim aslında Upper East Side'ın epey kuzeyinde, ben oraya taksiyle gidip aşağıya doğru yürürüm ve sırasıyla Met Müzesi ve Frick Collection'ı gezerim diye düşünmüştüm, ama elbette tam tersi de mümkün:) Guggenheim anlatılmaz yaşanır diyor ve meşhur 5. Cadde boyunca aşağıya doğru yürüyerek Met'e yollanıyorum:) [Fifth Avenue haliyle devasa bir cadde, bu kısmı evlerden, müzelerden ve Bloomingdale's'den mütevellit, gerisi nasıl sonraki postlarda;) ]


Cadde boyunca yürürken New York'ta sık sık karşınıza çıkacak "New Yorker" kapak illüstrasyonları dışında pek çok özgün sanatçıdan printler, tablolar, heykelcikler de bulabileceksiniz.


Met Müzesi'ne geldiğimize göre basamaklarda bir poz vermek şart oldu :)

Neye üzüldüm?
1) Andy Warhol galerisi kapalıydı:((
2) Ben müzeye girerken günlük güneşlik olan hava, ben içerdeyken sağlam yağmura dönmüştü vee Met'in o meşhuur Roof Garden Cafe'sini şak diye kapatmışlardı, oysa o terasta bir şeyler içmek listemin üst sıralarındaydı:)
3) Costume Institute'un Elsa ve Miucca sergisi bitmişti.

 

Doğrusu Londra'daki National Gallery ve British Museum'dan sonra ben Met'de o kadar kendimden geçmedim, ya da belki aşırı doz oldu artık bilemiyorum:) Elbette birbirinden güzel eserler, hem güzel sanatlar hem arkeoloji dünyanın dört bir yanından toplanmış, ışıl ışıl sergilenmekteydi. Yalnız Met Müzesi'nin butiği pek şahaneydi, müzede geçirdiğim kadar bir vakit de orada geçirdim diyebilirim! Bu müzeyi gezmek için saatler yetersiz, 1 koc agünün ayrılması gerek.


Met'de fotoğraf çekmeye izin var, var da hangi birini çekeyim oluyor insan, o yüzden ben de bir yerden sonra bıraktım.


Müze çılgını olduğum bugünde son durağım Frick Collection oldu. Doğrusu burada eserlere mi baksanız, eve mi hayran kalsanız, bahçede mi kaybolsanız bilemiyorum. Böyle bir şaaşaa nadir bulunur! Aslında bu bina Henry Clay Frick'in 1900lerde kendine yaptırdığı "evcik", kendisi meşhur mu meşhur bir suç patronu imiş. Suça eğildiği kadar sanata da eğilmiş, ne birikim nasıl bir koleksiyon! Buranın özelliği, müzeye dönüştürülmüş olsa da müze gibi görünmemesi, yani sanki içinde bir yerlerde hala bu insanlar yaşıyor ve bu bir ev, onu hissediyorsunuz.


Ne telefonda ne fotoğraf makinesinde sarj kalmayan bugünü elimde yine bir sosisli sürünerek otele dönmüş şekilde tamamladım. Gece için enerji toplamak şart! Brooklyn köprüsünü geçiciiz:)

9 yorum:

Adsız dedi ki...

Bilim ile ilgilenen insanlar sanatla da ilgilenmeye başlıyor öyle değil mi ? Tanıdığım tüm bilim insanları sanata acayip merakli. İyi ki varsiniz...

esrabetul dedi ki...

gezmek bahane sosisli şahanee=)

esra betül

Müge Dandik dedi ki...

Andy Warhol'un kapalı olması büyük şanssızlık olmuş! ben de en son Paris postu yaptım ama aslında kendin yap blogu. ilgini çekerse ne mutlu bana. muguettt.blogspot.com

Gökkuşağı Dosyası dedi ki...

Yazınız gerçekten çok keyifli, siz de çok tatlısınız, ellerinize sağlık.:)
Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. The New Yorker kapaklarının bulunduğu panoda en üst soldan üçüncü illüstrasyon, çok sevgili hocamız Gürbüz Doğan Ekşioğlu'nun çalışmasıdır. Kendisinin başka New Yorker kapakları da vardır ve Türkiye'den bu dergiye kapak çalışması yapan tek sanatçıdır.
Onunla gurur duyuyoruz.:) Burada görünce de çok hoşuma gitti ve bilmeyenler vardır diye paylaşmak istedim.
Sevgiler.

Emine Karaoğlu dedi ki...

Andy Warhol'un kapalı olması gerçekten talihsizlik olmuş ama yine de şanslısınız ki pek çok yeri görmüşsünüz. Darısı başıma diyorum en kısa zamanda.
Sevgiler.
Emine Karaoglu

Adsız dedi ki...

Andy warhol su an amsterdam da acik bayramda gordum maddame tussaud un caprazinda:)

Merve Döğer dedi ki...

İlk resme bayıldım! :) Alice Harikalar Diyarında gibi. Büyük kapı-küçük kapı :)
Hayal kırıklıkları olsa da şahane bir gezi olmuş boom :)

Bige Gürsoy dedi ki...

sanat oldu mu akan sular durur...
http://caramelisee.blogspot.com/

Canlı tv izle dedi ki...

cok keyifli yazı olmuş teşekkürler.