Özgür Masur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Özgür Masur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2012 Çarşamba

BOOMSTYLE | Adapted by Cem Evirgen :)

Fotoğraf: Serhat Özdek

Her ne kadar daha yenisi olsam da işte şu yukarıdaki ışıl ışıl ikili bile Instagram'ı çok sevmem için yeterli sebep, çünkü onları, daha doğrusu bu çivili kemer ve bilekliğin tasarımcısı Cem Evirgen'i Instagram sayesinde buldum ♥ Siz de kendisini Erenköy Building'de bulabilirsiniz:) Bir kemer tutkunu olarak çok mesudum!

Cem Evirgen, daha o kadar genç, o kadar genç ki, ama bence çok önemli üç şeye sahip: heyecana-yeni ve farklı olma açlığına-yeteneğe . Daha ne olsun:) Onunla sohbetimiz o yüzden çok keyifli, çok heyecan vericiydi, tasarımlarının her aşaması bizzat onun elinden. Bu koleksiyonun ismi Adaptation.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

BOOMSTYLE | Bayramlık Ayakkabılar;)


Görür görmez bayıldığım, görür görmez Özgür Masur imzası olduğunu anladığım bu ayakkabılarla açmak isterim bayramlık postunu, zaten bayram cicilerinin en özeli hep ayakkabılar değil midir:) Masur'un bu ayakkabıları Butigo.com sitesine özel hazırladığı koleksiyondan zamansız birer parça diye düşünüyorum!

Ben pek öyle "nerede o eski bayramlar" tadında biri değilimdir, çünkü bence güzel olan ya da özlenen o eski bayramlar değil, o eski, o çocuk olan "sen"sindir. Yepyeni bir elbise, kırmızı rugan pabuçlar, herkesin koca bir gülümsemeyle anneye dönüp "aa bırak yesin yesin" diye uzattığı şekerlemeler, tontonların elini öpüp, kendimi çok güzel bir kız sandığım o uzun saplı omuz çantamda biriktirdiğim harçlıklarla bayram çocukluğuma güzel. Şimdi tek istediğim şu elbiseden maksimum 1 saat içinde kurtulmak; sonrasında ya denizde, ya evde pijamalarım içinde, ya kulaklıkta çalan müzikte, ya uzaklarda kaybolmak:)

14 Nisan 2012 Cumartesi

KOLEKSİYON | Özgür Masur'un "AN"ı

favorim ♥

Bu sene Türk tasarımcılarının Sonbahar/Kış koleksiyonlarının görücüye çıktığı IFW takvimindeki bir son dakika değişikliği hepimizi şaşırtmış, IFW denir denmez pek çok kişinin heyecanla beklediği nadir isimlerden Özgür Sönmez programda görünmez olmuştu. Nedendi diye kendi kendimize konuşurken, tek şeyden emindim, beklediğimize değecekğinden, zamanı geldiğinde gördüğümüzde nefes kesecek bir koleksiyon çıkacağından:) Masur, IFW boyunca diğer tasarımcı arkadaşlarına ön sıradan tam destek verdi, ve şimdi sıra onun Sonbahar/Kış 2013 koleksiyonunu görmekte: AN!

4 Eylül 2011 Pazar

KOLEKSİYON | "Sade-ce" Özgür Masur ve Zuhal Olcay

Hep hüzünlü yüzü ve sesi ile bildiğimiz Zuhal Olcay'ı bile ışıl ışıl parlatan, gülümseten şey ne olabilir ki? Yoksaa henüz bir eşi dahi olmayan ÖZGÜR MASUR İlkbaha2012 koleksiyonundan bir parçanın içinde olmak mı:)?



Kesinlikle! Özgür Masur "Sade-ce"yi beklerken bize bir de sürpriz yaptı ve koleksiyondan 2 görünümü Mehmet Turgut'un objektifinden sundu:) Henüz çok azını görebildiğimiz şahanelerin sadece ceket ve yelekteki detayları bile bana yetti. Yakından görebilecek olanlar çook şanslı!



Çok yetenekli, çok candan, çok eşsizsin sevgili Özgür Masur. Ama şu aşağıdaki kadar yakışıklı da olunmaz, iyi ki biz kadınlar için hikayeler anlatıyorsun! İyi kii:)


24 Ağustos 2011 Çarşamba

HEDİYE | Özgür Masur IFW Davetiyesi

KAZANANLARIMIZ
(1) BEELZEBUB (5)MY STYLE ON FASHION (10) TUNCADNANUN (15) ELİFİSERİ (20)AYSEAYDIN. TEBRİKLEER, HADİ MAİLLERİNİZE BAKIN :) BANA EN GEÇ YARIN AKŞAMA KADAR DÖNMEDİĞİNİZ TAKDİRDE BİR ALTINIZDAKİ İSME GEÇECEĞİM:)

*************************************************************************************

SADE-CE

BAZEN HAYATA GEÇİRDİĞİNİZ ŞEYLERE ANLAM YÜKLEMEK YERİNE, İÇİNİZE SİNEN GÜZEL ŞEYLERİ PAYLAŞMAK İSTERSİNİZ…
BEN TÜM RENKLERİ BEDENDEN ARINDIRDIM… BEDENİ ÖYLECE BEYAZA BOYADIM.
BEYAZI BEDENDE YALNIZ DA BIRAKAMAZDIM VE BEN, HİÇ YOK OLMAYACAK RUHUN IŞILTISINI DA ÖYLECE BEDENE SARDIM…

SADE-CE ANLATMAK İSTEDİĞİM SADELİGE ÖZGÜR –CE YORUM KATTIM.
Özgür MASUR



Özgür Masur'un İlkbahar 2012 koleksiyonunu anlatan bu satırlar bile orada, onun yanında, tasarımlarının arasında olmak arzusu duymaya yetiyor....

Sevgili Styleboomerlardan şanslı 5 tanesi hepimiz adına, hepimiz yerine bu güzelliğe ortak olabileceeeek:)

Tek yapmanız gereken bu postun altına "Özgür Masur tasarımları beni heyecanlandırıyor çünkü..." diye bir kaç kelime karalayıp mail adresinizi de ekleyerek yorum bırakmak. Bir dee Styleboom Facebook sayfasını "Beğen"mek çünkü oradan da davetiyeler gelecek

Saat tam 18:00'de yorumlar topluca onaylanacak ve 1. , 5. , 10. , 15. ve 20. Styleboomerlar davetiyeleri kazanacak:)

Unutmayınn adsız yorumlar ve sonunda mail adresi olmayan yorumlar maalesef onaylanmayacak:)

31 Ocak 2011 Pazartesi

FLASHION' NEWS | Özgür Masur'un Sonbahar 2011 Yüzü Serenay Sarıkaya Oldu!

BUGÜN…
Yaşamın başlangıcından bu yana kadın, ruhunda varolan güce yakışır özeni göstermek istedi.
Koşullar geçmiş ile gelecek arasında kimi zaman kolayken, kimi zaman tüm gücü ile yaşamlarını zorlaştırdı.

Kadının geçmişten sonrası ve gelecekten öncesi…



Bizi her defasında heyecanlara gark eden ÖZGÜR MASUR bu defa bambaşka bir halde, ama yine aynı incelikte karşımıza çıkacak. Tam 05 Şubat Cumartesi günü "BUGÜN" diyecek tasarımcı ve o gün tüm kadınların, detaylardan daha çok formların, optik illüzyonların, geçmişle geleceğin günü olacak. Ve... Her biri bir diğerine benzemez, zarif, akışkan, eşsiz ebruların...



Koleksiyonu daha da güzel kılan isimlere gelirsek.... Bu koleksiyon için Özgür Masur “Ebru” Sanatçısı Ali Saraç’tan özel ebru dersleri alarak sanatla modayı net bir çizgiyle birleştirdi. Oyuncu-model SERENAY SARIKAYA ise yeni koleksiyonun sürpriz yüzü:) Asil, sert, kırılgan, karanlık, beyaz.. Serenay Sarıkaya, işleriyle çığır açan ve öncü olan bir isim olan MEHMET TURGUT tarafından fotoğraflandı.



“Bugün” koleksiyonunun ayakkabıları İNCİ, makyajı M.A.C, saç tasarımı Önder Tiryaki'nin ustalıklarına emanetmiş! Üstelik fotoğraf çekimlerinin yanında bir de videoart için Mehmet Turgut ve Veyasin ortak çalışmışlar.

Defilede Sedef Avcı , Selma Ergeç, Serenay Sarıkaya, Özge Ulusoy, Ahu Yağtu, Didem Soydan, Burcu Kutluk yer alacak modellerden bazılarıı:) Heyecanla bekliyoruz!

18 Ocak 2011 Salı

EDİTÖRYAL SÖYLEŞİ | Özgür Masur İlkbahar 2011 Rocks!

Fotoğraflar: Tolga Günay
Model: Deniz Eslek
Mekan : Kadıköy Shaft



ÖZGÜR MASUR ... Bir çoğumuzun en özel günlerinde onun kıyafetleri içinde olmayı hayal ettiğimiz tasarımcı. İlkbahar 2011 koleksiyonuyla tüller, tütüler, upuzun kuyruklar, drapelerle yine bir peri masalı yaratmıştı, ama bu defa biz onu en rock, en sert, en yaramaz hallere bürüdük. ÖZGÜR MASUR tasarımları Kadıköy'ün kült rock barı SHAFT'a konuk oldu, bağıra çağıra şarkılar söyledi, yaramaz bir kız oldu!


... elbisen ayaklarını yerden kesmeli

Hem muhteşem fotoğrafların tadını çıkarın, hem benden hem sizden gelen sorulara ÖZGÜR MASUR ne cevaplar vermiş okuyun, bir yandan mutlaka kulağınızda Chris Isaac'den " Baby Did A Bad Bad Thing" şarkısı olsun(dileyenler müziği en alttaki mini videodan kapatabilir:) )!



... içine tutamayacağın şarkıları söyletmeli

Boom: Sevgili Özgür Masur, Styleboom’a yeniden vakit ayırdığın için çok ama çoook teşekkür ediyorum, senin ismin Styleboom takipçilerinde müthiş heyecan uyandırıyor, o yüzden bugünkü söyleşimizde onların da sorularına yer vereceğim:) Ama önce benim sorularımla başlayalım:)

IFW’ye az kaldı, eminim yine muhteşem şeyler bizi bekliyor ve biliyorum hepsi de sürpriz. Yine de yeni koleksiyonunla ilgili bize çıtlatacak minicik bir şey var mı acaba?

Özgür Masur: Bu koleksiyonumun biraz daha eklektik olduğunu söyleyebilirim sadece, gerisi sürpriz olarak kalsın:)


... öfkeni bile güzelleştirmeli

Pelin S.: Bu defa defilenizde bir ilke imza atıyorsunuz ve yeni bir model arayışına başladınız? Yani Özgür Masur, İstanbul Moda Haftasında gerçekleştireceği defile için, asıl manken kadrosu dışında defilede yer almak üzere profesyonel yada yeni bir yüz arıyor defile kadrosuna dahil etmek için. Bu fikir nasıl oluştu?

Özgür Masur: Bu fikir tamamen ortağım Ferhat Kazancı'dan çıktı. Ben her seferinde söylenip duruyordum, çok çok iyi modellerimiz var ama her defilemde beni rahatsız eden bazı durumlar da oluyordu, bir şeyler eksik kalıyordu, o zamanda sürekli beğendiğim isimler, aynı kişiler üzerinde dönüyordum. Tamam ama maalesef yeni modeller yok benim model kriterlerime göre... Bir jenerasyon var çok iyi modeller çıkardı evet orası belli ama maalesef orada kaldı. Ferhat da bunun üzerine aklına geleni söyledi ve böyle bir duyuru yaptık, yeni bir yüz, yeni bir bakış arayan. Gelen bir sürü CV ve fotoğraf oldu ve bunların üzerinde gerçekten modellik kriterlerimize uyan olduğu takdirde defileme çıkarmak istiyorum.


... seninle sahneye çıkmalı

Boom: Konu modellere gelmişken şu soruyu sormak istiyorum; son dönemde önce Marc Jacobs, sonra Tom Ford ve en son olarak da Alberta Ferretti podyumlarına modellerin yanında gerçek kadınları da çıkardılar. Etine dolgun, yetişkin hatta bazı kusurları da olan? Bu konuda ne düşünüyorsun, sence bu samimiyetle yapılan bir şey mi hani benim tasarımlarımı her çeşit kadın giyer gibisinden yoksa sadece konuşulmak için bir taktik mi?

Özgür Masur: Benim tasarımlarımı her kadın giyer demek bana yanlış geliyor, her bir kadının tarzları farklıdır. Ama ben şunu söyleyebilirim ki ben tasarımlarımı her kadına göre mutlaka uyarlayabilirim. Modellerin yanında çıkan model olmayan kişiler olabilir tabii, güzel de görünebilir, saydığın tasarımcılar her bakımdan neredeyse show şeklinde yapıyorlar defilelerini ama ben şahsen böyle bir şeyi şu anda düşünmüyorum, çok da benim koleksiyonlarıma uygun olduğunu da düşünmüyorum.



... etrafını çevirip seni kucaklamalı

Boom: Dijital baskı son yıllarda moda tasarımını oldukça zenginleştirdiği gibi moda tasarımcısına da sınırsızlık getirdi. Sen de son koleksiyonunda baskı tekniğiyle kumaşlara drape efekti vermiştin ve bu ilüzyonla da büyük yenilik yaptın., hatta dalgıç kumaşı kullandın. Yurtdışı defilelerinin neredeyse tamamında gördüğümüz digital prints olayında Türkiye-nam-ı diğer tekstil cenneti- ne aşamada?

Özgür Masur: Bana göre hiç bir aşamada değil. Ben bu koleksiyonuma hazırlanırken gerçekten ama gerçekten ciddi anlamda kafamdaki yapmak istediklerimi gerçekleştirmek için çok uğraştım. Evet çıkan sonuç beni mutlu etti ama yapmak isteyip de yapamadığım o kadar çok şey var ki anlatamam, bir çok baskıcı uğraşmak istemiyor, hemen imalatını yapmak isteyenler oluyor, iyi ama bir numune çıkmadan nasıl karar verilsin, bir numune çıkar da ondan sonra...



Alt Bilgi Blogu adına Yasemen: Hüseyin Çağlayan'ın geçtiğimiz sene 'Fashion Forward' adı altında gerçekleştirdiği moda filmleri seçkisiyle, benim açımdan moda ve sinemanın bir bütün olduğu yeni bir pencere açıldı.. Evet hemen hemen her filmde bir stil ve ikonik bir olgu var ama Çağlayan'ın paylaşımlarının bir kısmı sinemanın bilmediğim bir yüzü idi. Ve eminim ki her tasarımcının gönlünde yer etmiş böyle filmler vardır... Özgür Masur'un sevdiği moda filmleri nelerdir ?

Özgür Masur: Moda sadece ve sadece sinema ile bütün değil. Modanın kendisine yakıştırdığı ve içine aldığı o kadar çok alan var ki, düşünün otomotiv, telefon vs. Hep ve her zaman en yenisini , en güzelini ve en tasarım olanını ortaya çıkarıp PR ve pazarlama teknikleriyle tüketiciye ulaşır. Sinema da bunlardan biri sadece.


...sana kendini seksi ve yenilmez hissettirmeli

Alt Bilgi Blogu adına Yasemen: Tasarımlarınızı yaparken sessizliği mi tercih edersiniz yoksa mutlaka dinlediğiniz bir müzik ya da DVD'de dönen bir filminiz var mıdır ?

Özgür Masur: Genellikle müzik dinlerim ve mutlaka yanımda kahvem de vardır. Dinlediğim her hangi bir müzik türü olabilir ama genelde nedense gergin olurum o esanada:)))



.. rahat ve her şeyi yapabilen

Moda Boncuğu: Yurtdışından en cok begendiginiz/sevdiginiz tasarımcılar kimler?

Özgür Masur: Beğendiğim çok var: Gareth Pugh, Marc Fast, esasen bu durum genellikle her sezon değişebiliyor ama değişmeyen tek isim GIVENCHY


... herkese kafa tutabilen

Moda Boncuğu: Tasarım sürecine başladığınızda ve bir anda aklınıza hiç birşey gelmedigini fark ettiginizde, ne yaparsınız? O anki ilham kaynaginiz ne olur?

Özgür Masur: Tasarım sürecinde eğer çizmeye başlamışsam zaten belli bir birikimin ve araştırmanın sonucu ben kağıdın başına geçmişimdir, vee ardı arkası kesilmeyen çizimler başlar:)) Ama o esnada tıkanıyorsam çok sinirlenirim ve ara vermek durumundayımdır. Biraz daha araştırıp daha sonra devema ederim. Ayrıca ben tasarımda ilham diye bir kelimeye inanmıyorum, ben araştırmalarımda ve almış olduğum eğitimin sonucunda kendi kendime geliştirdiğim matematiksel bir sistemle işe başlarım, yani hiç bir zaman ilham geldi çizim yapayım diye bir şeye inanmıyorum:)


... hem asi hem yumuşak bir kalbe sahip bir kadın yaratabilmeli

Moda Boncuğu: Yanılmıyorsam hep bayanlar icin tasarımlar hazırlıyorsunuz, erkekler için de koleksiyonlarınız var mı? Eger yoksa böyle bi plan/projeniz var mı?

Özgür Masur: Erkek koleksiyonu ile ilgili danışmanlık yaptığım firmada böyle bir proje yürütüyoruz erkek koleksiyonu olarak, fakat kendi labelım için biraz daha ileriye bırakmış durumdayım.


... her nerede olursan ol seni oranın kraliçesi haline getirmeli

CHAIN REACTION: Özellikle ilk çıkışta, tasarımcı kendi içinden geleni, kendi kendine beğendiği ve inandığı bir silueti sunuyor (gibi geliyor bana doğru mu bilmiyorum:)). Belki etrafında ufak bir kamuoyu yoklaması yapıyor, nabız ölçüyor. Sizin bu anlamda bunu kitlelere sunmadan önceki, ama tam önceki hissiniz neydi? Neler hissetti,niz tedirginlik oldu mu acaba, ben napıyorum dediniz mi.? Acaba şurası şöyle olsaydı daha mı çok beğenilirdi gibi hisler oldu mu :)? Yanılmıyorsam ilk kez Galatamoda'da sundunuz, mesela tam onun öncesinde ne hissettiniz?

Özgür Masur: yani o anı bir ben bilirim, bir de arkadaşlarım. Dediğim gibi çok gergin olurum ve size nasıl gergin olduğumu anlatamam, yetişecek mi, oldu mu, nasıl çıktı vs. Ama eskiz aşamalarında bir stylist ile birlikte çalışıyorum, ortağımdan fikir alıyorum, benim de içime siniyorsa tamam diyip dikime başlıyorum. Bu aşamada fazlasıyla heyecanlıyımdır ve bazen sürekli makinanın altında işi alıp bir bakayım, bir bakayım derim, insanlar dikiş bile dikemez:) 10 dakikada bir gidip mankene bakarım, üzerinde değiştirmem gereken bir şeyler olur mu diye:)) Heyecanım bitmez.



Cenk Enüstün: 'Tam' hissetmeden, tereddütle sunduğunuz tasarımınız oldu mu.? Mesela içinize sinmeyen ama mutlaka beğenen olur diye yaptığınız? Veya tam tersi :) Yaparken muhteşem olduğunu düşünüp de ummadığınız olumsuz tepki aldığınız oldu mu, ve ne hissettiniz?(Bunları aşmış olabilirsiniz artık tabii ki, öyleyse böyle zamanlar oldu mu, ben tam o profesyonelliğe geçiş kısmındaki hisleri merak ediyorum galiba:))

Özgür Masur: E olmaz mı oluyor tabii, evet benim içime sinen parçaları çıkarıyorum ama bunun yanında ticari de düşünmek zorunda olduğum işler oluyor evet. Bu durum çok sinir bozucu ama maalesef para kazanmak da zorundayız ki bir dahaki sezon defile yapabilelim:)



... seni karanlıkların içinde ışıl ışıl parlatabilmeli

Cenk Enüstün: Bir tasarım yaratırken kafanızda belirli bir kadın silueti oluyor mu, ya da bilinçaltınızda oluşan (estetik açıdan veya yasam tarzı acısından) ideal kadın figürü üzerine hayal ederek tasarlıyor olabilir misiniz acaba :) Hatta şunu daha çok merak ediyorum, kıyafetini ziiyi taşıyamayan, kötü kombinlemiş veya hani olur ya "üff sen de giymeseydin" deriz (ya da ben mi diyorum sadece :)) böyle bir taşıyış gördüğünde ne hissediyorsunuz merak ettim. Belki şimdi onu aşmışsınızdır başlangıçta oluyor muydu mesela? Sanıyorum tehlikeli bir soru oldu:)

Özgür Masur: Tabii ki her koleksiyonumda kafamda bir tipleme oluyor ve o tipleme üzerine koleksiyonumu geliştiriyorum ama abzen defile sonrası kızları seyredince aman neden sana giydirdim dediğim de olmuştur, olmaz mı:) Yani bu sadece sana özgü değil, herkeste böyle bir duygu vardır hele de mükemmelciysen:) Yok değilsen zaten aman geçti gitti dersin ve biter:)



... elbisen ruhunu giydirebilmeli


3 Ocak 2011 Pazartesi

ÖZGÜR MASUR'la Söyleşi Yapmak İsteyen Styleboomerlar Aranıyoor:))

Evet evet yanlış duymadınız:) Bu Çarşamba akşamı Masur'la yepyeni koleksiyonunun eşsiz parçaları eşliğinde bir söyleşi gerçekleştireceğim, peki siz de bir ÖZGÜR MASUR severseniz ve ona sormak istedikleriniz varsa bu söyleşiye dahil olmak istemez misiniiz??

Tek yapmanız gereken bu Çarşamba saat 19:00a kadar sorularınızı buraya bloga yorum olarak(adsız yorumlar yayınlanmayacak maalesef:/), ya da Twitter ve Facebook üzerinden bana yazmanız. Ben hepsini kendisine iletecek ve sizin adınıza yanıtlarını alacağım, sonra daa burada yayınlayacağım.

Hadi bakalım düşlerimize birbirinden güzel elbiselerle giren sevgili Özgür Masur sorularınızı bekler:)


[Fotoğraf: İpek İnalbay]

12 Mayıs 2010 Çarşamba

ÖZGÜR MASUR | Anlattı...

Geçen haftadan bu yana sürpriz sürpriz diye sakladığım, sonunda Cumartesi tanışıp Styleboomerlar için(tamam tamam kendim için de:)) görüştüğüm ÖZGÜR MASUR'la yaptığımız söyleşiyi paylaşıyorum sizinle. Umarım okurken benim orada aldığım kadar keyif alır, kendinizi sizi anlatan bir ÖZGÜR MASUR içinde görebilirsiniz!

ÖZGÜR MASUR’u artık hepimiz tanıyoruz evet , ama yine de yazmaya başlamadan önce kendisini tek bir kelimeyle anlatmam gerekirse TDK sözlükten HARİKA kelimesine tıklamanızı rica ediyorum!



...Cumartesi sabahı saat 10:00da bana saatleri unutturacak bir kapıdan adımımı attım. Karşımda nezaketi, içtenliği, güler yüzü, samimiyeti, hırsları, telaşları, hoşluğu, sivri köşeleri ve yumuşak yüzüyle, kısacası her haliyle bir ÖZGÜR MASUR oturuyor, konuşuyor, gülüyor, sinirleniyor, anlatıyordu.



Önce her yanından nefesimi kesen elbiselerin fışkırdığı bu bembeyaz ve aydınlık atölyenin hikayesiyle başladık. Evde dikip hazırladığı kıyafetleriyle ilk kez katıldığı Galata Moda’nın onun için bir dönüm noktası olduğunu anlattı, Nişantaşı Ihlamur Yolu Caddesi’ndeki daire onun uykulu, uykusuz düşlerine ev sahipliği yapmaya GalataModa’dan kazandığıyla başlamış. Ama tabii sadece daireyi tutmaya yetebilmiş, çünkü ÖZGÜR MASUR da aynı bizim gibi kazandığını harcamaya bayılıyor:) ne yapsın! Orayı “onun” yapan, yine her şeyiyle ilgilenen, tasarlayan ve hazırlayan kendisi.



Sokaktaki adamın bile Aşk-ı Memnu’dan Bihter’in üzerindeki nefis elbiselerin yaratıcısı olarak tanıdığı ÖZGÜR MASUR tabii ki bundan çok daha fazlası, akademi mezunu tasarımcı işin mutfağını da vitrini kadar iyi biliyor, o yüzden de özenli ve disiplinli bir eğitime çok önem veriyor.

Son ödül törenleri gösterdi ki Türkiye’de couture’un yeni prensi o: aynı kırmızı halıda, farklı kadınları birbirine benzemez kostümler içerisinde giydirmek ve her biriyle ayrı ayrı beğeni toplamak kolay olmasa gerek. Ona rutinleşmeden böyle kimlikli bir çizgiyi nasıl yaratabildiğiin soruyorum, cevabı detaylarda buluyorum. İçinde bulunduğumuz mezuniyet, nişan, düğün sezonuyla sizin prensiniz de olabilir:)



ÖZGÜR MASUR okumayı, sokaklarda gezmeyi, hikayeler kovalamayı, müzik dinlerken kaybolmayı seviyor, bu aralar bir de fotoğraf çekmeyi. Ben elbiseler arasında kaybolmuşken benim fotoğrafçı arkadaşlarıma yeni makinesini gösteriyor:)

Şu anda eminim siz de benim gibi Ağustos’ta yapılacak IFW’de sunacağı 2011 İlkbahar/Yaz koleksiyonunu merakla bekliyorsunuz, koleksiyon büyük süpriz benden söylemesi, ama MASUR şu an sadece hikayesini yaşıyor, rahat ve telaşsız, daha o hikayenin aktrislerini düşlediğinde bile yüzü kocaman gülüyor. Ona çok heyecan verdiği belli. Bize nasıl melek olunur göstermek için organzadan hazırladığı kısa ceketi giyiveriyor! Evet artık kanatları var:)



Melek gibi ama bir yandan da hırslı! “Çok ama çok hırslıyımdır ben” diyor, öyle ki IFW için hazırladığı bir proje umduğu gibi olmayınca tüm emeğini kaldırıp çöpe atacak kadar! “Zorunlu değilim” diyor “beni memnun etmeyen hiç bir şeyi yapmam, beni tatmin etmiyorsa illa defile yapacağım diye bir şey yok, gerekirse çıkmam” . Bu hırs belki kendisi için yorucu, zorlayıcı ama sonucu bu tasarımlarsa eğer bizim için işe yarıyor:) Yine de sadece hırsın yeterli olmayacağını söyleyecek kadar da maneviyatı yüksek, kısmete çok inanıyor, aylarca kapısının hiç çalınmamasına da bir günde kapısında kuyruk olmasına da hazır.



Genç tasarımcılar”ın artık nasıl da bir ekol olduğunu konuşuyoruz. Ona kendileri için “the coolest thing in town” diyorum. Genç tasarımcıların birbirleriyle ilişkisinden çok memnun, birbirleriyle arkadaş olmaktan, birbirlerine köstek yerine destek vermekten ve başarılarına sevinmekten memnun. Yine de madalyonun iki yüzü olduğunu belirtiyor: bu hal hem güzel, hem yanlış. Güzel çünkü yeni jenerasyon olarak birbirine sahip çıkmak, aynı ufuk çizgisine beraber bakmak, bunu paylaşabilmek, egoları başkalarının üstüne çıkmak için değil, kendini olduğundan daha iyi olmak için kullanmak gibi bir artı getirmiş. Yanlış çünkü tasarımcı bir yerde izole olmak, çok iç içe durmamak, kalmamak zorunda. Bu anlamda çok ince bir çizgi olduğunu ve bu çizgiyi iyi belirlediklerini düşünüyor.

Tabii arada "içeride neler oluyor?" merakındaki Boom tasarım mutfağına da dalıyor, atölyede kesme, ütüleme, prova derken hummalı çalışmalara tanık oluyorum. Renk renk iplikler makinelerden süzülmüş, ütünün buharı katlara inadı bırakmalarını söylüyor. Makas ise nazik ve uyumlu...Asistanlar dev fırfırları minik toplu iğnelerle yola getiriyor bir yandan. Ben de ucundan tutuyorum, sadece seyretmek olmaz:)



Biraz da son koleksiyonundan bahsediyoruz, kışı çok seven ÖZGÜR MASUR kadının sessiz protestosunu anlatan PROTEZ-STO ismini verdiği , derin anlamı ve siyah beyaz ağırlıklı parçalarıyla ön plana çıkan, çok beğenilen, çok konuşulan son koleksiyonunun magazinde sivriltildiği sekilde Bergen üzerine kurulmadığını, ama çok trajik ve bir o kadar ilham veren hikayesiyle Bergen’in koleksiyonu yükselten donelerden biri olduğunu söylüyor. Türkiye’de arabeski reddetmenin anlamsız olduğunu, ama her şeyi arabeskleştirmenin ve ajite etmenin de aynı derece gereksiz olduğunu belirtiyor. Arabesk burada topraktan çıkıyor diyoruz.



ÖZGÜR MASUR’a göre gösteriş pul, payet ve taşlarla en fazla sunileştiriliyor, oysa gerçek gösterişin kumaşta ve kumaşla oynanan oyunda, kumaşa kazandırılan detaylarda gizli olduğunu söylüyor. ÖZGÜR MASUR kadını bu anlamda hem güçlü ve hem de zarif. Ona tam da burada bir kadına yalnızca tek bir moda tavsiyesi verse ne dersiniz diye soruyorum, bana “kendini en güzel hissetiğin kadın ol ve o kadın için özen göster" diyor. Bu cevap, benim haftalardır tweetlemekten, düşünmekten, paylaşmaktan alıkoyamadığım güzellikte!



ÖZGÜR MASUR evet artık çok ünlü, çok tanınır ama hayır ulaşılmaz değil. İnsanüstü bir yoğunlukta çalışssa da, özellikle tasarımcı olmak isteyenler için vakit ayırmaya çalışıyor, eğer atölyedeyse portföyünü alan biri kapısını çalabilir, ona bunu yaptıran akademik eğitiminin verdiği bir hassasiyet , tasarımcı olmak isterken neden besleniyor daha o aşamadayken konuşmak, yol göstermek, yönlendirmek fikir vermek en doğrusu diyor. Şu an 4 stajyeri var, biz sohbet ederken onlar da içeride kocaman bir elbise için çalışıyorlar.



ÖZGÜR MASUR’un öncesi ya da sonrası yok, hala hep aynı yaşıyorum diyor. Sadece eskiden daha az yoğun olduğunu, şimdi bir çok işi yapmak, yetiştirmek durumunda olduğunu belirtiyor. "İnsanların istediği ya da direttiği değil kendi istediğim noktadayım” diyor, “sonuçta modacıların da modası var ve moda popüler olan, geçici olan bir şey, geçen sene Pugh çok modayken, kışın Jason Wu çok moda olmuştu, şimdi ben moda oldum ama bu geçebilir, bu kadar konuşulmayabilirim” diye devam ediyor, bu sebeple onun için esas olan kendi çizgisi.



Ulaşılabilirliğini bir de fiyat anlamında soruyorum, bir ÖZGÜR MASUR kıyafeti asla şu kadar liranın altına inmez gibi bir eşiği olmadığını söylüyor, tasarımlarının kumaş, dikiş ve emeklerine gore fiyatlandığını, çok çok pahalı bir elbiseyi bile materyalle oynayarak ulaşılabilir kılabileceğini söylüyor. Bunun üzerine bana GALATA MODA için hazırladığı cicileri gösteriyor, içine sinmiş belli, renk renk versiyonlarını hazırladığı bir elbisedeki her detayı tek tek anlatıyor. Kendime not: GALATA MODA bu yıl da kaçmaz!



Bir çok konunun yanı sıra belki heyecanla beklemekte olanlarımız vardır diye bir de tasarımcı ve zincir mağaza işbirlikleri ile ilgili fikrini soruyorum. Bu işbirliklerinde oldukça dikkatli olunması gerektiğini düşünüyor, çünkü tasarımcının ismini zedelemesi olası ve örnek olarak H&M’i veriyor. Karl Lagerfeld’in H&M için yaptığı koleksiyon çok güzelken ve fiyatı H&M için yine de çok fazlayken Matthew Williamson koleksiyonunun özellikle malzeme ve isçilikteki anormal kalitesizlik yuzunden modacıya zararı olduğunu düşünüyor. Yine de tasarım işbirliklerine sıcak bakan MASUR’un düşündüğü birliktelikler ise çok daha farklı. Örneğin M.A.C için bir renk skalası hazırlamak gibi.



Sonrasında ben kendimi askılara bırakıyorum! Pudra, pembe ve lila gibi yumuşak tonlardan, saks mavisi, kan kırmızısı, petrol yeşili gibi güçlü renklere; drapeli yaka, sırt ve gövde detaylı akışkan şifonlardan; uzun ince bir silüeti garanti eden ipek satenlere, origami detaylarla zenginleşmiş modern klasik gelinliklere uzanıyorum. Elbiseler seçip( ki seçmek çok zor!), fotoğraflar çektiriyorum, size de resimlere tıklaması, sorularıma verdiği cevapları okuması kalıyoor:)




1.Bir “ÖZGÜR MASUR” kadını tanımlamanız gerekse hangi kelimeleri kullanırdınız?
Özgür Masur kadını; hayata karşı duruşu olan stil sahibi ve her koşulda farklılıklarını hissetirebilen kadınlardır...

2. Türkiye’de modaya “kimlik” getiren ilk tasarımcı bence sizsiniz, demek istediğim görür görmez "bu bir Roland Mouret" ya da "bir Herve Leger" diyebildiğimiz gibi size ait bir elbise gördüğümüz anda da bu bir ÖZGÜR MASUR diyoruz. Kendinizi tekrar etmeden, rutinleşmeden böyle kimlikli bir çizgiyi nasıl yaratabildiniz?
Araştırmacı kişiliğim ve yaratılcılığımı bir noktada bütünleştiriyorum yeni bir koleksiyon oluşumu esnasında inanılmaz işime yoğunlaşıyor ve daha iyisini hayata geçirmek için yüzlerce eskiz çalışmaları sonrası Özgür Masur'ca yorumlanacak detaylarımı koleksiyonumda yorumluyorum. Böylelikle rutinleşmeden kendini tekrardan uzak yeni bir koleksiyon hazırlamış oluyorum.



3. İlhamlarınız nasıl, nereden geliyor, ya da siz onları nerede arıyorsunuz?
Bunu her zaman dile getiriyorum ben asla ilhama inanan bir moda tasarımcısı olmadım… İyi bir gözlemciyimdir, sokaktaki insanları incelemeyi severim, koleksiyon aşamasında ise sadece ve sadece neyin beni daha doğru sürükleyeceğine ve beni heyecanlandıracağına bakarım… Bir çok eskiz çalışması sonra o cevabı kendim bulurum :)

4. Peki ya ilham veren kadınlar?
Dediğim gibi ilham perilerim yok ama beni çok heycanladıran kadın hikayeleri vardır bunlardan birini zaten kullanmıştım Bergen'i. Bunun dışında ise beni gerçekten yükselten ve heyecanlandıranlar ise Amy Winehouse, B'jörk, Madonna ve bir dolusu. Bunlar gerçekten beni çok heyecanlandıran kadınlardır, bir konseri, bir şarkısı, herhangi bir çıkışı yükseltebiliyor beni.

5. Koleksiyonlarınız çoğunlukla enfes ve eşsiz kat oyunlarından, origami detaylardan oluşuyor. Bu nasıl ortaya çıktı, doğal bir akış mıydı?
Çizim aşaması sonrası içime sinen detayların tamamen kumaşa yansıması daha doğrusu aktarılması aşaması gelir hatta beni en heyecanlandıran kısım da odur, sonuç itibari ile beğendiğiniz ve dile getirdiğiniz bu kumaş oyunlarım. İşte o zaman son halini alır ve elbiseye Özgür Masur dilinden hayat vermiş olur:) Origami sanatını gerçek anlamda çok seviyorum, kat kat etkileri her zaman kolleksiyonum için bir anlatım dili oluyor .



6. Sizin favori sezonunuz hangisi, sonbahar mı yoksa ilkbahar mı?
Zaman zaman değişiyor ama kışı daha çok seviyorum… Detaylarımın bir çok noktada tasarlanabileceği alternatifler daha çok oluşabiliyor ( pelerin, ceket, kaban gibi… )

7. Sizin tasarımlarınızda sanki artık unutulmuş bir “zerafet” var , zarif, naif, sofistike, belki kırılgan ve sanki göze sokmadan seksi olabilen? Yeni yüzyılın vahşi ve kavgacı çizgilerine karşı bir duruşunuz mu var, yoksa son zamanlarda yumuşayan yeniden romantikleşen moda sebebiyle mi bu yönde kıyafetleriniz?
Koleksiyonlarımdaki detaylar son derece güçlü detaylar dolayısı ile bu detayları abartmak gözü yoran ve elbiseyi tamamen alaturkalaştıran bir yöne doğru da gidebilir dolayısı ile düz sakin beden üzerine yerleştirilen detaylar bahsettiğin gibi kadını son derece zarif abartıdan uzak gösteriyor ama bir yandan tasarım bir elbise taşıdığını hissettiriyor. Bu durum benim en belirgin çizgim diye düşünüyorum. Ayrıca benim elbiselerimde- romantik bir elbise bile olsa- mutlaka bir yerinde gerçekten çok yakında da durmayan agresif bir yan oluveriyor, bu agresiflik ise çok yavan durmuyor. İnsanlar galiba beni bu noktalarda tanımlayabiliyor.



8. Modanın en çok nesini seviyorsunuz?
Moda gerçek anlamda çok da ciddiye alınmaması gereken bir şey; bir yandan gelip geçici ve hızlı olması beni rahatsız ediyor bir yandan da daha çok çalışmam gerektiğini, çok daha yeni detaylar üretmem gerektiğini düşündürüyor, bu gereklilik içindeki yeni çeşitlemeler beni mutlu ediyor. Hız içinde çeşitlendirmeler diyebiliriz buna.

9. Görünen o ki sizinle ve bir kaç isimle daha başlayan “young designers” bir ekol haline geldi, hatta isimler de arttı. Şu anda bir çok ünlü modacıya yüz çevirip young designers giyinmek “the coolest thing”, sizce böyle hip böyle büyük bir etkiyi ve bağlılığı nasıl yaratabildiniz genç tasarımcılar olarak?
Açıkçası bizim jenerasyon farklı olanı aramakta ve kendine has bir stil oluşturmak adına çok çaba sarfetmekte, dolayısı ile birbirinden apayrı bir çok seçeneğin kemikleştiği tasarımları hayata geçiren bu jenerasyona ilgi yüksek oluyor çünkü stilinizi yansıtabilme şansınız oluşuyor…Ayrıca bizden önceki jeneresyonda kim ne derse desin bize çok öncülük etmiş, biz sapmamamız gereken yolları onlardan öğrenerek geçiriyoruz, bu yadsıyabileceğimiz bir durum asla olamaz. Her zaman dünyadada bu böyle değil midir? Taze kan taze heyecanlar bu dünyanın genel kuralı gibi birşey.



10. Bir kadına yalnızca tek bir moda tavsiyesi vermeniz gerekse, ne söylerdiniz?
Kendini en güzel hissetiğin kadın ol ve o kadın için özen göster :)...ve mutlu olduğun elbise içinde mutsuz dünyada varol.

11. Genellemeleri pek sevmem ama “Türk kadını” dediğimiz bir durum var malum:) Genel bir tip olarak Türk kadını giyinirken neyi asla ve asla yapmamalı ya da neyi mutlaka yapmalı sizce?
Kadınlarımız beden ölçüleri ile barışık olmayı öğrenmeli ve bu ölçünün kaldırabileceği kıyafetleri giymeli.

12. Son ödül törenleri de gösterdi ki ÖZGÜR MASUR kırmızı halıya çok ama çok yakışıyor! Size ait bir tasarım içinde görmek istediğiniz bir Türk bir yabancı isim sorsam?
:) … sanırım bu konuda çok şanslıyım şimdiye kadar sadece ve sadece gerçekten birlikte çalışmak istediğim ünlüleri giydirdim çünkü bu benim için keyif alabildiğim sürece yapabileceğim birşey… Bir gün Sezen Aksu için bişeyler hazırlayacağım, kapısını çalıp bunu size hazırladım diyeceğim, şu ana kadar tanışma fırsatımız olmadı. Onun için bişeyler tasarlamayı istiyorum. Ulaşılmaz biri değil biliyorum ama bizim yollarımız çok doğal şekilde kesişecek ve ben o günü bekliyorum:)
Yabancı bir isme gelince inan hiç düşünmedim ille de bir cevap vermek durumunda olsaydım Amy Winehouse derdim:) Çünkü o çok farklı bir tarzda, kendine has tarzı olan bir kadın ve ona ÖZGÜR MASUR dilinde hiç olmadığı, hiç görünmediği kadar farklı görünmesi için özel bişeyler hazırlamak isterdim…mesela pembe bir tuvalet dikip deri troklu bir motorcu eldiveni giydirirdim! Çok güzel olmaz mıydı başka birşey bence :))

13. ÖZGÜR MASUR’un yurtdışı planları neler, bizim gönlümüzü fethetti peki şimdi nereye göz koydu? İstanbul'dan sonra sizin moda kentiniz Paris mi, Londra mı, New York mu, Milano mu?
İnanın bu konuda hiç acelem yok, kendime inanmasaydım bu işe gerçekten adım atmazdım. Moda tasarımcısı kimliğim ile ileride nerelerde olacağımı hep birlikte göreceğiz:) ama bir şehir ismi vermem gerekirse Londra olurdu, ruhuma daha çok uyuyor.

14. Önümüzdeki ilkahar/yaz sezonu koleksiyonuna başladığınızı düşünüyorum? Nasıl güzellikler bekleyelim?
Sürpriz…

15. Son yıllarda modada büyük ve yaratıcı işbirlikleri oluyor, modacılar içki ve su şişeleri, spor ayakkabıları, hatta kırtasiye ürünleri için markalarla işbirliği yapıyor ya da street storelara koleksiyon hazırlıyor. Sizi heyecanlandıran, dahil olmak isteyeceğiniz böyle bir proje var mı?
Ben bu tarz projelere son derece sıcak bakan biriyim, nihayetinde tasarımcı kimliğim sadece ve sadece tekstil için varolan bir yetenek değil, dolayısı ile bir çok alanda beni heyecanlandırabileceğine inandığım işlere imza atmak isterim.MAC'in renk skalasını hazırlamak gibi ya da abajur tasarımı çok severim bu tarz bir çalışma olabilir.

Son olarak…
16. En sevdiğiniz şehir? En beğendiğiniz tablo? En kaybolduğunuz kitap? En iyi bulduğunuz film? En çok mırıldandığınız şarkı? En hayranlık duyduğunuz tasarımcı? En lezzetli yemek? En çok aşık olduğunuz kadın?
Kesinlikle İstanbul
Bu aralar Zerrin Tekindorun desenlerini çok beğeniyorum ama benim için vazgeçilmez olan EGON SCHIELE
En kaybolduğum kitap değişebiliyor hemen hemen okuduğum kitaplar beni etkiler ve özellikle seçerim ama en son okuduğum kitap "Ali ile Ramazan"
En iyi bulduğum film "The Hours"
En çok mırıldandığım şarkı şu aralar "Hande Yener-Bi Gideni Mi Var" ve "Madonna-Vogue"
En hayran olduğum tasarımcı Gareth Pugh ve Ricardo Tisci
En lezzetli yemek "kesinlikle karnıyarık":)
En çok aşık olduğum kadın "Nicole Kidman"


BİTERKEN...Her muhteşem elbise karşısında kendine rejim sözü veren klasik bir hatun olan BOOM çekim biter bitmez bi makaron yuvarlarken görüldü:)) Modellik zor işmiş!



Fotoğraflar: "Başak Demircan" ve "İpek İnalbay"

İçerik Kullanımı: Burada yayınlanan içerik ve fotoğrafların hakkı aksi belirtilmedikçe tarafıma aittir. İzin alınmadan ve kaynak gösterilmeden kullanılmaması rica olunur. Fotoğraflar Styleboomblog, Başak Demircan ve İpek İnalbay isimlerine aittir. Teşekkürler