Koltukta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Koltukta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2013 Pazartesi

INSPIRE ME | Onur Yüksel'in İlham Panosu


Haftanın ikinci gününden merhaba!

Bugün, blogda yeni bir seriye başlamanın heyecanı içindeyim ve umarım her ay bunu devam ettireceğim. Her ay 1 konuğa ona ilham veren 5 şeyi sorup bir "ilham panosu" yapacağım. Kimbilir belki bir kaç post sonra burada bir Boomer'ın panosu da yer alır ♥

İlk konuğum eşsiz zevkine çok güvendiğim arkadaşım Onur Yüksel:) Çoğunuz onu, sizin kahve benim süt saatime eşlik eden coffeeplaylist.com 'dan; ya da sokaktanemoda.com 'dan tanıyorsunuz. Onur, "farkediyorum ki "azı karar çoğu zarar" denklemi mevzu ilham olunca işe yaramıyor" dedi ve bana ilham notlarını açıkladı: ta taa! Kendisi...

4 Mart 2013 Pazartesi

BLOG | Deniz Baran Is Back ♥


Herkese iyi haftalaaar! Bir süredir ne blog ne de diğer mecralarda çok sesim çıkmıyor çünkü anormal bir telaşın içindeyim:o En kısa sürede yine bol col cıvıldamaya başlamayı umuyorum:)

Yeni haftayı yeni bir başlangıç ile açalım dedim! Daha önce de buraya iki kez konuk ettiğim bir tanecik Deniz Baran blogosfere geri döndü ♥ Eşsiz stili, inanılmaz vintage koleksiyonu, zamansız ile moderni mükemmel şekilde harmanlaması gibi stile dair inanılmaz doyurucu blogunun yanında; duruşu, akademik başarısı, fotolarına eşlik eden hikayeleri, eskiye saygısı ile bende yeri apayrı olan Deniz  son aylarda birbiri ardına postları sıralayıp, yine iç geçirtiyor:) 

Ben favori karelerimden bir seçmece yaptım, daha fazlası için denizbaran.net 'e tıklayıp hem stilinden ilhamlar alabilir, hem sözcükler içinde kaybolabilir, hem de belki  "Deniz'e Sor" köşesinde kendinize cevaplar bulabilirsiniz:)) New York manzaraları da cabası:)

18 Temmuz 2011 Pazartesi

STYLISH | Erkek Gardrobunun Olmazsa Olmaz Parçaları! Hanımlar İş Başına:)

Son bir kaç seferdir Romeo'larına da en az kendilerine olduğu kadar düşkün şahane Styleboomerlardan "beyler için olmazsa olmaz nelerdir" soruları geliyordu:) Ben de bu durumu, işin uzmanlarından birine MEN'S FASHION Ozan Alçın'a çıtlatmıştım. Sonunda postu-ama öyle böyle değil ne olmalı, nasıl kullanılmalı, nelerden esinlenmeli gibi detaylarla- yayınlamış bulunmakta! Bu posta bir aksesuar delisi olarak ve minicik bir aksesuarın bir görünümü nasıl değiştirdiğini iyi bilen biri olarak için ekleyebileceğim 2 şey var:
1) Kol düğmeleri- artık öyle çok çeşidi var ki; grafik, renkli, klasik, taşlı... Çok klasik bir takımın kolunda uzanan mesela color block bir kol düğmesi işte bu adamın Styleboomer sevgilisi bu işi biliyormuş dedirtir:p

2) Yaka mendili-üstelik eskisi gibi bembeyaz bir çizgi halind eolması şart değil! Puantiye, neon, marul gibi kıvrılmış ya da jilet gibi katlanmış:) Mutlaka mendilleri artırmalı!

Hadi bakalım hanımlar, kendimizi bitirdik şimdi sıra öyle bir defada kolay kolay laf söz de dinlemeyen sevgilimize el atmaya geldiii. Gazamız mübarek olsun:)) Hemeeen buraya tık tık !

[Görsel: The Sartorialist]

14 Temmuz 2011 Perşembe

ATOS-PORTOS-ARAMİS :)

Günaydın sevgili Styleboomerlar! Bugün blogu bu 3 silahşöre ayırmaya karar verdim:) Neden mi? Önce sözüm size hanımlar, hep ben hep ben nereye kadar, elinizin ucundaki sevdiceğiniz, beyaz atlı prensiniz için de var moda, stil, trend, tamam biraz sabit fikirliler ama onu da aşmak size kalmış! Sonra sözüm beylere, 21. yüzyıla geldik, hala "ya şu İtalyan erkekleri yok mu, oww, wooow, hiiii" dedirtiyorsunuz bize, ama böyle olmaz ki beyler, biraz çaba:)) Aynı kara kaş, aynı kara göz var madem, azıcık giyinmeyi, renklerle dansetmeyi, detaylara dikkat etmeyi öğrenmekte ne var!



İşte bu iki sorunun çözümü için sizi yukarıdaki ilk iki beyefendiye havale ediyorum! NICE THINGS FOR NICE BOYS blogunun sahibi Ufuk Onur ve MEN'S FASHION blogunun sahibi Ozan Türkiye'de çerçevesini, çizgisini bozmadan, sadece ce sadece erkeklere, erkekler için "erkek modası" yazan iki blog!

NICE THINGS FOR NICE BOYS yeni trendlerden haber veriyor, erkekler için giyim/kuşam meselelerini masaya yatırıyor, yetmedi merak ettiğiniz/beğendiğiniz pek "tatlı çocuk"larla söyleşiler yapıyor, yanında şu memleketimde zaten sadece 1-yazıyla bir- tane olan onun da editoryal sayfaları yetişmeyen erkek dergisiyle yarışır enfes editoryallere imza atıyor!

MEN'S FASHION ise kapsamlı trend raporları, daha da önemlisi stili ipuçları, kişisel stil postlarıyla kombin ilhamları almak için birebir. Sevgilileri giydirmek zor hanımlar, bi kere baştan nato kafa nato mermer oluyorlar, bazen nuh diyor peygamber demiyorlar, ee hal böyleyken MEN'S FASHION dopingi alıp, silahları iyi kuşanmak, erkekte stil yaratmak için ipuçlarını almak şart!

Üçüncü silahşör MODAFOBİK ise hayır erkek modasını değil kadın modasını da değil, "moda"yı çok ama çok başka bir dilden anlatıyor, hatta bazen gülmekten yerlere yatırıyor:) Bunu anlatabilmem için kelimeler yetmez, mutlaka okumalısınız! Modanın komik/trajik/ironik halleri, "oğlum/kızım büyüyünce de giyersin" travmalarından, moda tarihinin şaşırtan hallerine, kötü saç günlerine, takip ettiğiniz bloggerların yaşlanınca neye benzeyeceğine kadar pek çok şey onun satırlarında! Uzuuuun yazıyor o yüzden uzun uzun bayılıyorum. Ve buradan itiraf ediyorum modayla ilgili pek çok şey okumuş, yalayıp yutmuş, 33 yaşına gelmiş biri olarak ben bile ondan bir dolu şey öğrendim!

Aslında bu beyler yeni değil, uzun zamandır blog yazmaktalar ama bu uzun zamanda hep gelişip, yenilenip, daha da güzelleştiler, yine de o ilk çizgilerindeki tadı korudular. Yazması zor, okutması zor konularda "en iyisi" olabildiler. O yüzden her yeni gün postlarını heyecanla bekliyor, okudukça okuyorum:)

26 Nisan 2011 Salı

KOLTUKTA | Deniz Baran Styleboom İçin "Renk"lendi:)

Styleboom'un biricik blog arkadaşları bu koltukta misafir olmaya devam ediyoor! Nisan ayının konuğu taa Amerika'da yaşayan bizim biriciğimiz DENİZ BARAN



Deniz benim hem blogdaşım, hem de o da akademik çalışma uğruna bazı bazı sürünüp sefil olduğundan kaderdaşım:)) Hala takip etmiyorsanız büyük bir ilham perisini kaçırıyorsunuz demektir:) Her bir kombiniyle beni benden alan Deniz bu defa Styleboom'a özel olarak sezonun "Colorblock" trendini uyguladı, pek tabi ki artık imzası haline gelen "vintage"ı ihmal etmeden:) Teşekkürler Deniiz, seni hem özlüyor hem de hiç gitmemişsin gibi yakınımızda hissediyoruz ♥ Şimdi söz DENİZ BARAN'da:




Tum StyleBoom okurlarina kocaman bir merhaba :) Sizler gibi benim de blogunu okumaktan muthis keyif aldigim, sevgili StyleBoom, 2011 Ilkbahar\Yaz trendlerinden aldigim ilhamla bir kombin olusturup, Nisan ayinda blogunda beni misafir etmek isteyince; renksever bir blog yazari olarak aklima hemen COLOR-BLOCK trendi geldi. Biliyorsunuz moda aslinda tekerrurden ibaret. Bu kombindeki ceketin annemin oldugunu ve 80'lerden kaldigini soylersem sanirim ne demek istedigimi daha iyi anlatabilirim diye dusundum ve renkleri kendim biraraya getirecegime bu cekette oldugu gibi COLOR-BLOCK trendinin bir parcada uygulanmis halini kullandim. Ben kendi adima StyleBoom'a konuk olmaktan ve sizlerle blogum haricinde bir platformda bulusmaktan cok keyif aldim. Umarim sizler icin de guzel bir surpriz olmustur bu misafirlik.

Sevgiler,

Deniz





Ceket: Annemin 80'lerde giydiği ceketi
Bustiyer: Urban Outfitters
Pantolon: Alexander McQueen (Target)
Kupe: Vintage
Sapka: Ralph Lauren
Gozluk: Christian Dior

28 Mart 2011 Pazartesi

MAKE ME BEAUTIFUL | 10 Dakika Gecikiyorum Makyajım Bitmedi!

Hem bloga bıraktığınız yorumlarınız, hem mailleriniz hem de özellikle 444BOOM yani Formspring'e bıraktığınız sorularınızın büyük bir kısmını giyim ve stil ipuçlarının yanında "kozmetik" soruları oluşturmaya başladı hanımlar:)

Ben dee elimden geldiğince, tecrübe edip kullandıklarımı sizinle paylaştım, cevap olabileceğine inandıklarımı yazdım amaa artık bu işi uzmanına devretme zamanı geldi bence:)



Benim sürekli okuduğum ve hemen her okuduğumu da uyguladığım tek ve yegane kozmetik blogu ile sizi tanıştırayım o halde: 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ :)

İsmi bile samimi, keyifli ve gerçekçi öyle değil mi:)?

Bu blogu takibe almanızı şiddetle öneririm sevgili Styleboomerlar, yeni ürünler, denemeler, testler, en basitinden daha komplikesine makyaj tavsiyeleri, kırmızı halı makyajlarının kritikleri ve daha fazlası burada!



Üstelik attığım maile olumlu dönünce beni havalara uçuran 10 DAKİKA GECİKİYORUM MAKYAJIM BİTMEDİ blogunun sahibesi AC. ile size bir de sürprizimiz var! 10 Dakika Gecikiyorum artık haftada bir sizden Boom'a mail ya da formspring yoluyla gelen kozmetik sorularını sizin için cevaplayacak, burada Styleboom'da bir köşesi olacak:) O zamana kadar hadi dooğru bloga tık tık, eminim bugün tüm gününüz onu okuyarak geçecek ♥

13 Ocak 2011 Perşembe

KOLTUKTA | StilCatcher'dan TOPGUN!

Bu ayın konuğu kalemi kuvvetli bir blogger ve gazeteci olan STILCATCHER:)) Seçtiği konuya ise bence bayılacaksınız çünkü bizi taa eskilere sürükleyip yeniden günümüze, günümüzün en esaslı trendlerinden birine geri getirecek. Koltuğa oturmayı kabul ettiği için STILCATCHER'a binlerce teşekkürler! Hadi yazının keyfini çıkarın:)



Yıl 1986 idi yanılmıyorsam.O zamanlar Ereğli’de yaşar, mutlu mesut okula giderdim.Çevrem ve okulum, Ereğli Demir Çeliğin tesisleri içinde olduğundan bir nevi izole bir yaşamdı benimkisi.Yaptığımız bir halt yoktu.Okul,ev, bol spor, lojman içinde dolanma, çay partileri dışındaki en önemli sosyal aktivitemiz ise sinema olayı idi.O yıllar için İstanbul’dakileri, aratmayacak çok güzel bir sinemamız vardı.Finansal destek fabrikadan geldiğinden,büyük şehirlerde vizyona giren filmler aynı anda minik kasabamızda da oynardı.



Cuma akşamları ise,bizim topluca sinemaya gitme günümüzdü.Toplucadan kastım da sınıfca oluyor bu arada.25 kişi bir arada-ne anlıyorsak artık-sinemaya gider,sinema çıkışı da 48 evlerdeki bakkalın önünde piyasa yapardık.Soğuk filan da işlemezdi piyasa için.Tabii,küçük ortam.İt uğursuz gibi ailesel takıntılar olmadığından ,ailemizin aklı kalmadan bol bol takılırdık...
Lafı uzattım biliyorum.Devam edip konumuza gireceğim.



Top Gun ile işte böyle bir ortamda tanıştım.Ve üstelik yalnız da değildim bu esnada.Annemin zorla elime tutuşturduğu sevgili kardeşim de benimle beraberdi..Ben buluğ çağını yaşamakta olan bir genç kız,o ise 6 sında bir velet.Ekstra bir üçüncü kişi daha vardı; “ablamla gitcem” ağlamalarına dayanamayan benim yufka yüreğim.



Bütün o havalı çekimlerine rağmen Top Gun,benim için filmden ziyade müzik demek.Minik kardeşim için ise,Kelly McGills. Kart yüzlü hatunun nesini sevdiyse,pek bir beğendi.Hatta öyle bir hayranlıkla izledi ki hatunu ,filmin bütün şarkılarını o söylüyor sandı.Sanmayı bırakın bir de doğrusunu öğrenmek istemedi.Dik kafalı ya “hayır o şarkıyı o kız söylüyor”. Böööhhhhh yanılmıyorsam 10 saat filan ağlamıştır.
Abartmıyorum!.
Şahitlerim var.
Şimdi ne zaman ‘take my breath away ‘çalsa bir yerlerde, aklıma hep keçi kardeşimin böğürmeleri geliyor.
Evet Top Gun ile böyle bir ilişkim var benim.



Bazı filmler vardır,film karakterlerinin posterleri filmin hikayesinin gerisinde kalır.
Oyuncular bile o posterlerindeki duruşları,bakışları,hatta giysileri ile star olurlar. Tıpkı 80 lerin ikinci yarısına damgasını vuran ve Tom Cruise’u Hollywood starına dönüştüren Top Gun gibi.
Filmin başrolünde gerçekten Tom Cruise’un canladırdığı Maverick mi var?Yoksa pilot gözlükleri mi? Kaçımız,Maverick’i,cesur,dost canlısı,cesur,ve hafif depresif olarak hatırlıyor?
Ya da neden Top Gun dendiğinde ilk akla pilot stili deri montlar ,beyaz t shirtler ve siyah Ray Banlar geliyor?



Temelinde zayıf bir konu yatsa bile havalı görünümler ile moda yön değiştiriyor işte.Birden bire beyaz t shirtler trend olmaya başlıyor.Ya da gösterime girdiği yıl erkekler Ray Ban’larla geziyor,çapkın çapkın… Armaları bol olan deri montlar aranmaya başlıyor,onları nasıl kombileyeceğimize dair beyin fırtınaları yapılıyor. Tulum istiyor oluyoruz. Hani pilotların giydiği cinsten.Uzun kollu gömlek modeli gibi.Üzerlerine armalar dikince de askeri bir stil yaratıyoruz. Kalın saatler,bağcıklı botlar,deri bileklikler en sevilen aksesuarlarımız oluyor birdenbire. Ama her ne kadar fiyakalı görünülmeye çabalanılsa da erkek arkadaşının dolabından aşırılmış gibi duran beyaz t shirtle ile birlikte,fazlasıyla maskülen bir kadın stili söz konusu. Ve bu tarzı ile de kadın,erkek dünyasında kendini kabul ettirebilmek için dişiliğini olabildiğince bastırıyor.




Bir de haber:
Ve kült film,klasik replikleri ,trend giysileri ile yeniden seyirci karşısına çıkmaya planan bir proje şimdilerde.Yönetmenliğini ilk filmi çeken Tony Scott yapacak.Senaryo ise Olağan Şüpheliler ile Oscar alan Christoper McQuarrie’ye teslim edilecek.Tom Cruise Maverick rolü ile devam filmde yer alacağı belirtilirken esas kadın Kelly McGills için kimseden bir ses çıkmamakta

17 Kasım 2010 Çarşamba

KOLTUKTA: Stilize | Stil ve Moda Denklemi

Yaz tatilinden sonra yeniden başladığım "Koltukta" köşesinin bu ayki konuğu benim için blogosferin en stil sahibi, moda duygusu en yüksek isimlerinden biri olan SStilize. Styleboomerlar için dilimizden hiç düşmeyen iki kelimeyi, "moda" ve "stil"i aldı, matematiğini, eğrisini, doğrusunu anlattı:

Sevgili Styleboom’a konuk olmak ne büyüüük bir sorumluluk, ne zor işmiş:) Bir taraftan da pek heyecanlıymış! Blog dünyasının tatlı akademisyeninin kıymetli mecrasına yakışır, pek körelmiş de olsa mühendisliğimden dem vurarak biraz bu işin matematiğine gireceğim.

Moda’nın bir çok tanımı var benim içime sinenler:

Toplumun tüketim trendlerini belirleyen tüketim anlayışı.
• İtalyanca'da değişiklik gereksinimi veya süslenme özentisiyle toplum yaşamına giren geçici yenilik.
• Belirli bir süre etkin olan toplumsal beğeni, bir şeye karşı gösterilen aşırı düşkünlük.

Tanımlarda kalın olarak işaretlediğim kelimeler durumu özetliyor. Moda genel geçer, tekrarlanır, evet: iz bırakır! Sonuçta uçlarda bir bağımlılık ve tüketimin tam kendisi olarak ancak doğru ellerde, doğru seçimlerle zamansız ve kalıcı izlere dönüşebilir.

İşte bence modanın kalıcı tarafı, modanın değişmeyen ayak izleri Stil’dir.

Yazının başında denklem dedim, bir kaç formul yazmalıyım:)

Stil= S, Moda= M, Yer=Y, Zaman=Z, Ruh hali= R, Sen=SEN’se...



Yani "Stil" için "Moda" güçlü bir katsayıyken, sadeleştirmek ve hiç kullanmamak da "Sen"in elinde, tercihinde.

Bu da demek oluyor ki belki modanın kuralları matematiği var ama stil en başta kuralsızlıkların, genellenemeyen, denklemleştirilemeyen, bu nedenle çok kıymetli ve adı bir türlü konulamayan.

Stille ilgili sadece ipuçları, sadece örnekler vermek mümkün, eskiden film yıldızları, müzisyenler, artistler Stil ikonaları, bu örneklerin doğuş mabediyken, artık SEN, BEN, O özellikle yolda ki sokaktaki Stil sahibi ve öncüsü..Yeni dönemde moda ve stil bloglarının önemi de bu nedenle arttı, çünkü artık moda dünyasının üretip üretip, yine yeni yeniden, önümüze getirdiklerinden çok, bu milyonlarca seçenekten Sen’in için Stil’in için doğru ve farklısını seçmek, doğru kombinlemek meziyet. Ne kadar çok örnek, ne kadar çok yeni fikir görürsen, o kadar çok Stil gözün gelişir ve o kadar farklı uygulama ve kendine özgü bir çizgi yaratabilirsin.

1,5 senelik Stilize’yi ya da Styleboom’u bir yazıya sığdırmam demek, bu yazıda işin sırrını vermem demek.. Gördükçe, bakmaktan çok görmeyi öğrendikçe, okudukça, takip ettikçe, en önemlisi kendini tanıdıkça Stil’in senin!

Sokaktaki stil sahiplerini en iyi yakalayan, bu işin artık sana bana indiğinin ilk kanıtı olan The Sartorialist’in bir kaç karesi ve naçizane kısa kısa yorumlarımla bu yazı biter:) Boooom çok keyifliydi tekrarı ikrar ve iade-i ziyaret şart!!!



Seni sen yapan parçan, aksesuar olarak başrolde neden Stil kodunu yazmasın?? Mesela bal kızılı saçların,



Kuralsızlığın, cesurluğun, karışık karışık olmak istediğin anların tek doğru anahtarı kocaman içten bir gülümseme,



Kendinden emin duruşun, postürun en salaş halinle çok çok şık,



Yani toplamında “IŞIĞIN” en sıradan parçaları, kombinini parlatsın!

30 Ekim 2010 Cumartesi

KOLTUKTA: Vichy Kazananı Nilay | Nilay VICHY Normaderm Ürün Setini Anlatıyor

Geçen ay VICHY Normaderm ürün serisini kazanarak, izlenimlerini STYLEBOOM'da paylaşma sözü veren Nilay'ın maili geldi. Ürünü 21 gün kullandı ve bizler için yazdı, teşekkürler Nilaaay, söz sende:


Herkese merhaba.Bu koltuğun tadını çıkara çıkara yazmak istiyorum.Bilmem kaçıncı yazıp silişim ama olsun sizi sıkmadan anlatmak farz oldu bana:) Ama ürüne sahip olmak için gelen yorum bolluğuna bakılırsa sonuçlar da aynı oranda merak ediliyor;)işte başlıyorum…

Bir kere hediye almak ne şekilde olursa olsun süper bir durum.Biz hanımlar kesinlikle hediye alınmak için yaratılmışız fakat bir yandan işimiz çok zor akne problemleri, kırışıklık, göz altı sorunları, makyaj etkileri,iş-güç,kariyer,erkek arkadaş ya da koca sorunsalları derken zaman akıyor ve biz zamana meydan okumalıyız.(ajda pekkan açıklasın artık sırrlarını:). Gelelim bir jel ,bir tonik ve normaderm triactiv den oluşan setin sonuçlarına:

Normaderm Jel;
Normaderm jel derinlemesine bir temizliği vaad ediyor.Ben karma bir cilde sahibim.Siyah nokta problemimde var denebilir.O yüzden ürünü çok merak etmiştim..Ürün temiz veya makyajlı farketmez direk olarak göz ve göz çevresi hariç cilde uygulanıyor..Küçük küçük miktarlar alıp elinizle cildinize yedirin.Ben bu tür jellerin bir 10 dk yüzde bekletmenizi öneririm.Ardından bolca suyla yıkayın..Kullanımdan sonra cildinizde bıraktığı doku güzel;matlaştırıyor cildi kurutmuyor. Fakat gözenkelerin daral dımı siyah nokatalar azaldı mı derseniz o konuda istediğim sonuca ulaşamadım.Gözle görülür bir azalma olmadı ama bir ay böyle bir sonuç almak için kesinlikle yeterli değil.Daha uzun vadede başarılı sonuçlar alınabileceğini düşünüyorum.

Normaderm tonik;
Eğer makyaj temizliğine önem veren ve bu işlemi temizleme sütleri ve toniklerle yapan biriyseniz vichy'nin toniğinin farkını rahatça anlayabilirsiniz. Ben düzenli olarak bunları kullanan birisi olarak çok memnun kaldım. Ama kesinlikle düzenli kullanım şart. Sadece makyaj değil tüm günün ardından eve döndüğünüz anda eğer hiçbir ürün kullanmıyorsanız bile yüzünüzü cildinize uygun bir sabunla yıkayıp ardından pamuk yardımıyla bu güzel vich tonikle cilt temizliğinizi yapabilirsiniz.hem uyguladığınız anda yüzünüze verdiği ferahlık hissi hemde ardından cildinizde kuruşluk yaratmaması ve pamuğa baktığınızda “evet gerçekten de yüzümü temizlemem lazımmış “ dedirtmesi benim beğenmemim çin yeterli oldu:) Fakat jel de siyah nokta sorunları için elde edemediğim başarının tonik ile ilintili olduğu kanısına vardım.Toniğinde gözenekleri sıkılaştırma etkisinden bahsediliyor.Kullanımlatrım sonucunda henüz bunada ulaşamadım dolayısıylada gözenekler sıkışmadığından siyah noktalarda azalma olmaması normal.Bu iki ürün kesinlikle birbirini tamamlamalı.Ama dediğim gibi uzun vadede sonuçları gözlemlemekte fayda var.

Gelelim bence en merak edileni normaderm triactiv;
7 günde daha parlak bir cilt efsane bir söyleem bence:p 7 günde böyle bir etki olmadı baştan söyleyeyim.Yoğun akne problemi yaşıyorsanız bu ürünü hergün sabah ve akşam olmak üzere kullanmanız gerekiyor.Temiz cilde uygulamak lazım.Ben günde bir defa hergün kullandım.Ürün cildi dedikleri gibi hem matlaştırıp hem nemlendiriyor.İyi bir nemlendirici özellikle makyaj yapmadan önce kullanırsanız ve likit fondöten vb.şeyler kullanıyorsanız ürünün bu özelliği sizi tatmin edecektir.Cildimde ilk 10 günden sonra alın ve elmacık kemiklerimde ilk bakışta görülmeyen ama ilk makyaj yapmaya başladığınız anda allahım noldu yüzüme dedirten küçük sivilcelerim var artık.Umarım kalıcı olmazlar.Uzmanların tavsiyelerine bvakılırsa böyle bir geri dönüş aldıysanız o ürünü hemen bırakmalısınız ama ben az çok cildini tanıyan ve zamanla cildin ürüne uyum sağladığına inanan birisi olarak kullanamya devam ettim.Şu an daha normal durumdayım ama önceden sahip olmadığım aknelerim var ama demekki devam ederek mutlu sona ulaşabilirim:)

Genel olarak baktığımda üç üründe vaad ettikleri birçok şeyi gerçekleştiriyor.Fakat asıl problemelere kısa vadede çözüm getirememiş.Umuyorum uzun vadede sonuç alırım.Yoksa bu sivilcemsi şeylerle yaşayamıyciiimmm:o

28 Eylül 2010 Salı

MAKE ME BEAUTIFUL | VICHY Sözünüze Karşılık Hediyenizi Yolluyor!

GÜZEL GÖNÜLLÜLERİME YORUMLARI İÇİN TEŞEKKÜRLEER!
RANDOM.ORG A GÖRE ÜRÜNLERİ BİZLER İÇİN DENEYECEK VE İZLENİMLERİNİ PAYLAŞACAK İSİM 54 NUMARALI NİLAY!
EVET NİLAYCIM SÖZ SENDE AMA ÖNCE
styleboomblog@gmail.com a BİR ADRES RİCA EDİYORUUUM:)




Markalar bize sık sık promosyonlar yolluyor hanımlar biliyorsunuz, biz kullanalım, fikirlerimizi sizlerle paylaşalım diye. Bu defa sistemi biraz değiştirelim dedim, hep blogları olanlar yazacak değil ya:)

VICHY, aranızdan
  • tarafsızlığına
  • kalemine
  • titizliğine
  • sözüne
güvenen bir Styleboomer'a 3'lü NORMADERM serisini adrese teslim hediye edecek, sonra da hem biz hem onlar size kulak kesileceğiz.

Tek yapmanız gereken Çarşamba 20:00'a kadar buraya "ben kullanayım, gönüllüyüm, ben yazayım" diye bir yorum bırakmak, sonra Random.org'un belirlediği şanslı okuyucu olmak ve son olarak da tam 21 gün bu ürün grubunu düzenli kullanıp Styleboom severler için yazmak!

Yazınızla STYLEBOOM'un koltuğuna oturacaksınız, böylece biz de bu setle ilgili artılar, eksiler, memnuniyetler, öneriler neler "gerçek tüketici"den yani sizden duymuş olacağız:))


Gelelim ürünlerin özelliklerine;
özellikle akneden muzdarip yağlı cilt problemlerine üç etkili bakım vaad eden Normaderm Triactiv cildi hem matlaştırıp hem nemlendiriyormuş. 129 kadının sadece 7 gün içerisinde daha sağlıklı görünen bir cilde kavuştuğunu klinik deneyler göstermiş. Bakalım sizin fikriniz ne olacak?

Normaderm Jel Temizleyici ve Normaderm Tonik ise cilt bakımının en önemli aşaması olan temizlik için öneriliyor. Jel temizleyici derin temizlik yaparak sivilce ve siyah nokta oluşumunu azaltıyor, tonikle cilt sıkılaşıyor, gözenekler daralıyor.

Hadi bakalım sevgili hanımlar SÖZ sizde, Styleboomun sayfası 20 Ekim Çarşamba günü içinizden birinin emrine amade:)

6 Eylül 2010 Pazartesi

KOLTUKTA: Kanka Nerdeyim Ben | Can Direkli'yle Oldies But Goldies!

Ağustos ayında yaz arası verdiğim KOLTUKTA köşesi herkesin çoook çok sevdiği bir isimle Eylül açılışını yapıyor! September Issue'ya da bu yakışırdı:)) KANKA NERDEYİM BEN tam da şu anda blogunun 1. yılını kutlarken Styleboom için özlediğimiz ve özendiğimiz filmlerin kareleri arasında hem de kendi tadında "Oldies But Goldies" dedi:) Teşekkürler ve blogosferde nice seneler Can'cığımmmmm:)



Sokaktaki herkes gibi prototip giyinmek istemiyorum; tekstil öyle bi pazar ki artık herkeste her şeyden olabiliyor. Belirli kalıplardan, ortak desenlerden sıkıldım

Demiyorsan zaten bu sayfada işin ne ? :)

Gel gelelim herkes gibi olmamak için herkesten de duyamayacağın bi tavsiye sana! :)

Zaman “eskiye rağbet olsa bit pazarına nur yağardı anacııım” sözünü gün be gün daha da yalanlama; Vintage denen naneye sarılma zamanıdır bilesin! :)

Avrupa’da özel workshopları, okulları; vintage parça sahip olabilmek adına katil olabilecek kadınları; Amerika’da Salvation Army adında 2. el dükkanları varken bizim kanımıza Ece Sükan sayesinde son birkaç yıldır yavaş yavaş enjekte etilen bu tarz; benim gibi “yeni kokan” şeyleri sevmeyenler için de birebir :)



Herkesin ağzında bi vintage’dır gidiyor ama ne bu vintage hikayesi ? :)

Aslen şaraplar için, %90’ı ve daha fazlası aynı hasada ait üzümle yapılmış ya da yıllandırılabilir anlamına gelen kelime; günümüzde kıyafet, aksesuar, araba.. Hemen her alanda karşımıza çıkıyor! :)

Herkesin bildiği kadarıyla “eski olan” değil vintage; eğer işimiz kıyafetse tabii :)

Bi parçanın vintage özelliği taşıyabilmesi için, belirli bi döneme ait olması, bi hikayesi olması; mümkünse tek olması, belirli bir akımı yansıtabilmesi
ve tabii bi de eski olması lazım :)

Yani şartlar çok ağır! :)

Bunlara ek olarak Chanel’in kapitone çantası ya da 60’lardan bir YSL elbise de “markaların ikonlaşmış tasarımları” kontenjanından vintage olarak değerlendirilebiliyor :)

Yani öyle “Bak canııııım bi gömlek buldum, düz beyaz, eski.. kesin vintage” demekle yürümüyor bu işler :)

Biraz daha şekillendirmek adına Adore Vintage sitesinden aldığım vintage kombinler ve detaylarından yaptığım kolajları da video haline getirdim; Arkaya da
koydum Patsy Cline ablamızdan “Back in Baby’s Arms”
şarkısını; şablon muazzam! :)

Vintage LookBook (Adore Vintage's images) from Can Direkli on Vimeo.

Fakat gel gelelim; eğer vintage ürünleri Türkiye’de satın almak istiyorsan; iş birazcık tuzlu :)

Özgün olmak adına değer dersen ekle adres defterine Matchbox’ı, Şeymel’i, Tabe Kıyamet’i, Second Chance’i :)

Ama benim tavsiyem anane-babanne-hala-teyze sandıklarında sakin ve kararlı
keşifler olur! :)
Annem her gidişinde ananemin evinden öyle parçalarla döner ki aklın hayalin durur :)

Tabii yukardaki opsiyonlardan yana şansızım, yurtdışına da çıkamıyorum dersen; eBay ya da Amazon gibi sitelerin koynuna kendini atmaman için bi sebep yok! :)

Bi dene derim!



Dene de böyle bol bol “Grease”lerle “Breakfast at Tiffany’s”lerle göz banyosu yapalım; 80lerin disco kültürüyle, 50lerin leydileri 70lerin bohemiyle kendimizden geçelim! :)
Gözümüz gönlümüz bayram etsin!

Xoxo! :)

Dipnot; Burada yazı yazmanın verdiği baskıyla konunun ne olacağını düşünüp duruken; “Boom ya işte, 50lerin 60ların en en en yakıştığı arkadaşım; vintage yazarım olur biter”dedim :) Burada olmamın dışında ben bu yazıyı cidden ona ithaf ettim! :)

28 Temmuz 2010 Çarşamba

BOOM ve 40 HARAMİLER BEYLERİN GARDROBUNDA!

Hani şu bardağın yarısını boş mu dolu mu görüyorsun optimizmi vardır ya, biz hanımlar ağzına kadar dolu da olsa(ki öyle bir şey mümkün olamaz:/) gardrobun hep "boş" kısmına denk geliriz, tam da bir yere çıkacakken "GİYECEK HİÇBİR ŞEY"imiz olmadığı acı gerçeği bizi beklemektedir:))

İşte bu gibi durumlarda panik yok sevgili Styleboomerlar, gardrobunuzun önünde kara kara düşünmeye son! Giyecek hiçbir şeyiniz kalmadıysa sevdiceğinizin dolabı ne güne duruyor, gün talan, yağma günü:) Biz bloggerlar bakın nasıl başlattık, sürdürmesi sizden:)



Harami başı olarak ben ilk kombin için kocacığımın pek değer verdiği gömleklerinden birini sınırdan kaçak geçirdim, baktım bir şey eksik, şapkayı da yanına kattım:) Gömlek KOTON, şapka KANGOL. İkincisi ise bana giyecek bir şey bulurken zorluk çıkaran sarı pabuçlarım hatırına, tam da kocacım giymek üzere aranıyordukii "a-aa o kirli ayol" dedim, afiyetle giydim:) Moda uğruna öl ya da öldür değil mi ama, ne yapacaksın:)



Tshirtün sahibi hele bir de sizi kızdırmışşa vur makası yakaya al sana Ajda'cığım seksapelinde bir kombin! Fashion Kido tam gardrobun önünde acı gerçekle yüzleşmişti kiii o da nesi:)) geçmişten gelen Sid Vicious ona göz kırpıyordu, tek yapması gereken yakaya bir modifikasyondu!



Şu an bir güzel tatil yapan DB Junk plajda bikini üzerine ne giysem diye düşünürken kocacığın dolabına göz dikiyor, suç üstü yakalansa da sonraki pozlar gösteriyorki zafer harami DB'nin ta ta ta taammmm!



Yetenek kumkuması Bilun bile bazen ne giyeceğini bilemiyor, işte o günlerden birinde "paşa" nişanlısının "paşa" gönlünden kopan paşalı bir tshirtü lacivert ve nar çiçeği ile kombinlemiş. Bir dakika önce İngilizce WHAT IS FASHION diyen Bilun, bir dakika sonra özüne dönüyor, Osmanlıca şıklaşıyor:)



Her ne kadar ata ninelerimiz "Sinek kadar kocan olsun başında bulunsun kızım" buyurmuşlarsa da sizler XL sevgililere sahipseniz(sahip ne demek haşa:p) sizden iyisi yok, resmen ekstra elbise sahibisiniz!

Stilize kocacığının çivit mavi gömleğini gökkuşağı renklerinde kemer ve mavi Melissa'larla, Alışveriş Cini ise uçuk mavi TOMMY HILFIGER gömleği kahverengi kemer ve kırmızı wedgelerle hareketlendirerek sezonun "gömlek elbise"lerine selam durmuş:)

Fiyonk düşkünü taze gelinimiz Fashion by Siu kendisinden bekleneceği üzere fiyongun dayanılmaz hafifliğine yenik düşerek damadın papyon ve üstelik smokin kemerini sahiplenmiş:) meşhur Suare gömleğine eklemiş! Moda Cadısı o ayılıp bayıldığımız stilini konuştururken sevgili gardrobundan faydalananlardan, sevgilinin PAUL SMITH JEANS gömleğiyle yaptığı layering sezonun favori trendlerinden!



Bu yağmada bana eşlik eden biricik haramilere teşekkür ediyorum, hem eğlendik hem giyindik:) Sıra sizde, gözlerinin yaşına bakmayın hanımlar:p

16 Haziran 2010 Çarşamba

KOLTUKTA: MİRAY UÇAR | Çanta Aşkına

Haziran konuğum çok özel bir isim, o bir çalışkan karınca, bir neşeli ağustos böceği, aynı anda her ikisi, sanrılarımıza, sancılarımıza, aşklarımıza, küskünlüklerimize tercüman MIA LA VITA E BELLA blogunun yazarı MİRAY UÇAR :))

Styleboom'un yüksek ökçelere tutkusu üzerine o da "bi dakika, bi dakika" dedi, siz Styleboomerlar için ÇANTA AŞKINA yazdı:)



Kıyafetlerinizi çantalarınıza göre mi seçiyosunuz? Gece rüyanızda Chanel Jumbo Classic mi görüyorsunuz? Dolabınızı açtığınızda çantalar üzerinize mi dökülüyor ? Dünyaya Göktaşı çarpacak deseler o panikle bile “ayy dur çantamı alayım geliyorum!!!” mu dersiniz ? O zaman benim dünyama hoş geldiniz :)

Annem bana ilk çantamı hediye ettiğinde sadece 5 yaşındaydım. Boyama kitapları, oyun setleri arasından hediyemi çekip çıkardığımda sevincim küçük dünyama göre oldukça büyüktü. Bakkala sakız almaya giderken 3 kuruş paramı büyük bir havayla çantama koyup öyle gittiğimi hatırlıyorum….Çanta aşkım böyle başladı….



Her kadın gibi bende kıyafetlere , ayakkabılara aşığım. Ama çantalarla ,ilişkimizi tanımlayan tek sözcük “Tutku”…. Değerli bir çantayı taşıdığımda aldığım haz tarif bile edilemez. 10 orgazma eşit diyeyim siz anlayın nasıl bir çanta delisi olduğumu :) Dolabımda lüks, ekonomik, vintage , DIY bir çok çanta mevcut ama kesinlikle en sevdiklerim yaşanmışlıkları olan çantalarım.



Çanta diyip küçümsememek lazım. Hayatınızın her anında yanınızda olan bu küçük melekler pek çok hikayenize ortak olmadı mı ? Gece çıkarken ayaklarınız ağrımasın diye yanınızda taşıdığınız babetlerinizi küçük çantanıza koydunuz. İlk öpücüğünüzün bu kadar tatlı olmasının sebebi belkide minik clutchınızda taşıdığınız çilekli dudak parlatıcınızdı. Okulda ilk kez 100 aldığınız sınavın suç ortağı kopyaları arkasına yapıştırdığınız çantanız olabilir mi? :) Evden sevgilinizi öpmeden çıkabilirsiniz ama çantanızı almadan?

Peki bu sezon hangi çantaları takacağız. Üşenmedim Styleboom için araştırdım.:) Bakalım bu yazın must-have çantaları neler ….

Zincirli Çantalar:



Bu yaz her tarafımızı zincirlerle sarılıyor.. Başınızı nereye çevirirseniz zincirli modellerle karşılamanız mümkün. Aslında bu hep Chanel’in başının altından çıktı Hollywood ünlülerinin Chanel’in klasik modellerini kollarından eksik etmemesiyle birlikte zincirli çantalar adeta patlama yaptı. Zincirli çantalar gece çıkarken tam anlamıyla hayat kurtarıcı. Gece çıkıp “ay dans edicem şu çantamı tutarmısın hayatım?” demek yerine takın boynunuza dilediğiniz kadar zıplayın :)

Clutchlar:



Sizde güzel şeyler küçük şeyler içinde gelir diyenlerdenseniz. Bu yaz clutchları elinizden düşürmeyeceksiniz.Bu sezon altın çağını yaşayan clutchlar Önceleri sadece gece kullanılırken artık gece gündüz demeden elimizden düşmeyecek. Sadece bir jean ve beyaz tişört giyseniz bile bir çift topuklu ayakkabı ve harika bir clutchla diva gibi görünebilirsiniz. Büyük çantalardan sıkılanlar için clutchlar iyi bir alternatif olabilir.

Klasik ve Futuristik Akımın Savaşı:



Kıyafetiniz kötü olsa bile kaliteli bir çantayla muhteşem bir görünüm yakalayabilirsiniz. Klasik bir Chanel, Louis Vuitton speedy ya da Hermes bag bazen hayat kurtarıcı olabilir. Tabi ki bu çantaların fiyatları azımsanacak gibi değil. Tasarımcılar yeni sezonda farklı ve futuristik çizgilere ağırlık verseler bile klasik çantaların yerini tutamaz. Victoria Beckam kadar zenginseniz ama bu “ay bugün taşlı marcj jacobs alırım diğer gün Uzay çağı Louis Vuittonlardan takarım diyorsanız alın gitsin :) Ama çanta konusunda makul olup dolabımda birkaç parça iyi marka beni kurtarır derseniz tek bir sezon kullanabileceğiniz modeller yerine speedy gibi klasik modelleri öneririm.

XL Çantalar:



Büyük çantalar her zaman favorim olmuştur. Çünkü çantanın içinde kaybolan kızlardanım. Her şeyi çantama atıp dolaşmayı seviyorum. Sizinde yaratıcılığınız benim gibi tuhaf yerlerde işliyorsa yazmak için yanınızda defter,kalem,netbook taşıyorsanız. XL çantalar tam anlamıyla kurtarıcı. Kadınlar bu çantaların rahatlığını keşfettiğinden beri vazgeçemiyor. Moda ne yönde ,ilerlerse ilerlesin XL çantalar bu sezonda tahtını kimseye kaptırmıyor.

Tabi ki Cüzdanlar:



Caddeye kahve içmeye gideceksiniz. Çanta taşımak istemiyor ancak şık bir aksesuar kullanmak istiyorsunuz. O zaman cüzdanınız kurtarıcınız olacaktır. Bu sezon örme cüzdanlar çok moda.Özellikle İpekyol’un modellerini tavsiye ederim. Kışın kullandığınız siyah , kahverengi cüzdanları bir rafa kaldırın ve rengarenk cüzdanların arasında kaybolun. Sınır yok pembe, beyaz, fuşya, mercan dilediğiniz rengi seçin. Ben koyu pembe cüzdanımı aynı tonda ojelerimle tamamlıyorum. Bırakın bu yaz bronz teninizi canlı renkler tamamlasın…

Sizin çanta hikayeniz ne?

[Görseller:style,ipekyol,corbis]

31 Mayıs 2010 Pazartesi

KOLTUKTA: ALIŞVERİŞ CİNİ | Cin Styleboom İçin Alışverişe Çıktı!

Bu ayın son konuğu 2010 Blog Ödülleri Moda Kategorisi "1"incisi, alışverişin "1" numaralı ismi, bizim "1"tanemiz sevgili ALIŞVERİŞ CİNİ ! Siz Styleboomerlar için sezon trendlerinden burada da yazdığım ÇİÇEK DESENLERİNİ seçti, nereleden neler alabilirsiniz çiçekli çiçekli yazdı:) Siz STYLEBOOMERlara da çiçeklerinizi seçmek, yorumlarınızı göndermek kaldı:)



Bahar geldi, havalar ısındı, çiçekler bütün güzelliğiyle açtı. Ama bu yaz çiçekler sadece bahçelerde değil aynı zamanda vitrinlerde de. Bu sezonun en büyük trendlerinden çiçek desenlerini incelemek için Styleboomerlarla birlikte ufak bir sanal mağaza turu yapacağız bugün. Bakalım çiçek desenleri hangi mağazaların vitrinlerini nasıl süslemiş...




Öncelikle TOPSHOP ile başlayalım. Topshop çiçek desenlerini en bol kullanan ve en güzel kıyafetlerle birleştiren bir marka oldu bu yaz. Topshop'taki çiçek desenli elbiseler, bluzlar, tulumlar hatta ayakkabılar oldukça dikkat çekici görünüyor.



Topshop'la aynı çizgiyi izleyen MISS SELFRIDGE de bu trendi en iyi uygulayan markalardan. Miss Selfridge'te de yine bol bol çiçek desenlerini bulmak mümkün. Çantalar ve takılar da çiçeklerden yoksun kalmamış. Çiçek desenleri ile arası o kadar da iyi olmayanlar da küçük çiçek desenlerini tercih ederek veya çiçek desenli aksesuarlar, takılar ile bu trendi takip edebilirler.




Gelelim ZARA'ya, her zamanki gibi Zara sezonun trendlerini en güzel şekilde bize sunmaya devam ediyor. Bu kez de Zara'daki kocaman çiçekli büstiyerleri, bluzları, çorapları çok beğendim.




İPEKYOL koleksiyonunda da küçük çiçek desenlerine fazlaca yer verilmiş. Büyük çiçekler daha gösterişli ve dikkat çekici dururken küçük çiçekler daha sevimli bir görüntü çıkarıyor ortaya.




MANGO'nun çiçek desenleri de görülmeye değer. Özellikle de uçları beyaz dantelli, çiçekli eteği çok beğendiğimi söyleyebilirim.




Son olarak VERO MODA'ya da bir uğrayalım. Vero Moda'da daha uygun fiyatlarla yine aynı tarzda çiçekli bluzlara, eteklere rastlamak mümkün...

Umarım bu ufak sanal mağaza turumuz Styleboomer'ların hoşuna gitmiştir. Herkese bol çiçekli günler diliyorum!