Istanbul Moda Günleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Istanbul Moda Günleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ağustos 2011 Pazartesi

IFW 2011 Takvimi Belli Oldu


İstanbul Fashion Week(IFW) takvimi belli oldu!

Görüldüğü gibi maalesef bu yılki programda Zeynep Tosun ve Günseli Türkay'ı göremiyoruz, benim için üzünt verici ama eminim onlar adına büyük yetenek ve emeklerini, kısıtlı finansal imkanlarını çok daha doğru platformalrda değerlendirmeleri adına harika olacak. Karma defilelerde yeni genç tasarımcıları tanıyacağız, diğer isimleri zaten biliyorsunuz. Bu yıl Simay Bülbül defile yerine özel sunum yapmayı tercih edenlerden. Niyazi Erdoğan solo çıkıyor. Arzu Kaprol ise Studio Kaprol olarak farklı bir isimle geliyor, sanıyorum Arzu Kaprol de zaten artık Paris dışında defile yapmaz. Marka sürprizi bu defa Adil Işık'tan geliyor, Cengiz Abazoğlu kapsül koleksiyonuyla IFW'de yer alacaklar. Ramazan Bayramı sebebiyle ötelenen IFW tarihlerinin dünyanın en büyük moda haftalarından New York Moda Haftası ile çakışması büyük talihsizlik, biz bize geçireceğimiz bu IFW'den çıkan güzellikler umarım doğru yerli ve yabancı alıcıları bir şekilde bulabilir. Zira yerli alıcı gruplarımız bile New York'da olacak diye düşünüyorum. Son yaşadığımız IFW'den sebep zehir zemberek bir yazı yazmam icab ederdi ama bu yıl komitenin tüccar kafasını gömüp defile saatlerini "açık arttırmayla" satma skandalına son vermesi ve tasarımcılara öncelik tanıması sebebiyle hadi diyor ve bekliyorum. Umarım ön planda tutulmaya çalışılan magazine, kendini Heidi Klum ve Seal sananların luzumsuzluklarına, ikinci sayfa ucuzluğuna son verip gerçekten "moda" için güzel günler geçiririz. Türk modası demiyorum yoo, "moda" diyorum, Türkiye'den dünyaya açılabilecek moda ve tasarım. IFW bu yıl 07-19 Eylül tarihleri arasında Tepebaşı TRT Binası otoparkı ana alan olmak üzere şehirde pek çok farklı mekanda gerçekleşecek defilelerle sürecek. Hadi bakalım:)

12 Ocak 2011 Çarşamba

IFW | IFW Sonbahar 2011 Gaz ve Toz Bulutu!

Istanbul Fashion Week ülkemizin güzide moda haftası olarak çoğumuz tarafından iple çekilmekte, bir dolu fedakarlıklar, bir dolu elimi taşın altına koydumlar, bir dolu zorlukla rla başlatılan ve ilkinden bu yana bir ileri iki geri havasına rağmen herkesin bebek gibi sarıp sarmaladığı IFW'de bu sezon ilginç(!) gelişmeler var...



(**) Pazar günkü ÖZLEM KAYA defilesi 16:30a alınmış.

Öncelikle defile takvimi belli oldu. Oldu olmasına ama nasıl? Daha bağımsız, daha güçlü ve daha büyük olmak isteyen bu organizasyon mecburen kendi imkanlarıyla kaynak yaratmak zorunluluğundaydı, devlete bağlı oldukça o kırmızı kurdele ve makas IFWnin şah damarına dayanmış devam edecek, devlet erkanı ve siyah takımları sokak modasını katledecekti! Fakat bu kaynak yaratma mecburiyeti gördüğüm kadarıyla en "ticari kafa"yla yapıldı maalesef, defile saatlerini açık arttırmayla satarak! Eh bizim moda tasarımcılarımız öyle zengin, arkalarında öyle güçlü finansörler var ki bunun nesi acayip ?! Pardon bir an kendimi Paris'te sanıverdim! Haliyle markalar açık arttırmada coşarak en güzel saatleri kapatıvermiş, moda tasarımcıları henüz prime time kapatacak durumda değil ne yazık sevgili moda başkenti! Gündüz mesaisi olanlar için çok üzgünüm, akşam iş çıkışı "moda haftası" diye gelip göre göre ya Ramsey ya Mavi ya Colins izleyeceksiniz!?!

Bir diğer ilginçliğe gelirsek Bahar Korçan ve Özlem Süer gibi IFW'yi hayata geçirmek için büyük çabalar gösteren tasarımcıların defilesi yok. Ümit Ünal da olacakmış diye heveslendik, kursağımzıda kaldı. Hakan Yıldırım zaten artık Paris ve Londra'dan geri dönmezdi, biliyorduk, kendisi yok. Arzu Kaprol diğer isimlerden farklı olarak Santralistanbul'da değil farklı bir mekanda defile yapacak. Vee ilginçtir 2 karma sonrası 1 solo kuralı da meğer "kural" değilmiş, zira 2 karma defile zaten yaptığı için solo çıkacağı düşünülen Zeynep Tosun ve Zeynep Erdoğan yine karma defilede.

Bir de güzel haber verelim bari:) Bu sene kurdele kesme filan yok, çünkü eş zamanlı başlayan CPI bu defa IFW ile aynı gün değil bir gün önce başlayacak vee kodamanlar kurdele iştahını orada kapatacaklar:)

Bu yıl IFW ile ilgili en can sıkıcı haberi vereyim Styleboomerlar: ben yokum! Çok ama çok bedbahtım:((( O dönemde okulla ilgili artık hayati bir sürece gireceğim için hoca beni öncesinde azletmezse maalesef sizlerle anlık ve hızlı paylaşımlar yapamayacağım! Ama çok sevgili blog arkadaşlarım eminim yokluğumu hissettirmeyecekler. Yine de ne demişler "çıkmamış candan ümit kesilmez"miş:)

1 Şubat 2010 Pazartesi

HEDİYE | ISTANBUL FASHION WEEK FUAR DAVETİYESİ

İlki geçtiğimiz Ağustos ayında Taşkışl'da gerçekleşen Istanbul Fashion Days bu defa ISTANBUL FASHION WEEK adını alarak Santral İstanbul'da, etkinlik kapsamında Sonbahar/Kış 2010 tasarımlarının sunulacağı defileler ve yine hem tasarımcı hem markaların bulunduğu fuar alanları olacak.

Standları gezmek, ISTANBUL FASHION WEEK'teki tasarımcıların ve markaların ürünlerini görmek, ön sipariş vermek ve modacılarla tanışmak istiyorsanız o zaman aşağıdaki soruya cevabınızı styleboomblog@gmail.com adresine yollayın hanımlar.

Cevabı bilenler arasından çekilecek bir kişiye fuar alanı davetiyesi styleBOOM'dan!

Soruya gelince:
Ağustos'taki Istanbul Fashion Days'de sunduğu koleksiyonuyla da oldukça göz dolduran ve son olarak IMA ve British Council işbirliğindeki "Türkiye'nin Genç Moda Girişimcisi" ödülünü de alan genç modacımız kim??

30 Ocak 2010 Cumartesi

ISTANBUL FASHION WEEK Beyaz Güvercini De Giydirdi:)



Hanımlar Istanbul Fashion Week belki bize şans da getirir:)) IFW ve Milli Piyango bir işbirliğine imza attı ve 9 Şubat 2010 çekilişi için hazırlanan biletler IFW için özel olarak tasarlandı! Böylece gelmiş geçmiş en moda piyango bileti 30 Ocak 2010 tarihinde satışa sunuluyor olacak. Eh olur da bu biletten paracıklar çıkarsa o paranın nereye harcanacağı kuşkusuz belli!!! Başka türlüsü çok ayıp olur:)

21 Ocak 2010 Perşembe

MODA BLOGLARI ISTANBUL MODA HAFTASI'NDA!!!



ISTANBUL FASHION WEEK(IFW) idealleri bir bir gerçeklestiriyor! IFW Istanbul'u ve Türk modasını uluslararası moda takvimine sokmayı başardığı gibi yine ancak dünyanın en önemli moda haftalarında görülebilecek bir gelişmeye daha imza attı ve moda bloggerlarını bu yıl basın statüsünde IFW'yi izlemeleri için davet etme kararı aldı. Evet dedikodu ya da söylenti değil: an itibariyle hazırlanmakta oldugu bildirilen listede moda ve magazin basınının yanısıra bloggerlardan da bazıları yerini alacak. Bu ayni zamanda blog ve twitler aracılığıyla bizlere tıklayan yabancı modaseverlere de ulaşmak demek!

Türkiye'de moda anlamında en güncel, en hızlı, en tarafsız haberleri veren, izleyici ve etki alanı oldukça geniş olan, stil ve moda haberlerinde old school moda basınından hep bir adım önde olan ve bu işi her hangi bir kazançları bile olmadan zevkle ve ciddiyetle yapan bloggerların mutlaka basın kimliğiyle IFWye katılımlarının sağlanması gerektigini gecen yılki yazımda ısrarla belirtmiştim, bunun üzerine yaptığımız bir görüşmede bu fikre katıldıklarını belirten yetkililer oldu. Ne mutlu ki Türk modasının yalnıca kırmızı halı gecisinden, unluleri partiler boyu gezdirmekten ya da frikiklere adanmış haberlerden ibaret olmadiginin farkinda olan birileri var!

Henuz ilk sezonlarinda olan IFW buyudukce belki styleBOOM kendini Italyan VOGUE editörü biricik Franca Sozzani'sinin yanında otururken ya da Hamish Bowles'un fiskoslarına kulak verirken bulabilir, neden olmasın:)))

27 Ekim 2009 Salı

FLASHION' NEWS | Istanbul Fashion Days Takvimi Belirleniyor

İstanbul Fashion Days bu defa STYLEBOOM'un da daha önce de söylediği gibi tüm dünya moda takvimine göre olması gerektiği ayda yani Şubat'ta yapılıyoooor! Çok zor bir işi başlattıkları gibi yapıcı hatta bazen yaralayıcı(biraz tersim:p) her eleştiriyi dinleyen ve değerlendiren ekibi bu anlamda tebrik ediyorum! Taze taze ve yepyeni Sonbahar/Kış 2010-11 koleksiyonlarının tanıtılacağı moda günlerine davetli ya da katılımcı olarak bilgi edinmek için mutlaka sitesini takip edin derim. Bu defa daha büyük bir mekanda en önemlisi de lüks büyük mağazıcılık temsilcilerine de yer verilecek organizasyondan bir çok Türk tasarımcının yabancı butiklerde yer alması dileklerimle...

[Kaynak: ifd, mdt]

24 Eylül 2009 Perşembe

FLASHION' NEWS | Fashionable Istanbul by Avea


Fashionable Istanbul hakkında daha önce düşüncelerimi yazmıştım, yazının en önemli kısımlarından biri ise hala tam olarak neden bahsedildiğini bilemiyor olmamızdı. İşte bugün bu organizasyonla ilgili detayları öğrendik.

Öncelikle FASHIONABLE ISTANBUL by AVEA isimli etkinlik 23-25 Ekim tarihleri arasında yapılacakmış, mekan konusunda bir bilgi yok fakat her gün 2 defile olacağını ve Türk moda markalarının yanında MISSONI, SALVATORE FERRAGAMO, VIVIENNE WESTWOOD, ROBERTO CAVALLI ve GIANFRANCO FERRE'nin koleksiyonlarını tanıtacağı kesinleşti. Burada henüz benim için hala önemini koruyan ama bilgi alamadığım kısım bu birbirinden önemli tasarımcıların hangi koleksiyonlarını sunacağı. Yaklaşmakta olan Milano ve Paris moda haftalarında sunmuş olacakları İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonları olacağını tahmin ediyorum, yani biz Fashionable Istanbul'dan önce bloglarda, wwd ve style.comda görmüş olacağız.

İşin Türk modası ve modacıları boyutuna gelirsek, etkinlik çerçevesinde bir "Genç Modacılar Show"u düzenlenecekmiş, ve beğenilen genç tasarımcılar ünlü modacıların yanında stajyerlik fırsatı yakalayabilirmiş. Türk moda markalarından ise henüz belirlenen isimler yok, halen başvuru süreci devam etmekteymiş.

Sonunda Bar Rafaeli ve pozları dışında böyle elle tutulur, dolu dolu bilgiler aldığıma pek sevindim, içim rahatladı. Ayrıca bunun modanın eğlence kısmına yönelik ve Türkiye'nin tanıtımı açısından da pek güzel, pek turistik bir etkinlik olduğu hissine kapıldım açıklamalardan, yani bu etkinlik görülmemiş tasarım ve koleksiyonların ilk defa tanıtılacağı  bir "İstanbul Moda Haftası" değil, bu şehre özgün ve moda takvimine girecek bir  moda günleri programı değil gibi. Tabii bu kısım henüz kafamda netleşmedi, belki IFD'ye katılmayan tasarımcılardan yeni koleksiyonlarını sunacak olanlar olur, ya da yukarıda adı geçen ünlü tasarımcılar yeni koleksiyonlarla gelirler, sanıyorum hepsini en doğru şekilde 23-25 Ekim arasında göreceğiz.


18 Eylül 2009 Cuma

FASHIONABLE ISTANBUL NEDİR?

Solda birlik, sağda birlik, milli bütünlükte birlik, sel felaketinde bile birlik sağlayamayan canım milletimin "moda"da birlik sağlaması elbet düşünülemezdi. İşte karşımızda bir bütünleşememe, destekleyememe, birlik olamama ve hatta gerekirse çamur atma, sabote etme öyküsü daha! Biz modaperestlerin(ki buna moda endüstrisi, moda severler, tasarımcılar,fotoğrafçılar vs dahil) yıllardır hayalini kurup beklediği bir moda haftasına bu sene Ağustos'ta gerçekleşen Istanbul Fashion Days(IFD) ile kavuşmuştuk. Gel gör ki "körün istediği bi göz allah verdi iki göz" misali gündeme bir başka moda günleri bombası mı desem balonu mu desem düşüverdi!! İstanbul'u moda başkenti yapma yolunda atılan çok önemli bir adım olan IFD'ye daha emeklerken takılan bu çelme yani "Fashionable Istanbul" adı altındaki bu alternatif moda günleri ne kadar doğru tartışmalıyız bence. Ama öncesinde "Fashionable Istanbul" nedir onu bir öğrenebilsek! Moda günleri deniyor(takvim nerede?), dünya moda haftalarının finali deniyor(dünya moda haftalarının bundan haberi var mı?).






Fashionable Istanbul'a neden mi "balon" dedim? Çünkü söylentilerle dolu magazinel demeçlerden başka bir şey yok elde avuçta, bulamıyorum, öğrenemiyorum! Yangından mal kaçırırcasına, bir telaş, bir hadi hemen yapalım havası seziyorum ben. Ekim'de gerçekleşeceği söylenen Fashionable Istanbul'un henüz halen bir basın tanıtımı yapılmadı, oysa 14 gün 09 saat 26 dakika sonra Ekim! Kıyaslayalım: IFD’nin Devlet Bakanı tarafından tanıtımı 10 Haziran, basın tanıtımı 2 gün olmak üzere hem ekonomi(bu kısmı ciddi) hem magazin(bu kısmı renkli) basınına çok da şık bir şekilde 29-30 Haziran tarihlerinde yapılmıştı, İstanbul Fashion Days'in başlamasına 1 aydan çok zaman kala.  Bu arada IFD'nin basın tanıtımından aylar aylar önce, tohumlarının ilk atıldığı ve telaffuz edilmeye başlandığı zamanları da hatırlayalım: Şubat-Mart, yani krizin en cafcaflı, en can yakıcı olduğu aylar.



Ama Hikmet Tanrıverdi(ITKIB), İsmail Kutlu(IFD Komitesi) ve Bahar Korçan( MTD ) gibi, bizim gibi hayal kurmayı seven idealistler elini taşın altına, hem de çok ağır bir taşın altına koydu.  Ve de tüm eksikleri, pürüzleri, geliştirilmesi gereken yönlerine rağmen ne de güzel oldu, ne çok konuşuldu, yabancı basında ne çok hayranlık uyandırdı ve ne çok yetenek düşlemek, tasarlamak, dikmek ve satmak için olağanüstü bir platform buldu. Bu noktada bir "Türk"e yapacak tek şey kalıyor: "vay be çok başarılı oldu, basın aç kurt gibi saldırdı, sayfa sayfa yazıldı, baya para da kazanıldı, iyisi mi bravo demek yerine biz hemen alternatif bir organizasyon yapalım; iyisi  mi pastayı büyütmek yerine bölelim parçalara şu pastayı gitsin!" demek. Bir moda haftasının/günlerinin takviminin bu kadar kısa süre kala çoktan belli olması gerekir, ama elimizde değil takvim bir web sitesi bile yok! Yine IFD'yle kıyaslarsak moda günlerinin mekanı, katılımcıları, gün ve hatta saatleri bile  internetten hem kendi web sitelerinden hem de çeşitli başka sitelerden Haziran başında duyurulmuştu.





Eh madem elde somut bir şeyler yok, o zaman bu blogcu söylentiler üzerinden gider mecburen. Gururla basında yer alan şu söylentileri bir değerlendirelim:
(1) ROBERTO CAVALLI DEFİLESİ OLACAK
İşte bu çok sağlam geldi!! Tüm ciddi ve geçerli moda haftaları gibi takvimi epey zaman önce belirlenen ve 23-30 Eylül arası gerçekleşecek olan MILANO MODA HAFTASI'nın programına göre 24 Eylül'de ROBERTO CAVALLI İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonunu tüm dünya basını orada olacağından tüm dünyaya sunacak. Aynı şekilde alt markası olan JUST CAVALLI'yi de. Peki bu durumda Ekim'de Fashionable Istanbul'da sunulacak koleksiyon hangisi olacak? Eğer aynı koleksiyonsa bu sadece bir moda skandalı değil, dünyadan bihaber olduğu düşünülen biz 3. dünyalılara bir hakarettir de! Yok Fashionable Istanbul için hazırlanmış özel bir koleksiyonsa o zaman sevgili okuyucu bu yazının devamını okumaya gerek yok, şapka çıkarıyor, takdir ve tebriklerimi sunuyorum!



(2) PODYUMDA ELIZABETH HURLEY OLACAK:
Vay be işte moda haftası dediğin böyle olmalı! Şu an 45 yaşında olan ve podyumları 1999 senesinde bırakan Hurley zaten podyum modeli değil fotomodeldir. Hala dünyanın en güzel kadınlarından biri olmasına rağmen kendisi bir manken eskisidir, oldu olacak yanına Canan Mutluer'i de katalım! İşte yine "moda" için değil "magazin" için moda! Bari IFD'nin uluslararası model konusundaki eksiğini yakaladınız(ki gerçekten öyleydi), tespit ettiniz, tutun buraya Raquel Zimmerman, Karlie Kloss, Lara Stone, Isabeli Fontana'yı getirin! Şu anda en büyük tasarımcıların podyum modelleri, top modeller bunlar! Ama vitrin için getirilebilir tabii ki neden olmasın, biz bayılırız ikinci sayfaya, ya da kendi mayo markasından bir koleksiyon sunabilir bize!




(3) IFD ULUSLARARASI OLAMADI YERLİ KALDI, BİZ ULUSLARARASI OLACAĞIZ
Bunu söylemek için IFD'yi yalnızca gazetelerin ikinci sayfasında yer alan kalça ve bacak fririkleri üzerinden takip etmiş olmak lazım! Burada biraz rakam ve linkler vermekde yarar var. En basitinden başlayalım, yalnızca ingilizce dildeki arama motorlarına(english google, altavista vs) "Istanbul Fashion Days" girdiğinizde dış basında yer alan bilgileri görebiliyoruz, yani Türkçe google'lamaktan bahsetmiyorum burada. Örneğin WWD; US FASHIONMAG; CCTV; ALL VOICES; IB TIMES; PEOPLE DAILY; FASHIONFREAX; FIBRE; FASHION REPORTERS; FASHION CAPITAL; SPORTSWEARNET gibi sitelerde. Bu linklerden en dikkat çekici olanı WWD'dir, dünya modasının en geçerli ve bir numaralı haber kaynağı yayınladığı haberlerde öyle seçicidirki, headlinedan girmek epey zordur. Takvimler, yeniler, eskiler, iflaslar, değişen tasarımcılar, üretilen kumaşlar, kozmetik yenilikler hepsi ilk önce WWD'den duyurulur.





Şimdilik Fashionable Istanbul aratınca yabancı basında herhangi bir şey çıkmıyor. Kısacası IFD uluslararası çapta adını İstanbul'un moda günleri olarak duyurmuş ve takvime girmiştir, yani resmileşmiş ve devamı beklenir hale gelmiştir. Rakamlara gelince 30 yıldır kimsenin başaramadığı, yemediği, becermediği bu moda günlerine 22.500 ziyaretçi katılmış ve binlerce dolarlık satış ve bağlantı yapılmıştır.
(4) YABANCI TASARIMCILAR IFD'DE YOKTU, BU ORGANIZASYONDA OLACAK
Artık bu noktada ne desem bilemedim ki, örneğin buradan NEW YORK MODA HAFTASI ve buradan da LONDRA MODA HAFTASI takvim ve tasarımcılarını görebilirsiniz. Bakınız örneğin New York'ta Papua Yeni Gine Moda Birliği'nden bir tasarımcı yok, acaba neden? NY Moda Haftası yeteri kadar uluslararası değil anlaşılan, Amerikalı tasarımcılar kendi aralarında takılıyorlar! Ya moda haftasının olayı zaten o şehrin, ülkenin tasarımcılarını ve yeteneklerini dünyaya tanıtmaktır. New York'ta CFDA(Amerikan Moda tasarımcıları Konseyi), Londra'da BFC(Britanya Moda Konseyi)'ne kayıtlı tasarımcılar defile yapar, dışarıdan gelmek isteyen de buyurur takvimde yer bulursa gelir. DIOR örneğin kalkıp New York'da defile yapmadığı için yerel bir marka mıdır? Bu komediye bu kadar yazdığıma bile inanamıyorum! Neymiş tek Türk HÜSEYİN ÇAĞLAYAN olacakmış, ne yani hiç Türk tasarımcı olmaması bir başarı göstergesi midir?  ÇAĞLAYAN’ın da  Amerika’da Kıbrıslı burada Türk oluverdiğini(!)  bilmeyen yok!
IFD'nin eksiği yabancı tasarımcı değil yabancı lüks büyük mağazacılık temsilcilerinin olmamasıydı, yalnızca HARVEY NICHOLS vardı ki Gamze Saraçoğlu anlaşması da yaptılar bildiğimiz kadarıyla. Umuyoruz NEIMANN MARCUS, SAKS 5th, NET-A-PORTER olsun ileride. Bir tasarımcı için en önemli iki şey A-list ünlülerin üzerinde görülmek(isim için) ve bu büyük lüks mağazalara parça satabilmektir(para için), bir moda haftası için de en önemli şey bunu sağlayabilmektir, ithal olanı sunmak değil!  Bir hazır giyim markası içinse en önemli şey dünya pazarındaki payını arttırmak, ihracatını yükseltmektir, ithal edin diye moda haftası yapılmaz, ihraç edelim diye yapılır. Yabancı marka ve tasarımcıların ağzımızı sulandırması ve Tahtakale’ye taklit mal esinleri vermesi değil, yerel marka ve tasarımcılarımızın dışarıya çıkabilmesi bizi zengin, özgün ve konuşulur yapar!!





Ben bu iki çok önemli nokta için büyük adımların IFD sayesinde atıldığını düşünüyorum, markalar büyük başarı sağladı bile, aynı şey tasarımcılar için de neden olmasın? Daha fazlası neden olmasın? Neden IFD büyümesin? New York'ta ya da Paris'te otellerin salonlarında kendi imkanlarıyla yırtınarak, takvime bile girmeyen ve sadece diplomat eşleriyle Istanbul'daki kankilerine sunuş yapan tasarımcılar, moda sektörünün bir birinden hazzetmeyen büyük patronları, yurtdışındaki dergilerden copy-paste yapmaktan usandığını umduğum moda basını, hepinizden bu güzel bebeği bir üvey kardeşle korkutmaktansa, sadece eleştirip cüce bırakmaktansa allayıp pullamanızı, büyütmenizi diliyorum...Bir şehrin bir çok moda haftası olabilir, dünyada da var. Ama henüz rüştünü ispatlamaya, içindeki zenginliği dünyaya tanıtmaya çabalayan şehirler değil bunlar. İSTANBUL'U "BİRLİK"TE  MODA ŞEHRİ YAPMALI!
[Kaynak:flickr, google, altavista,style.com,wwd,ifd,dailymail]

17 Eylül 2009 Perşembe

FLASHION' NEWS | Aşk-ı Memnu Yeni Sezonda Günseli Türkay Tasarımları Giyecek


Daha önce Istanbul Fashion Days'deki KARMA defilesi kapsamında öne çıkan genç modacılardan GÜNSELİ TÜRKAY hakkında burada bir yazı yazmıştım, IFD'de öyle başarılı oldu ki, her bölümü sabırsızlıkla beklenen Aşk-ı Memnu dizisine birbirinden güzel kıyafetlerinden bazıları seçildi. TÜRKAY'ın İlkbahar/Yaz 2010 koleksiyonuna ve eşsiz tabloları andıran tasarımlarına mutlaka göz atın hanımlarr!

Aşağıda Peyker'in üzerinde bu koleksiyona ait mini bir elbise görüyorsunuz.

31 Ağustos 2009 Pazartesi

ISTANBUL FASHION DAYS


Hanımlar, defilelerden resimleri hızlıca sizinle paylaştıktan ve 3 günün yorgunluğunu atlattıktan sonra ileride moda haftası olmasını umduğumuz ilk moda günlerimiz hakkında izlenimlerimi ve dileklerimi de paylaşmak istiyorum! Belki okuyanlar dışarıdan bakan bir "göz"ün yorumlarına kulak verir ve Şubat'daki moda günlerinin hazırlıklarında bunları dikkate alır!

Ayrıca ITKIB ve MODA TASARIMCILARI DERNEĞİ'ne sesleniyorum: Şubat'ta, yanlış ismi yanlış modele konduran, yanlış kapanış defilesi haberi yapan, gelecek sezon bizi şunlar bekliyormuş diyemeyen, yalnızca frikikleri baş sayfaya taşıyan basın grubuna Türkiye'deki top moda bloglarını da katmalarını, böylelikle doğru, kaliteli ve modayı sayfa doldurmak değil keyif için hepsinden de daha profesyonelce haber yapan moda blogları sayesinde amaçladıkları şeylerin konuşulup tartışılmasını ve dünyaya yayılmasını sağlamalarını diliyorum!!! Bir de sadece mankenlerle ve onların organlarıyla ilgili olmayan tasarımları görebileceğimiz yüksek çözünrlüklü fotoğraf ya da slide showların IFD web sitesinde yayınlanması ne hoş olurdu, style.com bu konuda süper bir örnek!

ORGANİZASYON:
Bir "ilk" olmasına rağmen son derece başarılıydı, organizasyonu tebrik ediyorum. Aksaklıklar yok değildi ama o kadar da olsun dedirtecek kadar güzel bir organizasyon vardı.

Öncelikle mekan seçimi mükemmeldi, TAŞKIŞLA'nın tarihi atmosferi, vitrini andıran kocaman camları, pembe ışıklara boğulmuş devasa sütunları, taş kokusu, ve hatta bu sıcakta bizleri püfür püfür serinleten asırlık ağaçlarıyla yabancı basının ağzını bir karış açık bıraktı! Öyle çok beğendilerki içeride yaşanan havasızlık ve sıcak bile unutuldu.



Kahve Dünyası ve OTTO avluda yeme-içmeden sorumluydu ve tüm kalabalığa rağmen yemekler de kahveler de baya hızlı ve güzeldi. Yukarıda loungelarda ise bedava:) DICE KAYEK tasarımı şişelerde soda, su ve Redbull, mineral ve enerji ihtiyacını epeyce karşılamaktaydı.

Görevlilere gelince herkes epey güler yüzlü ve kibardı, ama eğitim de şart:) IFD logolu cici beyaz elbiseleriyle görevli kızlar nispeten daha sevimli, bilgili ve yardımcıydılar, fakat güvenlik neredeyse bilgisizdi. IFD'yi bizlere kavuşturan koskoca ITKIB başkanını bile kapıda durdurup sorgu sual ediyor, görevli-VIP-all access-kulis gibi yazılar bulunan kartları pek ayırt edemiyorlardı.

TAŞKIŞLA'nın devasa koridorlarından ikisi A ve B olmak üzere 2 defile salonu yapılmıştı, işte en büyük problem burada yaşandı. Koridor olduğu için bir ucu kulis bir ucu davetli girişi şeklinde düşünülmüştü ama bu tek kapı hem PROTOKOL hem VIP hem BASIN hem YABANCI BASIN hem DAVETLİlerin hepsine yetişemedi, yarım saat önceden sıraya girmek güvenlikçilere laf anlatmak, ve en sonunda ezilmek yaşanan rutinlerdi. Ne protokol yerine oturabildi , ne gelen VIPlerin hepsine yer bulunabildi, ne de davetliler ezilmekten kurtulabildi:( Özellikle basın nasıl olsa önce alınacaklarını bildikleri için hep son anda gelip kalabalığı yararak sinirleri gerilen inanları iyice çileden çıkardılar. Ama şu güzeldi, hiç bir VIP misafir ya da hiç bir PROTOKOL üyesi için onların yerine oturmuş bile olsa normal davetliler kaldırılmadı ya da rahatsız edilmedi. Örneğin Hande Ataizi, HAKAN YILDIRIM defilesinde paşa paşa dışarı çıkmak zorunda kaldı yeri olmadığı için...Bu problem halledilmeli, kimse çile çekmemeli ve kapı en azından basın için ayrı olmalı bence.

İnternet ağı ise hızlı ve kesintisizdi, onca haberci notebookları başında anında haber geçebildi ve tüm o yoğunluğa rağmen nette problem ya da aksama olmadı.

FUAR ve STANDLAR:
Beyaz ve aydınlıktı, üstelik defile salonlarına çıkılan koridorlar boyunca olduğundan hiç gözden kaçmadı, tasarımcılar satış bile yapabildiler, yabancı mağaza ve stylingcilerle bağlantılar kurdular. Tasarımcı standlarında podyumda sunulacak parçalar askılarda duruyordu, yani defilede olmasa bile orada rahatlıkla parçaları görebiliyor hatta deneyebiliyor, sipariş verebiliyordunuz. Marka standlarında verilen minik hediyelerse çok hoştu, seneye yazın raflarda neler olacak görebildik. Moda Fotoğraflarından oluşan minik bir de sergi vardı ki hem başarısızdı hem de çok dipte olduğundan pek dikkat çekmedi.

PODYUM:
Belki de dünyanın en geniş ve en uzun podyumuydu, podyum o kadar geniş tutulduğu için de oturacak sıralar yetersiz kalmıştı. Sıfır beden mankenlerin 4ünün yanyana bile rahat geçebileceği podyumun eni ve boyu biraz kısaltılsa 3er sıradan bank konulabilir ve ayakta da daha fazla kişi defileleri izleyebilirdi.

Provalar defile saatine çok az zaman kala gerçekleşiyordu ki bu ne kadar doğru bilemiyorum, yine de pek sarkma, erteleme ve gecikme olmadı.



Bir başka önemli eksik bence makyajdaydı, mankenlerin defile saç ve makyajları mükemmele yakındı peki ama bu kadarı yeterli mi? Hayır! O bembeyaz spotların altında Ece Sükan'ın poposundaki kırmızılıklar, Nur Gümüşdoğrayan'ın sivilcesi, Selma Ergeç'in çatlakları ayan beyan ortadaydı! Makyajdan sorumlu arkadaşlar Coverderm filan gibi ürünler, sprey fondötenler var, bugüne bugün biz faniler bile bir yere giderken concelarlar, şunlar bunlar bu işi beceriyoruz yafu:)

Defile boyunca bayılacak boyutta sıcak ise diğer problemdi, havalandırma maalesef yeterli sayıda görünmekte ama yeterli derecede serinletmemekteydi. Biz bittik, kulisten çıkan modeller saunadan çıkmış gibi damla damlaydı, podyum da yürü yürü bitmez, kızlar epey "ter"ledi:)

MODELLER:
Gösterdi ki Tuğçe Kazaz dünya standartlarında bir model, keşke asiliği bırakıp kariyerine odaklansa. IFD'nin en iyisi tartışmasız Tuğçe idi. Ahu Yağtu, IFD ile podyumlara geri dönen Selma Ergeç ve bir de dizlerini kırmadan yürümeyi öğrenirse (ve azıcık inzivaya çekilse)Ece Sükan diğerlerine oldukça fark attı. Adını bir türlü öğrenemediğim Deniz Mercan defilesinin baş mankeni olan İspanyol model gibi bir şey hiç görmedim, mükemmelden öteydi! Bir de Rus olduğuna adım gibi emin olduğum ama Türk çıkan, omzunda şahane dövmesi olan bir modelimiz vardı, o da oldukça iyi sayılırdı. Azra Akın eksikti bence, keşke Güzide Duran da olabilseydi. Tülin Şahin ise evet çok iyi bir model, ben de kendisini pek severim ama magazin basınının "cesur" açlığı sayesinde sürekli baş sayfa oldu, yoksa performansı o kadar da değildi.



IFD'den anladığımız bir diğer şey de memlekette model olmadığıdır hanımlar, yani yabancı basın da olduğundan model seçimleri uzun ve inceler olmak üzere dikkatli yapılmıştı, o yüzden de sayıca biraz azdı, kızlar artık akşamki defilelere doğru makyajdan, saçtan ve yürüyüp durmaktan bitap düşüyordu, resmen enerjilerinin bittiğini görebildim. Yine bu anlamda da Tuğçe en düzgün olandı, sanırım defile aralarında Ece Sükan ve diğer bazı modeller gibi sürekli bahçede gezmek, sohbet etmek yerine bol bol dinlendi.

TASARIMCILAR:
Özellikle de genç tasarımcılar göz doldurdu. Hem basın hem davetliler yeni isimleri tanıdılar. Bahar Korçan gibi ünlü modacılardan bu işin duayeni yerli yabancı isimlere kadar ortak fikir genç tasarımcıların inanılmaz özgün olduğu, taklide ya da esinlenmeye hiç kaçmadıklarıydı.

Bence tasarımcılarda en büyük sorun, koleksiyonu dayandırdıkları temayla koleksiyonun pek de birbirini tutmuyor olmasıydı. Temasıyla koleksiyonun ahengini yakalayan bir tek GAMZE SARAÇOĞLU, ÖZLEM SÜER ve GIZIA idi, en alakasız ise BAHAR KORÇAN'dı bence. Ayrıca koleksiyonlar içinde bir bütünlük yok gibiydi, parçalar tek tek hep güzel ama bir arada birbirinden farklılaşmış sanki aynı tasarımcının farklı koleksiyonlarına bakıyormuşuz gibiydi çoğunlukla. Tanıştığım bir Fransız moda fotoğrafçılığı ve styling stüdyosunun yöneticine bunu söyledim ve hatta aynı anda ikimizde "no integrity" dedik! Bunu biraz da ilk moda günleri olmasının ve içlerindeki tüm esini ortaya koymaya çalışmalarının bir sonucu olarak gördüğümü söyledim ve bana hak verdi.

Henüz Pantone ve hatta Stahl 2010 Bahar renk raporlarını sunmadıkları için bizim tasarımcıların renk konusundaki istikrarını başlayacak olan New York Moda Haftasında kıyaslayabileceğiz, ama şu var, Bahar/Yaz kreasyonları için çok sönüktü renkler çoğunlukla. Özellikle gri, lilanın iyice pudramsı tonu ve fildişi çok kullanılmıştı. En renkli ve güneşli tasarımlar GÜNSELİ TÜRKAY, HAKAN YILDIRIM for KOTON ve GIZIA idi. Top tasarımcıların çoğu renklerde sönüktü. Renk raporları 2010 baharında mavinin derin tonlarını, orman ve su yeşilini, mor ve sarıyı öncelikli beklediklerini söylemişler, eğer öyleyse GIZIA ve GAMZE SARAÇOĞLU muhteşem mavileriyle önde.



Genel olarak 3D efekti, kumaş oyunları, katlar, drapeler, pililer ve kesikler yoğunluklu kullanılmıştı tasarımlarda. Bunları HAKAN YILDIRIM for KOTON, ARZU KAPROL ve ÖZGÜR MASUR en yaratıcı halinde kullanmıştı. Tek omuz ama mutlaka gerek kuş tüyleri, gerek payet ya da volanlarla süslenmiş ihtişamlı tek omuzlar vardı. Miniler gerçekten muhteşem bir dönüş yapmıştı. Sonunda Türk kadınınını tipine de pek uygun düşmediğinden havuz kenarında komik görüntülere sebebiyet veren mayokini olayının son bulmak üzere olduğunu gördük. Yeniden bikiniler, bol aksesuarlı askılar ve özellikle abiyeleri aratmayacak şıklıkta tek parça mayolar vardı.

FRONT ROW:
Deniz Berdan ve copy-paste yapılmış kızı ile hemen her defilede vardı. İlk gün tüm defilelerde Nebahat Çehre ve Deniz Marşan, podyumda olmadığı zamanlarda Ece Sükan ve tayfası, Demet Şener ve İbrahim Kutluay, Serra Yılmaz, İlker İnanoğlu, Hande Ataizi, Siren Ertan, Selin İmer, Nurgül Yeşilçay, Tuğba Ekinci, Hatice Aslan, Yonca Ebuzziya, Sezen Cumhur Önal, Güneri Cıvaoğlu gibi isimler defilelere katıldı. Esquire'dan ve NTV'nin 5KERE5 programından Alper Kotaman ile birlikte izlediğimiz Hatice Gökçe defilesinde podyuma çıkan ve "rock forever" pozuyla beni hayran bırakan Hayko Cepkin en süpriz isimdi:) Zeynep Tunuslu modacı değil ama basın kimliğiyle tüm programlara dahildi. Eda Taşpınar sörfe kaptırdığından IFD'de yoktu, bu da bize bazı işleri gerçekten hakkıyla yapanlara bırakmak gerektiğini gösterdi! Yani hem moda programı yap hem IFD'de olma! Gözlerim IFD'ye katılmayan Ferhan İstanbullu'yu bir güzel sohbet için çok aradı. Medar-ı ifitiharımız:p VOGUE editörümüz Seda Domaniç ise işte buymuş buymuş fiskosları altında oradaydı. Kendisine acaba dersine çalışmış mı gibisinden gidip çat diye soru sormak istedim, kendimi zor tuttum!



Bir de hiç bir defileye gelmeyen, standa uğramayan bazı ünlü güller,didemler,tugbalar son gece kapanış partisinin "ortam"ına akın ettiler bol bol döt-göbek-göğüs(3G for free:)) teşhiriyle kapanışı yaptılar!

BENDENİZ:
Bu derece sosyal kelebek olmaktan bitap düştüm, 3 günlük ömrüm vardı orada kaldı:) Şu var hanımlar, genel olarak davetliler hep şık ve dikkatliydi giyimde. Trendleri yakalamış, şık olmak için elinden geleni yapmış, ayakkabıları harika seçmişlerdi. Çoğunluk böyleydi, hatta yabancılar ya herkes nasıl böyle hoş ve şık hep böyle misiniz oldular. O yüzden de her gün ne giysem gerginliği yaşadım, şükür hiç pişti olmadım:) Bir de şunu gördüm ki Türkiye'de en çok giden 2 aksesuar LOUBOUTIN ve IPHONEmuş:) Herkessssssssste vardı, ben bundan böyle Manolo'dan, Jimmy Choo, Dior ve Brian Atwood'dan şaşmam, ay yok yok Louboutin daha da giymem:p Kapanış partisinde aşağıdaki zımbalı MANGO elbise, iki bileğime taktığım BIELLA banglelar ve MAX AZRIA ayakkabılarımla katıldım. Resim çekmekten kendimi çekecek fırsat olmadı:)



ITKIB'e tüm yönetim kurulu ve danışmanlarıyla full kadro verdikleri maddi-manevi destek için, Deri Tanıtım Grubu'na büyük sponsorlukları için ve son olarak da özellikle Bahar Korçan'ın idealist ellerindeki Moda Tasarım Derneği'ne, hepsine de bu kadar çok çalıştıkları ve bu işi sonunda başlattıkları için ne kadar teşekkür etsek bilemiyorum!

30 Ağustos 2009 Pazar

ISTANBUL FASHION DAYS | Gamze SARAÇOĞLU Ilkbahar/Yaz 2010



Benim çok beğendiğim tasarımcılardan GAMZE SARAÇOĞLU'nun koleksiyonunu tanımlamam gerekse "fresh" kelimesini kullanırdım.Kendisinin "Flow" ismini verdiği ve annesine ithaf ettiği koleksiyondaki parçalar, müzik ve ambiyansla birleşince bize bulutların üstündeymişiz gibi bir hava verdi. Natürel renklerin hakim olduğu ve müslin kumaşın kullanıldığı koleksiyon uçuşan kolların, slim minilerin, suluboya desenlerin fırfır, drape ve volanlarla bezendiği parçalardan oluşuyordu.Bu arada bomba haber: SARAÇOĞLU'nun bazı parçaları bizzat Londra HARVEY NICHOLS tarafından sipariş edilmiş!