6 Nisan 2010 Salı

SÜPERMODELİN SONU

Henüz uluslararası tanınırlığı olan bir model çıkaramamış bir ülkenin vatandaşı olsak da zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali son zamanlarda pek konuşulan "süpermodellik nereye kayboldu/süpermodel devri bitti mi" konusuna değinmeden edemeyeceğim çünkü süpermodellere bayılır(d)ım!


Stephanie Seymour-Cindy Crawford-Christy Turlington-Tatjana Patitz-Naomi Campbell

Model kelimesinin başına "süper" sıfatını ekleyen hatta bu iki kelimeyi "1" yaparak moda litratürüne sokan gerçek SÜPER modeller 90larda kaldı, 2000ler artık hızla model tüketme devrine dönüştü-diyor moda endüstrisi. Biz de "aah ah nerde o Lindalar o Cindyler caaanım!" şeklinde iç geçirmiyor değiliz. Yukarıda Herb Ritts'in meşhur karesinde gördüğümüz süpermodelleri o zamanlar hem ayrı ayrı hem de böyle şükür yaradana misali topluca fotoğraflamak da o fotoğraflara bakmak da ayrı bir keyifti. Tamamen kusursuz, mükemmel, kadın gibi(hükümet gibi diyesim geldi:)) kadın, ruhu olan, sağlıklı, enerjik, havalı, alçak dağları yaratmış ve sana bana göre değil istisnasız herkese göre güzel "kadın"lardı onlar. Önce birer genç kızken, büyüdüklerini, lolita seksapelinden olgun seksapele geçtiklerini, gösterişlendiklerini, güçlendiklerini kare kare takip edebildik yıllar içinde, oysa şimdi modellerin çoğu birbirine benzeyen çok güzel çıtır pıtır "kız"lar!



Tabii ki Natalia, Lara, Daria da muhteşem yaratıklar, peki ama nasıl oluyor da çok çok para kazanmalarına rağmen bir zamanlar sokakta istisnasız herkesin "Naomi!", "Claudia!" diye isimlerini tek tek bildiği modeller kadar tanınır, o derece ilgiye mazhar olamıyorlar, nasıl oluyor da kampanyaları ya da kapakları sıklıkla aktris, şarkıcı ya da sosyetiklere hatta eteğinde bebesi evine çekilmiş olması beklenen 40 küsür yaşlardaki ex-süpermodellere kaptırıyorlar, nasıl oluyor da Paris Hilton ya da Lindsay Lohan'dan aşağıdaki satırlarda ancak konuşulabiliyorlar? Geçenlerde Coşkun Hürsel'in blogunda gördüğüm şu aşağıdaki VOGUE kapağındaki isimleri saniyenin onda birinde sol baştan sayabildim(tamamen doğal Helena Christensen-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Christy Turlington-Stephanie Seymour), peki ya yukarıdaki Steven Meisel imzalı kapaktaki isimleri kaç kişi sayabiliyor şimdi(photoshop sonrası Liya Kebede, Natalia Vodianova, Anna Jagodzinska, Isabeli Fontana, Lara Stone, Jourdan Dunn, Raquel Zimmerman,Caroline Trentini, Natasha Poly)?



Eskiden herkes için süpermodellerin her yaptığı bir numaralı haberken, dergi kapakları süpermodelleri fotoğraflayabilmek için keşke 1 senede 13-15 ay olsa derken, artık kapaklar çoğunlukla ya Kate Moss ya da celebrity isimlere yer veriyor. Yeni modellerin neleri eksik? Neden onlar "süper" model değil? Yoksa aynı da bazılarımıza mı öyle geliyor? "Bizim zamanımızda domatesler şeker, tavuklar lokum gibiydi" demek gibi bir şey mi "bizim zamanımızda süpermodeller vardı artık yok" demek? Yoksa sadece nostaljinin büyüsüne mi kapılıyoruz?


Cindy Crawford-Tatjana Patitz-Helena Christensen-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Karen Mulder-Stephanie Seymour(Peter Lindbergh) yıllar önce

Anna Wintour'un, Micheal Kors ve Natalia Vodianova ile birlikte Boston'da katıldıkları bir panelde belirttiği üzere 20 yıl önce modellerin olgun ve kadınsı görünmelerine "izin" varken, endüstri artık podyumda 13-14 yaşında olan ya da öyle görünen incecik modelleri tercih ediyor. Wintour'a göre süpermodel kavramının bitiş sebebi bu aşırı genç ve aşırı ince model tiranlığı. Ve daha da önemlisi bu kızların büyümesine izin olmaması! Bence önemli nokta bu, "büyümesini istememek" onların süper olmasına en büyük engel, çünkü 90ların süpermodellerinin büyüyerek geliştirdikleri karakterleri ve tavırları kusursuz fizikleriyle birleştiğinde onları süper yapmıştı. Öyleki bir çoğunun ismini söylediğinizde aklınızda beliren keskin bir imaj var, tüm tavırlarını bakışlarına yansıtabildikleri bi pozla kazınıp kalmışlar.


Stephanie Seymour-Christy Turlington-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Cindy Crawford-Naomi Campbell yıllar sonra:)

Micheal Kors tasarımcı ürünlerini alan çoğunluğun 30 yaş üstü olduğunu ve bu anlamda podyum ve kampanyaların gerçek hayatla kesinlikle örtüşmediğini belirtiyor aynı panelde.
Yeni modelleri temsilen panelde bulunan Natalia Vodianova ise bir çoklarına kıyasla modelliğe oldukça geç yaşta 18inde başladığını ama her zaman yaşının çok çok altında göstermesinin kendisine avantaj sağladığını, yine de modellik kariyeri boyunca inceliğini uçlarda tutabilmek adına anoreksiya gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldığını söylüyor. Stephanie Seymour'a bakıyorum da şimdi, resmen şişman! diyesim geliyor. Ama hayır hem ince hem de çok güzel!


Stephanie Seymour

Anna Wintour modellerin çoğunun ancak çok genç ve haliyle ergenlikteki o über ince silüete sahipken iş yaptığını ve dolgunlaşmaya başladıkça pek çok işten olduklarını, bu sebeple de 90ların süpermodelleri gibi bir kaç jenerasyon boyunca toplum hafızasına isimlerini kazıyacak süre dolmadan işlerinin bittiğini belirtiyor. (Bu arada bu konuyu konuşan isimler de sanki bu aşamaya gelinmiş onların haberi olmamış şimdi de çok şaşırmışlar gibi, VOGUE editörü benim de haberim mi olmadı, New York'ta defileyi eniştem mi yaptı!?)

Son yıllarda yıldızı parlayan ve bize eski silüetleri hatırlatan Lara Stone'un fazla dolgun olduğu için(kadın 34 beden!) onlarca işten olduğunu, "şişman olan kız" diye anıldığı için bunalıma girdiğini ve tam ümitsizliğe kapıldığında isim yapmaya başladığını sayısız röportajından biliyoruz. Natalia Vodianova ve Isabeli Fontana gözbebeğim ama yeni isimler içinde eski süpermodellerdeki kadınsı ve vahşi hava bence sadece Gisele Bündchen ve Daria Werbovy'de var.


Natalia Vodionova-Isabeli Fontana


Daria Werbovy-Gisele Bundchen


Lara Stone

Observer yazarı Emily Nussbaum'un teorisi ise bambaşka; yazar, süpermodel kavramının hem mecazen hem de kelimenin tam anlamıyla çok çok büyüdüğü için gözden düştüğü kanısında. 90'ların süpermodellerinin isimleri esas markanın önüne geçecek kadar güçlü birer marka haline gelince(para da yetişmez olunca:p) sektörde yavaş yavaş modellerde şahısın ön plana çıkmayacağı anonimite trendinin başladığını söylüyor. Hatta yeni modellerin çoğunun eski süpermodellere kıyasla daha az eğitimli olduklarına ve daha fukara ülkelerden geldiklerine dikkat çekiyor. Toplumdaki aşırı tanınırlık ve ilgi kaldıracı olmayınca da haliyle modeller rahatlıkla değiştirilebilir yüzler haline geliyor, tasarımcı gölgede kalmıyor ve o modelden vazgeçti diye marka yıpranmıyor. Oldukça ikna edici bir teori olsa da bu durumda şunu sormadan edemiyorum, markayı gölgeleyecek ya da astronomik paralar dökecek "süperlik"te model istemeyen sektör o zaman neden örneğin Victoria Beckham ya da Beyonce hadi bilemedin Kate Moss'un aşırı tanınırlığı için paraları dökmeyi seçiyor o halde(VBli bir Armani'dense Helena Christensen'in milyon dolara göründüğü bir Armani'ye can feda!)?? Ya da neden son 2 yıldır büyük markalar yeni yüzler yerine yeniden hasretle süpermodelleri kucaklıyor kampanyalarında?


Helena Christensen

Bir diğer sebep de yine tüketmenin dayanılmaz hafifliği olabilir, 90larda olan ne kaldı ki süpermodel kavramı kalsın? On yıllarca aynı kadınları ikonlaştırmak hatta her hangi bir şeyi yıllarca tutmak devri kapanmadı mı, artık herkes hızlıca sıkılmıyor mu zaten elinde olandan ya da hep istediği şeyi elde ettiği anda ondan?



Aşağıda aynı fotoğrafçıdan Peter Lindbergh'den eski ve yeni iki kare var, photoshoptan nasibini alamamış olan ilkinde 90ların süpermodellerinden bazıları:Naomi Campbell, Linda Evangelista, Tatjana Patitz, Christy Turlington ve Cindy Crawford; ikincisinde günümüzden Sasha Pivovarova, Natasha Poly, Catherine McNeil, Lily Donaldson ve Doutzen Kroes. Hangileri daha güzel diye sormak abes, yeni modeller de çok çok güzeller, ama hangileri süper sorusunun cevabı bende çok açık. Peki sizce? Modelliğin "süper"i kayboldu mu?



[Kaynak:wwd,fashionologie,Allston/Brighton,The Observer, ELLE UK]


IMA Tanıtım Günü - 8 Mayıs -




8 Mayıs Cumartesi günü saat: 11:00-14:00 arası Nişantaşı'nda bulunan İSTANBUL MODA AKADEMİSİ(IMA) moda alanında kariyer yapmak isteyenler için zengin eğitim programlarını tanıtacak.

Tanıtım gününde, London College of Fashion işbirliği ile Türkiye’de ilk defa gerçekleşecek olan eğitim programları ve İMA hakkında bilgilendirme yapılacak. Katılımcılar hem sorularına cevap bulacak hem de İMA’nın eğitim ortamını görebilecekler.

IMA'nın uluslararası işbirlikleri artıyor, eğitimin kalitesi yükseliyor. Modaya 360 derece yaklaşan eğitim programları ile moda alanında kariyer hedefleyen gençlere sağlam bir altyapı sunan İMA; University of the Arts London (UAL) tarafından akredite edilen “Moda Tasarımı ve Teknolojisi” (FDA, Fashion Design and Technology Programme) programını Ekim 2010’da hayata geçirmeye hazırlanıyor. İstanbul Moda Akademisi (İMA) ve London College of Fashion (LCF) işbirliğinde yürütülecek Moda Tasarımı ve Teknolojisi Programına devam eden öğrenciler; iki sene boyunca İMA’da, müfredatı LCF tarafından kurgulanmış % 70’i LCF eğitmenleri tarafından aktarılacak uygulama yoğun bir eğitim programına tabi tutulacaklar. Bu programı başarıyla tamamlayan öğrenciler, uluslararası transfer edilebilir kredi ile birlikte hem İMA hem de LCF diploması almaya hak kazanacaklar. Bu etapta dileyen öğrenciler endüstride iş imkanları bulabilecek, dileyen öğrenciler ise Londra’da dört haftalık bir geçiş programının ardından bir sene daha eğitimlerine devam ederek, başarıyla tamamlamaları durumunda University of the Arts London’dan lisans diploması alabilecekler.


Bu yeni ve heyecan verici program hakkındak sorularınıza yanıt bulmak ve daha fazlasını görmek için 8 Mayıs'ı kaçırmayııın!

FLASHION' NEWS | Outnet 1. Yaşını Büyük Bir Designer Sale İle Kutlayacak!

For English, please click...



OUTNET 1. yaşı şerefine öyle bir designer sale kampanya yapıyorki şansınız varsa 1 Dolara bile bir şeyler bulabileceksiniz, evet evet 1 dolar, 1 euro, 1 sterlin! Ama bunun için mutlaka 11 Nisan'a kadar üyelere yollayacakları emaillerde bulunabilen bir linkle RSVP yaptırmalısınız hanımlar, hadi hadi yeni bir tab açııın üye değilseniz hemen üye olun ! İndirim 16 Nisan'da!

5 Nisan 2010 Pazartesi

ELLE STYLE AWARDS Türkiye'de! Oylarınız Kime?



Coco'cuğumuzun yıllar önce söylediği ve STYLEBOOM'un da mottosu olan "Fashion fades, style remains" sözünü anlamlandıran ve "stil"i ödüllendiren ELLE STYLE AWARDS Schwarzkopf sponsorluğunda artık Türkiye'de!

Bu sabah bu güzel haberi ve detaylarını öğrenmek üzere tam da şahane bir İstanbul yaz gününde The Sofa Hotel Art8 Lounge'daydık, 14 senedir 15 ülkede verilen, hem adayları, hem sahipleri, hem kırmızı halısı pek konuşulan ELLE STYLE AWARDS senelerdir moda, sanat, turizm, iş dünyası, tasarım alanlarında stilleriyle fark yaratanları ödüllendiriyor.

ELLE Türkiye Yayın Direktörü Işın Görmüş de konuşmasında Türkiye'nin modayı coşku ve heyecanla kucakladığını fakat henüz stile gerekli ilgi ve önemin gösterilmediğini belirterek, ELLE STYLE AWARDS'ın Türkiye'ye de gelmesinin bu anlamda büyük rolü olacağını söylüyor, haklı da, moda gelip geçiciyken, sizi anlatan ve farkedilen bir stil yaratabilmek bambaşka bir heyecan!

Türkiye’nin stil konusundaki ilk ödül töreni ELLE Style Awards 2010’da, toplam 13 kategori ve her kategoride de 5 stil sahibi aday bulunuyor. Adaylar stil sahibi denince akla gelen, stiliyle öne çıkmış ve aynı zamanda önemli işlere imza atmış isimler arasından belirlenmiş.

Ödüller jüri tarafından ve okuyucular tarafından belirlenecek farklı kategorilerden oluşuyor. Okuyucular ELLE STYLE AWARDS 'a özel web sitesinden stiliyle ön plana çıktığını düşündükleri ya da stilini beğendikleri isimlere oy verebilecekler. Maalesef model kategorisinde "erkek"ler yok, bir Jon bir Jean Baptise istiyoruz artık! Bence moda ikonu başlığıyla sunulsa da "stil ikonu" olabilecek isim de, aktrisler arasında stili ödüllendirilecek isim de açık ara belli:)) Ama tabii ödüller sahiplerine Ekim ayında kavuşacak, törende bir de kategori dışı olan "YAŞAM BOYU" stil ödülü de verilecek, göz kamaştırıcı bir kırmızı halı bekliyoruz!

Okuyucuların ödüllendireceği kategoriler ve adaylar:

ELLE STYLE “KADIN OYUNCU” ADAYI



Beren Saat
Cansu Dere

Hatice Aslan
Meltem Cumbul
Nebahat Çehre

ELLE STYLE “ERKEK OYUNCU” ADAYI




Engin Altan Düzyatan
Kenan İmirzalioğlu
Kıvanç Tatlıtuğ
Mehmet Günsür
Ozan Güven

ELLE STYLE “KADIN MÜZİK STARI” ADAYI




Candan Erçetin
Göksel
Hande Yener
Nil Karaibrahimgil
Şebnem Ferah

ELLE STYLE “ERKEK MÜZİK STARI” ADAYI




Bora Uzer
Emre Aydın
Kenan Doğulu

Teoman
Yalın

ELLE STYLE “MODEL” ADAYI




Demet Kutluay
Sedef Avcı
Tuğçe Kazaz
Tülin Şahin
Ahu Yağtu

ELLE STYLE “MODA İKONU” ADAYI




Ajda Pekkan
Biricik Suden
Derin Mermerci
Eda Taşpınar
Özlem Önal


ELLE STYLE “İŞ KADINI” ADAYI



Ayça Dinçkök
Ümit Boyner
Seyhan Özdemir
Suzan Sabancı Dinçer
Zeynep Fadıllıoğlu

ELLE STYLE “İŞ ADAMI” ADAYI



Ali Koç
Aziz Sarıyer
Berk Ekşioğlu
Menderes Utku
Rahmi Koç

Bir de pek sağlam bir jüri ve bu jürinin ödüllendireceği kategoriler var. Atıl Kutoğlu-Demet Sabancı Çetindoğan-Ertuğrul Özkök-Gülden Yılmaz-Hasan Alp Alemdar-Hatice Vanlıoğlu-Işın Görmüş-Işık Şimşek-Melis Ağazat-Tamer Yılmaz ve Yalçın Ayaydın'dan oluşan jüri moda sektörünün elitleri arasından seçim yapacak:

ELLE STYLE “YILIN TASARIMCISI” ADAYI



Bora Aksu
Ece Ege & Ayşe Ege(Dice Kayek)
Emel Kurhan(Yazbukey)
Hakan Yıldırım

Hatice Gökçe


ELLE STYLE “YILIN GENÇ MODA TASARIMCISI” ADAYI



Ahmet Baytar
Günseli Türkay
Özgür Masur
Zeynep Erdoğan
Zeynep Tosun

ELLE STYLE “YILIN FOTOĞRAFÇISI” ADAYI


Bennu Gerede
Emre Ünal

Koray Birand
Lara Sayılgan
Nihat Odabaşı

ELLE STYLE “MEKAN” ADAYI
Changa
Delicatessen
Zuma
X Restaurant
11:11
ELLE STYLE “OTEL” ADAYI
Casa Dell'Arte Bodrum
Kempinski Hotel Barbaros Bay Bodrum
Sumahan Hotel
The Sofa Hotel
W İstanbul



Güzel bir kahvaltı eşliğinde harika bir sohbet sonrası geçtiğimiz toplantıda ilk oylamayı sevgili Hazal Yılmaz yaptı, şimdi sıra sizde, http://styleawards.elle.com.tr adresinden önce oyunuzu verin sonra yorumlarınızı buraya boomlayın hanımlar beyler:))

Benim oylarım aktris kategorisinde rakibi bile olmayan Nebahat Çehre, aktörlerde objektif olmam mümkün değil Mehmet Günsur, moda ikonu olarak zaten rekor kırmış Ajdacığımmmm, kadın müzikte Nil ve Göksel arasındayımm, erkek müzikte naparsın yokluktan Yalın, modellerde Türkiye'nin en iyi modeli Tuğçe Kazaz(ama burada Demet Şener nasıl kategorilenmiş ben anlayamadım?), iş kadınlarında Suzan Sabancı, iş adamlarında da bence rakipsiz Rahmi Koç!

Ve jüride olsam Hakan Yıldırım (ya da Bora Aksu mu:o), Özgür Masur ve Koray Birand'ı seçerdim:) Jürinin işi daha zor:)

TREND RAPORU | Fiyongunuzu Nasıl Alırdınız?

For English, please click...



Bu sezon bir güzellik yapın, kendinizi fiyonklayın hanımlar! Kaç sezondur Gossip Girl'ün Blair Waldorf'unun saçlara düşürdüğü bu trend bu sezon saçlardan omuzlara, kemerlerden ayakkabılara her yerde! Peki siz fiyongunuzu nasıl alırsınız?

BLUZLARDA? Özellikle yakalar ve omuzlar...



Carolina Herrera - Prabal Gurung - Moschino
Erin Fetherson x2 - Chanel Couture

ETEKLERDE? Eteklerinizi yanda fiyonklarla kullanın...



Andrew GN - Alexis Mabille - Naem Khan - Luella - Valentino

ELBİSELERDE? Papyonumsu ya da origamik fiyonkları elbiseleriniz boyu sıralayın...



Valentino - Luella - Dior Couture
Marchesa x2 - Prabal Gurung - YSL

AYAKKABILARDA? En miniğinden en kocamanına ayakkabılar da fiyonklar içinde...



John Galliano - Matthew Williamsonx2
Luella- Valentino -Luella

...ya da Jeremy Scott'ın taş devri ayakkabılarındaki gibi:)



SAÇLARDA ? Renkli, kocaman, çarpıcı !



Özellikle günlük yaşamında mini fiyonklara ve papyonlara en düşkün ünlü Diane Kruger!



Fiyongu şapka, kemer, çanta ve ayakkabılarınıza kurdelelerle yerleştirip kullanabilirsiniz, ama birbirinden renkli ve neşeli papyonları da es geçmeyin!



Fiyonklarla dolu editöryallerden bazıları...



Hazır papyonlara geçmişken bir tanecik ALBER ELBAZ'ı selamlamadan bitirmeyelim:))



[Görseller:style,fashiongonerogue,style]

FLASHION' NEWS | Kısa Kısa...

For English, please click...



Hayranlığımızı anlata anlata bitiremediğimiz ERDEM bu yıl ilk kez verilmeye başlayan pek prestijli, pek önemli ve pek cömert(£200,000) British Fashion Council(BFC) Moda Fonu Ödülü'me layık görüldü! Ödül, parantez içindeki maddi desteğin yanında moda endüstrisinin kült danışmanlarından yardım almayı ve BFC tarafından ERDEM için özel olarak geliştirilen ve markalaşma ve büyüme için bir destek programını da kapsıyor! Üstelik bu ödüle aday diğer isimler öyle yabana atılır simler değil: Angel Jackson, Christopher Kane, Clements Ribiero, F Tautz, Marios Schwab, Nicolas Kirkwood, ve Richard Nicoll. Biz seni tutmayalım ERDEM, devam et!



THE NEW YORKER dergisinin stil sayısı yokluğunu sonsuza dek hissedeceğimiz ALEXANDER McQUEEN'in anısına bir kapak ilüstrasyonuyla çıktı. Kapakta McQueen'in hem yakın arkadaşı hem ilham perisi Isabella Blow'dan esinlendiği ünlü kelebekler şapkasını gösteren bir çizim var.




Coca-Coca Light'ın reklamlarında "ışığını yansıt!" derken bu derece ışıltıdan bahsettiğini düşünmemiştim. Kaiser'in gölgesi light kola şişesine düşmüş bu ne ihsan! Bir Coca Cola Light düşkünü olan Karl Lagerfeld'in 2001 yılında yalnızca haşlanmış sebze ve diet kola ile 41 kilo verdiğini biliyoruz, işte o incelmiş silüeti siyah-beyaz ve fuşya renklerdeki muhteşem tasarımına ekleyerek sınırlı sayıda kola şişesi yaratmış kendisi:) Şişe çok özel bir kutuda, içinde şık bir şişe açacağıyla birlikte 24 Nisan itibariyle Colette'de satışa sunulacak.



Ayrıca bu özel kolanın reklamlarında da COCO ROCHA yer alacak! Coco'nun Karl kostümü de pek güzel:)



ROCK&REPUBLIC'den kötü haber! Aylardır finansal durumu iç açıcı olmayan ve Sonbahar 2010 defilesini de iptal etmiş olan marka iflas etmemek için son çırpınışlarda.



INTERVIEW Nisan 2010 sayısıyla iPad'de endam eden ilk moda dergisi oldu! Conde Nast, Şubat ayında kendisine bağlı 5 derginin iPad versiyonlarının hazırlanmakta olduğunu(W ve VOGUE değil maalesef)belirtmişti. INTERVIEW'un "iPad"e özel sayısı derginin hard copy sayısı bayileri bulmadan yayınlanmış oldu.



Ustaların ustası ünlü couturier Jean-Louis Scherrer'in kızı model Leonor Scherrer Yves Saint Laurent'in cenazesindeki kostümleri de yeterli bulmayınca "Death has become banal” diyerekten ilginç bir marka yaratmaya karar vermiş: "Leonor Funeral Couture", cenaze merasimi ve yas süreci için düşünülen kıyafetlerden oluşan koleksiyonun parfümü bile kendine özel: ismi Maximilia. GIVENCHY perilerinden olan Scherrer’i aynı zamanda yakın arkadaşı olan Riccardo Tisci destekliyormuş.

[Kaynak: wwd,fashionologie,nymag]

1 Nisan 2010 Perşembe

STYLEBOOM'un Hem Kendisi Hem Penti'si PENTİ DERGİDE!



Dünya tatlısı, yetenek kumkuması Urban Confessionlarımıza tercüman sevgili Hazal'la yağmura inat sabrımız sonunda enfes güneşli bir günle ödüllendirildi ve Penti'nin ne zamandır beklediğim online dergisi için Boom'un çocuk ruhuna dekor bir oyun parkında beyaz Penti'lerimle bu kare ortaya çıktı! Yanında da 7 itiraf:))

Penti'nin yeni sezonundan enfes çorapları görebileceğiniz, keyifle okuyacağınız ve 7 bloggerı 7 günahıyla zoomlayabileceğiniz dergiyi buradan görebilirsiniz.

Hazal Yılmaz'a bu şeker mi şeker işe beni de dahil ettiği için çoook teşekkür ediyorum.