11 Nisan 2012 Çarşamba

GEZi | Londra'dan Müzikalsiz Dönmeyin:)


Hala sıkılmadıysanız Londra postlarına devam:) Sıkıldığınızı düşünüp Roma postlarını erken bitirmiştim, sonra çook mailler aldım, pişmanım:o Londra'ya gitmeden önce kesin yapacaklar listemde o eski ve mağrur tiyatro binalarında on yıllardır nefes kesen performanslarla oynayan müzikallerden birine gitmek vardı. Bileti önceden internetten almak yerine, orada uzun kalacağım için illa ki yer bulurum diye düşünüp biraz tembellik ettim:) Eğer süre kısıtınız varsa siz öyle yapmayın, yoksa mutlaka öyle yapın çünkü dev indirimli bilet alabileceğiniz keşfimi yazacağım yuuuhuuuu:)


Londra'da kısa ya da uzun şehir turunuzda zaten bir dolu tiyatro ve devasa tanıtım dekorları ile karşılacaksınız:) En sevdiklerimden bir kaçı burada.


Mamma Mia, Singing In The Rain, Sefiller, Rock of Ages, ilk postumda beni karşılayan Billy Elliot ve dahası


Biz hem şöyle tam anlamıyla İngiliz olsun- aksanı, hikayesi, müziği- dedik; hem de öyle mükemmel değerlendirmeler okuduk ki, dünya çapında da İngiltere'de de biiir dolu ödülü pek çok defa kucaklamış olan Billy Elliot'a gitmeye karar verdik:) İyi ki de öyle yapmışız! Şu fani hayatımda böyle bir performans, bu kadar muhteşem bir şey izlediğim için o kadar mutluyum ki, bu defa bunu kelimelere bile dökemiyorum ♥ Kapısında yatıp bi 10 seansa daha girebilecek kadar ağzım açık, dumura uğramış, "bu bu nasıl oldu bu" vaziyetinde bir nefeste bitirdim tam 3 saatlik müzikali!


Önemli bir nokta, tiyatrolara fotoğraf makinesi ya da kamera ile girmek yasak, fotoğraf çekmek, görüntü almak konusunda çok sıkılar ve salonda da seyirci gibi güvenlik var, yani telefonla bile denemeyin derim, ama kendinizi de zor tutacaksınız emin olun, çünkü her enfes sahnede bunu br yerlere kazımalıyım hiç unutmamalıyım oluyor insan:) O sebeple hemen üstteki ve alttaki fotoğrafları www.billyelliotthemusical.com adresindeki resmi sitelerinden aldım:)


Bu 12 yaşındaki mucize çocuk (ve diğer Billy'ler elbette) böyle bir disiplini, performansı, böyle muhteşem bir şarkı söyleme, dansetme ve rol yapma halini nasıl beceriyor, nasıl hayranlık uyandırıyor anlatılacak gibi değil! Mutlaka izleyin diyoor, size biletler konusunda tavsiyeme geçiyorum:)


Evet belki bir Londra seyahatinin olmazsa olmazı müzikal ama öyle çok ekonomik bir zevk de değil:) Güzel güzel izleyebileceğiniz "stalls" denen koltuklar genel olarak 60 pound civarlarında. İnternetten de indirimli bilet bulmak mümkün ama en garanti yol bunu yüz yüze yapmak:) Leicester Square metro durağında inip de Charing Cross'dan içlere doğru girince fast foodcular, incikciler boncukcular arasında indirimli tiyatro biletleri satan pek çok yer var, ha hepsi güvenilir mi bilemem. Ama şu yukarıda krokisini gördüğünüz  TKTS Kiosk'u hem çok güvenilir, hem de en sağlam indirimleri bulabileceğiniz yer. Örneğin ben 63 poundluk bileti 40 pounda bulabildim:)

33 Rose Street, Covent Garden

O gün biraz yaramazlık yapıp aç karnımızı bir İngiliz klasiği ile doyurma kararı aldık: pubda bira ve Fish & Chips:) Eveeet İngilizlerin bir Türk'ü asla kesmeyecek damak tadının nadide örneği! Tamam bir İngiliz gibi bira ve fish&chips yapmak illa gerekli belki ama yağlı ve oldukça ağır olduğu unutulmasın. O sebeple iyi bir pubda denensiin:) Mesela taaaa 1600lerde kurulmuş ve hala devam eden, İngiltere'nin en eskilerinden biri olan Lamb and Flag. Bir başka postun konusu olan Covent Garden'a yakın, leziz, sıcak, çok ama çok Brit bir pub:)

14 yorum:

gulcekim dedi ki...

sıkılmak ne mümkün boomcum sayende londra'ya kadar gidip geliyoruz devamı gelsin hatta hiç bitmesin masal gibi yazıyorsun müthiş yafu :) <3

Adsız dedi ki...

aahhh ahhh benimde izleyesim geldi şimdi :(

Kurbaga Prensesler dedi ki...

Boomcum en sıkıcı konular bile senin güzel anlatımınla sürükleyici ve keyifli olabiliyor. Londra rehberine bayılıyorum, nasıl bittiğini anlamadım, devamını okumak isteriz :)

pembe fiyonk dedi ki...

off nasıl iyi geldi bu fotolar:) başka ülkeleri görücem derdinden Londrayı ne kadar özlediğimi fark ettim :)
postları merakla takip ediyrum canım.

alis dedi ki...

O fish & chips oldukça acıklı görünüyor, bir dahakine Covent Garden'da Live Bait'de dene de Türk'ü kesiyor mu aşıyor mu sen karar ver ;) Tabii diğer deniz ürünlerine gözün kaymazsa. Buranın tavsiyesini en kıtır yapan yer olduğunu söyleyen bir İngiliz'den almıştım, kimi götürdüysem sonradan rüyalarına girdi.

Adsız dedi ki...

Boommmm beni yine nerelere götürdün tahmin bile edemezsin :))) çok duygulandım ben de iki müzikale gitmiştim biri de hatta We Will Rock You idi :) görünce çok fena oldum ahhhh ahhhh ne güzel zamanlardı ne güzeldi oradaki günlerim aylarım ellerine sağlık bir kez daha biz hiç sıkılmayız sen yeterki paylaş :))) oofff çok duygulandım

Benek dedi ki...

Harika!!! Her Londra postu, her fotograf, Londra'yi ne kadar ozledigimi hatirlatiyor bana..

http://nazlibenek.blogspot.com/2010/02/landing-in-london.html

my lifebook dedi ki...

Allahımm içimde zar zor zaptettiğim bavulu kapıp biyerlere kaçma isteğini tavan yaptıran bu şahane postu son zamanların en ilham verici&en gaza getirici postu ilan ediyorum.
Londra'da bir müzikal izlemeyi 3 yıllık kalkınma planıma şu dakika aldım:)
Ne güzel etmişsin gitmişsin gezmişsin fotoğraflamışşın yahu, valla aferin, valla alkış <3

minikkus dedi ki...

cok cok faideli bilgiler. londraya hiç gitmemis ve ilk fırsatta gitmeyi planlayan biri olarak benim işime pek yarayacak;) allah senden çok mersi boom ^,^
ince belinden sarmaladım, öptüm :*

Nesli YILDIRIM dedi ki...

Londra istahim kabardi sayende:))

benim butikten hediye kazanmak isteyenlerde takip etsin!:)

http://nesliyildirim.blogspot.com/

Adsız dedi ki...

Boom ne giyiliyor İng.de müzikale giderken. resmi kıyafet zorunluluğu var mı?

fashionisable dedi ki...

güzel bir anlatım olmuş :)

http://fashionisable.blogspot.com/

Hayal dedi ki...

Teşekkürler Boom çok tatlı bir yazı olmuş.Ben de Londrayı görmeyi çok istiyorum.Umarım bir gün gidebilirim:)

PAPİŞ STYLE dedi ki...

Yaaaaa, ne güzel okuyordum, dah adevamı var sanarken baktım bitmiş:(( ne sıkılması Boom:(( Ben zaten biliyorsun Londra, İngiltere manyağı, aşığıyım. Oraları o kadar çok özledim ki senin postları okumak oraya gitmiş kadar iyi geliyor bana. Piccadily Circus krokisini bile görmek çok keyif verdi:)