28 Mart 2012 Çarşamba

GEZi | Hyde Park: Bizde Niye Yok! :)


Pek tabii  Londra'ya gidip de bir Hyde Park gezisi yapmadan, gezerken bi yandan "anneee bizde niye yok" diye hayıflanmadan dönmek olmaz. Aslında bizde de pek çok park var ama böyle şehri çepeçevre kucaklayan, istediğin saat istediğin "gibi" gezip tozabileceğin türde pek yok:) Hyde Park'a girerken tek amacım ünlü Speaker's Corner'ı (Marble Arch tarafında) bulup özgür bir konuşma yapmaktı ama sadece Pazarları oluyormuş bu.

Kocaman ağaçların, uçsuz bucaksız çayır çimenlerin, gölcüklerin, sincapların ve pek güzel çiçeklerin bulunduğu parkta yürüdükçe keyifleniyor insan.


Park, benim gibi dev ağaç görünce dayanamayıp sarılan biri için cennet gibi. Aklımda Sylvia Plath'ın Elm şiiri çok mutlu mesudum.


Parkta, bir önceki yazımda bahsettiğim üzere hem bisiklet kiraladık, hem yaya turladık çünkü bazı kısımlara bisikletle girmek yasak. Bize yakın kısımdan Queen's Gate kapısından girince önce Prens Albert'in som altın heykeline (Albert Memorial) oeeeh oluyoruz. Hikaye malum, Kraliçe Victoria ile Prens Albert'ın aşkı dillere destandır, ama Albert genç yaşta vefat eder ve kraliçesi 40 yıl boyunca onun yasını tutar. Özellikle bu bölgede Albert'ın anısına pek çok yapı var.


Sola doğru döndüğümüzde, çok da ilerlemeden karşımıza Round Pound çıkıyor, yani parkın küçük gölü. Orada ördek, kuğu, börtü böcek besleyebilirsiniz:)


Hemen dibinde Kensington Sarayı var yani Kate ve William'ın "müstakbel" evi:) Biz oradayken saray kapalı çünkü tadilatta, yeni gelin büyük ihtimalle "yuva"sını kendi zevkine göre yaptırıyor:p Kocim sarayı küçük buldu:) Gülsem mi ağlasam mı bilemedim, ama geleceğe umutla baktım:p


İngilizler çok "outdoor" insanlar, sabah gün doğmadan ya da akşam işten yorgunum demeden kendilerini spora vuruyorlar. Koşanlar, futbol oynayanlar, bisiklete binenler. Çook takdir ettim:)


Round Pound'u geride burakıp parkın büyük gölüne meşhuuuuuur Serpentine'e doğru yol alırken karşımıza çıkan Peter Pan anıtı beni benden alıyor! Peter Pan benim en sevdiğim masallardan biridir, çünkü ben de pek öyle büyüme gönüllüsü olmadım hiç, üstelik peri tozuna inanırım:)


Serpentine dev bir yapa göl! Üzerinde köprü bile var öyle düşünün. Serpentine üzerinde tekneye binebilir ya da özel olarak ayrılmış bölümünde yüzebilirsiniz. Tabii benim için hava o kadar da sıcak değildi:)


 
Serpentine'e yakın "Serpentine Gallery" var, ağaçların ve çimlerin ortasında şahane bir kır evi gibi bekliyor. Burada sürekli değişen modern sanat sergileri oluyormuş, biz akşam saatlerinde vardığımız için hızlıca bir tur atıp çıkmak zorunda kaldık:o İngiltere'deki hemen her müze ya da galeri gibi burada da giriş ücretsiz! Bu şahane duruma sonra değineceğim:)


Londra'da pek çok yerde görülebilen bir "Prenses Diana" anısı. Onu hala seviyorlar, ama en çok kraliçeyi! 2012, Kraliçe'nin elmas yılı olduğu için Londra kraliçeye layık bir sürü kutlamalara hazırlanıyordu ve her yerde bu yılın anısına çaydan tutun, fincana, küpeye, şuna buna bir sürü hatıralık şey vardı:)



Bu post burada biterken şu an ofiste ya da evde olan herkese biraz kır havası aldırdığımı umuyorum:)


Yürürken yürürken hala parkta olduğunuz için farketmeyeceksiniz ama bambaşka bir semte gelmiş, bambaşka br kapıdan çıkıyor olacaksınız:) Mesela burada ben artık ne kadar yürüdüysem şu evleri görünce hadi çıkayım dedim, baktım  Harrods'ın oraya çıkmışım:) O yüzden benden tavsiye Hansel ve Gretel gibi yere ekmek kırıntıları atarak yolunuzu bulamayacağınız için ya kaybolmanın tadını çıkarın ya da düz bir rotada ilerleyin, zira parkta her yer birbirine benziyor:)

18 yorum:

Adsız dedi ki...

Londra benim buyuk askim.. Super eglenceli yazilar ve rengarenk gorseller, oraya olan ozlemimi daha da arttirdi ;(
Benekkeklikdere.blogspot.com

Şantiyenin Gülü (Tender Lady in the construction site) dedi ki...

londra benimde aşkım hep aynı şeyi düşünürüm bende bizde niye yook :(

elipsworld dedi ki...

ne güzel anlatıyorsun boom Londraya gitmiş kadar oldum :p Gerçi gerçek anlamda da Londraya gitsem hiç fena olmaz ama gidersem de hiç zorluk çekmeyeceğim kesin :) Londra postlarının devamını bekliyorum :)
sevgiler,
http://elipsworld-elipsworld.blogspot.com/

gulcekim dedi ki...

off boom londra'yı gördükçe güzelim istanbul'a acıyorum!! süper ötesi bir post olmuş çok güzel yazmışsın masal gibi geldi sayende londra'ya gittim geldim :)

=/= YAVRUTO =/= dedi ki...

Büyük bir merakla takip ediyorum Londra postlarını. Mayıs başında İngiltere'ye yolcusuyum. Bol bol tüyo almam gerek :))

yavruto.blogspot.com

Adsız dedi ki...

yaaa anılarım canlandı boom hayatımın en güzellerinden bir haftasını geçirmiştim ah ah ne güzel oldu şimdi bu post! petek

Bumblebeeee dedi ki...

Ohhh be özlediğimiz yazılar :) süpersin

Milena dedi ki...

çok özlemiştim Londrayı..kendimi yeniden orada hissettim.Harika yazılar resimler..devamını bekliyoruz:)

Adsız dedi ki...

Londra'da yaşadığım sürece iş yerime 10 Dk. yürüme mesafesinde olan Hyde Park'ı görünce tekrar ne kadar özlediğimi hatırladım. Keşke gideceğini daha önce bilseydim bir kaç güzel yer önerir benim yerime oralarda birer blush içmeni isterdim :)

Adsız dedi ki...

Boommmm :( o kadar özlemişimmmmmmkiii ağlayarak okudum sabah sabah ooffffff bikaç yıl öncesine üniversiteye beni geri götürdüğün için çok teşekkür ederim Boommmm....

my lifebook dedi ki...

Boom boom bizi Hyde Park'a götür!

SvGLove dedi ki...

Cok guzel anlattin Boom! Tum hayali gorsellerim, hislerim canlandi. Cok guzel noktalara deginmissin.
Ah keske Turkiye'de de olsaydi boyle bi park, her sehirde bi tane olsa bile raziyim. Istedigimiz gibi dolasabilseydik. Ah aah diyorum!
Bir de Ingilizler cidden cok erkenci. Bizim burada yasayanlar bile sabahin korunde kalkip, 5km otedeki ise yuruyerek gidiyorlar, tebrik ve takdir ediyorum onlari;))
Daha Londra yazisi olur diye de heyecanla bekliyorum;))

Melis dedi ki...

Son fotoğraftan sonra bir şey görmeyince kahroldum. Ne güzel yazıyorsun ya, bitsin istemiyorum :) Bu arada sarayın tadilatından sonra yazdıklarına bittim :))

Twitdayı dedi ki...

Ben saraya saray demem, saray benim olmadıkça.. :)
Cidden küçük buldum Kensington Palace 'ı yahu.. Ben İngiltere Kralı olsam Kensington Sarayı'na sırf senin ayakkabıların sığmazdı heralde, o açıdan. Bazı gelinler pek kaprissiz demek ki :P

Seçil dedi ki...

Post güzel ama, fotoğraflar da ayrı güzel, tebrik ederim.

Adsız dedi ki...

boom,post çook güzel... ilk photonda hangi uygulamayı kullandın peki? emek

*STYLEBOOM* dedi ki...

herkese tesekkurleer:) devam ediciiz

@adsiz ilk fotoda HDR diye bir filtre var onu kullandim Camera+:)

*STYLEBOOM* dedi ki...

herkese tesekkurleer:) devam ediciiz

@adsiz ilk fotoda HDR diye bir filtre var onu kullandim Camera+:)