26 Mart 2012 Pazartesi

GEZi | Londra Postları Başlasııın! İlk Gün:)


Benim gibi her ama her gördüğü şeyin fotoğrafını çekmelere doyamayan bir tip için Lumix fotoğraf makinesi ve iPhone karışımı meğer büyük sıkıntıymış! 11 günlük Londra seyahatim boyunca çektiğim onbinlerce fotoğrafı ayıklayıp, organize edip de postları yapmaya başlamam bugünü buldu:o Hakikaten bundan böyle kendime hakim olacağıma söz veriyor, sizii Londra'daki ilk günümle ve minik ama hayati ipuçlarıyla baş başa bırakıyorum:)

4 saatlik uçak yolculuğunda Murakami'den kitabımı bitirmiş, dergileri sömürmüş ve hosteslerin kibarcık sorularına verdiğim cevaplar haricinde iki kelam etmemiş ben Stansted havaalanına indiğimde biraz daha konuşmassam ortamdan çatliciim hezeyanıyla vize memurunun her sorduğu soruya "yes-"no" demem yetiyorken, neredeyse çocukluk anılarımı bile anlattım:) Adam benim bu çalçene halime önce şaşırdı sonra güldü:)



Ben her non-EU vatandaşı gibi belgeydi, vizeydi gösteredururken bavulum döne döne bi hal olmuş beni bekliyordu. Kendisini kaptığım gibii hooop Stansted Express denen trene yollandım, ve işte yukarıdaki poster beni Londra'da ilk karşılayan şey oldu:) Kesin bir müzikal ziyareti yapacağım için aklıma yazdım. Trene bindim, evet Londra'ya çufçufladım:)


Trenden Liverpool Street Station'da indiğimde kardeşimden önce beni karşılayan ise işte şu yukarıdaki "zihniyet" oldu:) Ne güzel! Bu duraktan metroya binip eve yollandık:)


Londra'da olay bu:) Metro! Şehrin her bir deliğine, 4-5 farklı hatla rahat ve kolay ulaşım. Londra metrosu baya eski, külüstür, tipsiz ama herkesi her istedği yere taşıdıktan sonra ne farkeder. Gerçi bu yaz olimpiyatlara ev sahipliği yapacağı için metro olsun Londra olsun anormal bir yenilenme çalışmasına girmiş.

Londra'ya adımınızı atar atmaz ilk iş bir "Oyster Card" edinin, bu karta kredi kartınızdan yükleme yapınca metroydu, otobüstü hepsine ayrıca para vermeden ya da bilet almadan binebiliyorsunuz. Hayati bir kart:)


Ulaşımda alternatif çok, mesela bence bir çift katlı otobüse binip Londra nostaljisi yapın, ama trafik baya sıkışık, vakit kaybı diyebilirim, o yüzden otobüs olayını çok abartmadan metroya sadık kalın:) Taksi baya pahalı. Şehrin pek çok köşesinde yukarıdaki gibi bisikletleri de görebileceksiniz, nakit ya da kredi kartı ile bisikleti saatlik ya da günlük kiralayıp, takılıp yine bu istasyonlardan birine bırakabiliyorsunuz Hyde Park gezisini mutlaka böyle yapın derim:)


Tatiliniz kısaysa da uzunsa da bence mutlaka bir "Hop-on Hop-off Sightseeing" tur otobüslerinden birine bir gününüzü ayırmanızı öneririm. 24-26 pound gibi çok da küçümsenmeyecek bir fiyat amaaa şehre hem hakim olmak ve böylece gezi rotanızı belirlemek, hem de hemen her şeyi hızla görmek için  biçilmiş kaftan. Otobüsten verdiğiniz ücrete göre 24 saat ya da 48 saat boyunca yararlanabiliyor, istediğiniz yerde inip sonra arkadan gelene vs istediğiniz durakta binebiliyorsunuz. İnip, gezip dolaşıp, yeniden otobüste yerinize kurulup bir başka ilginizi çeken noktaya kadar şehri tepeden izleyebiliyorsunuz.

Londra beni büyük bir sürprizle karşılıyor, 14 derece! Bavulumda "Londra'da donmayacağım nayıııır" telaşı ile bir dolu kışlık cicim belki de hiç günışığına çıkmadı:) Sonunda eve vardığımda pencereden manzaram ♥ O gün akşamüstü minicik bir yağmur yağıp geçtiği sırada çektim. Sonra zaten hemen kendimi dışarı attım!

Kaldığım yer South Kensington, Kensington sarayına ve Chelsea'ye komşu:) Yolunuz buraya mutlaka düşecektir çünkü bu bölge müzeleri ile ünlü: Victoria& Albert Museum, Natural History Museum, Science Museum muazzam binalarda bizim sokağı yani Queen's Gate'i bir ucunda kesiyor. Avrupa'da hep en çok sevdiğim şey sokaklardaki nizami hal, benim gibi bir simetri hastası için nimet:) Sokak levhaları aynı, kapı numaraları aynı, çok şık! Sokağın diğer ucunda ise Hyde Park'ın Queen's Gate girişi ve aşağıda görebileceğiniz üzere muhteşem bir bina olan Royal Albert Hall var. Ben oradayken AIDA oynuyordu:)


Royal Albert Hall, tipik İngiliz mimarisinden biraz daha  farklı gibi, bi kere bir kubbesi var:)

İşte hemen her sabah hoplaya zıplaya ve hemen her akşam pert vaziyette yürüdüğüm yol:) Benim metro durağım burada Gloucester Road. Yukarıda tipik bir kilise. Sokağımızın ve ana caddenin tabelaları.


Victoria and Albert Museum'dan bir görüntü. Hava yavaş yavaş kararmaya başladıı:) Yani eve dönüp akşam yemeği için üstümü değiştirme vakti. Şüp beni ilk günden İngilizlerin yağlı pub yemeklerine atmak yerine civardaki çook şahane bir "ev yapımı İtalyan yemekler" yapılan bir yere götürdü.

Jak's; 77 Walton Street

Walton Street, Chelsea'nin hareketli, ünlü sokaklarından biriymiş:) Hepsi ev yapımı, organik ve acayip lezzetli Akdeniz yemeklerinden gönlümüzce seçip tabaklarımızı doldurabildiğimiz Jak's kalabalık ve misafir perver, ev sıcaklığında tam da "cozy" denebilecek bir restoran. İmam bayıldıya benzer pek güzel bir yemeği mozarella ve pek çok otla karışmış bir salatayı ve tabuleyi hem yolculuk hem hızlı turumun verdiği açlıktan olacak afiyetle yiyorum:) Peki yetiyor mu? Evet!


amaa tatlı için her zaman yer vardır:) Bir cheesecakei 3 kişi çatallayıp, mutlulukla Jak's'tan ayrılıyoruz:) Haliyle Londra'da her gece "gece hayatı" var, ben yorgun asker olduğumdan ilk geceyi civardan bir clubta sonlandırmayı seçtik.

Eclipse, Walton Street SW3

Eclipse, Londra'da 2 farklı yerde, biz komşu olanı seçtik yani küçük Eclipse'i:) Buranın spesiyali karpuzlu martinisi ♥ Yeme içme konularında zevkler renkler çok farkeder ama ben çook şanslıydım çünkü Şüp hem benim ne sevip ne sevmediğimi çok iyi bilir, hem de damak tadına düşkündür:) Bence siz de yolunuz düşerse deneyin:)

Gelecek postlar için daha çooooooooooooooooooooooooooook foto var:o

22 yorum:

Adsız dedi ki...

Styleboom, bloguna bayıldım....bundan sonra seni devamlı takip edeceğim...

SWL dedi ki...

güzel ve faydalı bi post olmuş;)
"www.sevalvemoda.blogspot.com"

SeLeN dedi ki...

1,5 ay sonra karnı burnunda karısını bırakıp London havası alamaya gidecek olan kocim için bi çırpıda okudum postu. Devamını da hemmenn bekliyorum Boom:)
Hem kocime hava atarım, hıh ben buraları biliyorum diyee:)))
Gerçi daha hengi bölgeye gidecekleri bile belli değil ama...

Magendiea M. dedi ki...

Londra ile ilgili bişeyi es geçmemişin boom keyifle okudum ellerine sağlık:)

Ciiden dedi ki...

Faydalı bir post olmus hakikaten mimlensin! :)

Leah dedi ki...

Bu postlar benim için hayati resmen! Tüm yazımı İngiltere'de geçirmeyi planlarken resmen cennete düşürdün beni boooooooooommmmm!!! Kalp kalp kalp öpücük öpücük öpücük :*

Melis dedi ki...

Süper! Senin gözünden Londra'yı merak ediyordum. Gri ve soğuk olmasına rağmen çok seviyorum bu şehri. 3 ay dil için ağlaya ağlaya gitmiştim, hiç istemiyordum ama gidince de dönmek istememiştim :)) Diğer postları sabırsızlıkla bekliyoruuuum :)

PINKY FASHION dedi ki...

Fotorafları gördükten sonra Londra'ya gidesim geldi

Modagrafya dedi ki...

Geçen gün bir defile için İstanbul'un sahilden uzak, ücra köşelerine gittim. Orada çarpık bir şekilde rastgele yapılmış gecekondudan bozma binaları gördüm. Yanında da o gecekondulara alternatif geliştirilen, "kentsel dönüşüm" adı altında yapılan 30 katlı tek tip bunalım apartmanları. İçimi bir hüzün kapladı. Nette gördüğüm eski İstanbul fotoğrafları aklıma geldi, bir zamanlar oralar yemyeşiil ağaçlık cennetti diye düşündüm.
Şimdi Londra'ya baktım. Orada insanlar eski değerlere nasıl sahip çıkıyorlar, sokaklar tertemiz, binalar iyi korunuyor, yeşil olması gereken yerler yeşil kalıyor. O kadar ki bisikletler var, isteyen bisiklet kiralayıp gidebiliyormuş. İstanbul'umuzda bu mümkün mü. Bisikletle nereye gidiyorsun Dolmabahçe'den Gümüşsuyu'na mı çıkacaksın? Keşke bizimkiler de şehrimizi Londra gibi koruyabilseydi.
Fotoğraflar muhteşem olmuş, tam arşivlik. Sıradaki Londra yazılarını hemen bekliyoruz:)

Merve dedi ki...

hiç kıskanmadımmm :) istanbula da yaz geldi hava mis güneş o biçim yani bize heryer london :)

MODA CADISI dedi ki...

Ah, yazın Londra'yı özletti :)

Seçil dedi ki...

Boom güzel bir post olmuş, diğer postlar için elini çabuk tut lütfeeenn, 15 gün sonra Londraya gidiyorum;) Hatta sanırım yakın yerlerde kalıcaz, ben de North End Road da kalıcam. Chelsea ye komsu;) heycanla bekliyorummmm diğer postlarını :)

Başak dedi ki...

Yalnız ben gerçekten Londra'daymışım gibi oldum okurken biliyor musun, bitince birden buraya geri ışınlandım adeta:)) çok güzelmiş, bekliyorum devamını...

zeys dedi ki...

bekledıgım postlar geldı sonunda :) ınstagrm cıktı cıkalı bende sureklı ıphonle ıle ceker oldum o yuzden fotoların sayısı anormal artıyo makınayla beraber olunca..ama cok guzel butun resımler :)

Aysun Karaalioğlu AYS♥STYLE dedi ki...

merakal senin londra postunu bekliyordum cnm, bir çırpıda okudum devamını bekliyorum:)

Koray Caner dedi ki...

Pardon ama Londra'yı özledim ben! :)

Süm dedi ki...

Blogunda senden ve hayatından parçalar olunca daha çok mutlu oluyorum:) Eylülde Londraya gitmek istiyorum, postların çok yardımcı olacak, favorilere eklendi bileee!:)

Blogumda ayakkabı çekilişim var, bekleriim:)

http://birdilimportakal.blogspot.com/2012/03/bakn-burada-ne-varms-hediye-zaman.html

Adsız dedi ki...

siz,çok iyi bir "anlatıcı"sınız.Bu çok önemli.Hikâye,senaryo,roman gibi -gözlem ve-anlatıma dayalı sanatlarda çok başarılı olacağınızı düşünüyorum.
Okuduklarım,çok iyi bildiğim "duman dili"ne göre böyle bir geleceği haber veriyor.

Adsız dedi ki...

başka blogları da takip ediyorum, ama diğerleri gibi sadece foto koyup hava atmakdan ziyade ufak ayrıntılarla bilgi vermeniz gerçekten takdir edilesi bir durum... Londra da yaşamış ve Londra aşığı bir insan olarak gerçekten çok beğendim anlatımınızı...

Adsız dedi ki...

"mind tha gap"ten de bahsetmelisin, senin eğlenceli yorumunla okumak komik olur :) ingilizler ne acayip yahu:)

Rainbow Gatherer dedi ki...

ayyy Londra benim 2. memleketim. O kadar çok seviyorumki orayı, her sene gidiyorum. Çok farklı,çok çılgın hatta deli, çok eski, çok zengin ve karmançorman hemde düzenli, anlatılmaz yaşanır biryer bence :) Aldıklarınla ilgili post bekliyorum senden :)

Bir Alışverişkoliğin İtirafları dedi ki...

Ne zamandır gitmek ıstıyorum en yakın arkadaaşlarımdan biri Londra'da okumuştu, devamlı cagırdı benı, tam gitmeye karar verdıgımde arkadaşım Ankara'ya taşındı :) olsun yıne de gıdeceğim çok özendım <3

Blogumda çekıliş var bu arada, beklerım :)

http://bir-alisveriskoligin-itiraflari.blogspot.com/