2 Mart 2012 Cuma

İNCELEME | Haute Couture Efsanesi ve Paris Couture İlkbahar 2012

Basil Soda

Paris Couture İlkbahar 2012 haftasından enfes ve detaylara inmiş fotoğraflar eşliğinde "Couture" ne ola ki, herşeye couture denir mi, nesi farklı, nesi heyecanlı okuyacağımız bir yolculuk yapsak mı? Sonra siz de yazsanız sonuna, bir couture hayaliniz var mı? Bir defilesini izlemek, bir kıyafetini giymek, boncukların işlendiği yüzbinlerce dakikanın birinde elinde bir boncuk iğnesiyle orda olmak?

Tam olarak aynı anlama gelmese de artık çoğunlukla kısaca "couture" denen Haute Couture [telaffuzu için tıklayabilirsiniz ] Fransızca "yüksek dikişçilik" gbi motamot bir çeviriye denk geliyor. Kısa bir özet olarak kişiye özel, yüksek kalite kumaş ve malzemenin kullanıldığı, çok ehil terzi ve iğneişi/nakış/boncuk/kalıp ustalarının bizzat elde hazırladığı kostümler demek.
Dior Couture

İşin ironisi Paris denince akla gelen ve en az makaron kadar Fransız olan, üstelik yalnızca Paris'in belirlediği standartlarla kullanılabilen "couture" kelimesini ve kavramını bir İngiliz'in başlatması:) İlk couturier Charles Frederick Worth isminde bir İngiliz ama o da işe 19. yüzyıl ortalarında Paris'te başlamış:)

Alexis Mabille

Bugünkü Fransa'da "haute couture" koruma altında patentli bir isim, yani öyle Boom Couture diye canım isteyince kullanıp, markama koyamıyorum bu kelimeyi:) Bu kelimeyi moda evinin ya da koleksiyonunun yanına ancak önceden belirlenmiş belli standartları sağlayabilirse alabiliyor ev. Sadece Paris moda haftasında dünyanın en iyi modelleri ile bir defile yapınca olmuyor. Peki bu standartları kim belirliyor. Afilli bir ismi var:) Chambre Syndicale de la Haute Couture! Kurallar ise şöyleymiş:
  • Bir ya da bir kaç prova ile birlikte özel müşterilere özel sipariş üzerine tasarlanmış olması
  • Paris'te en az 15 tam zamanlı çalışan bir atölyesi olması
    Her sezon gece ve gündüz giyiminden oluşan en az 35 parça sunulması
Bir couture defilesi sonrası o modaevinin açıklama kağıdını görmelisiniz. Hangi kumaştan kaç metre kullanıldığından, boncuk sayısına, kristal miktarına hepsi tek tek tek yazıyor!

Giambattista Valli

Fransa'nın sertifikaya layık gördüğü coturierler ise azıcık: Adeline André, Anne Valérie Hash, Chanel, Christian Dior, Christian Lacroix, Dominique Sirop, Franck Sorbier, Givenchy, Jean Paul Gaultier, Maurizio Galante, Stéphane Rolland, Elie Saab, Giorgio Armani, Maison Martin Margiela, Valentino, bazı dönemler bu listeye eklemeler oluyormuş. Açıkçası böyle zor bir listede bulunan Christian Lacroix'nın yani en muhteşem couturierlerden birinin iflasına izin veren Paris Moda konseyi ve Fransa hükümeti, hiç biri olmasa Fransa'nın dev işadamları utancından ölmeli! Sarkozy sana yuh:o Neyse Sarkozy'ye pata küte girersem olay dağılır, ben devam edeyim:)

Stephane Rolland

Özel müşterilere özel siparişle yapılabilen bir couture kostümün ortalama istatistiklerini tutmuşlar: ortalama bitiş süresi 100 ila 400 saat arasında değişiyor ve ortalama 3 özel prova istiyormuş. Gece elbisesi değilse en az 26bin dolarlarlardan başlıyormuş. Gece elbisesi ya da gelinlik olduğuna bitiş süresi bazen 40-50 gün sürebiliyormuş. Günümüzde hepi topu 3000 kadıncık couture siparişleri vermekteymiş ve bunların %60ı Amerikalıymış,bunların ortalama 300 tanesi "sadık müşteri" imiş.

Armani Prive
Işık doğudan yükseliyor yalnız ben bu müşterilerin çok yakında Arap yarımadası, uzak doğu ve Hindistan olacağına inanıyorum. Yoksa Hermes Mumbai'ye dev bir mağaza kondurmazdı. Oysa bir zamanlar, modacıların "altın çağ" dediği yıllarda (ki bu 2. Dünya Savaşı sonrasına denk geliyor ilginçtir) 15bin kadın couture giyiyormuş:o "Savaştan çıktım bi iki couture alayım da kendime geleyim ayol!" durumu morali bozulan kadın-alışveriş oranını ispatlar:) Durun durun, Windsor Düşesi mesela bir seferde tüm koleksiyonu alırmış (düşes Kate de şimdi kendi makyajını kendi yapıyor:)) Bugün Chanel'in 150 düzenli couture müşterisi varmış ve Dior yılda ortalama 20 couture gelinlik yapıyormuş.


Atelier Versace

Peki pazar bu kadar küçükse madem, misal Karl Lagerfeld "valla couturede sabahtan beri siftah yok" diyorsa Chanel'in başında oturduğu yerden:p, neden bu büyük moda evleri hala Paris Couture haftasında muazzam ölçeklerde, inanılmaz maliyetlerde defileler yapıp, tamamlaması aylar süren ve insanların kör olana kadar işçilik yaptığı koleksiyonlar hazırlayıp, milyonluk cicileri Hollywood'un kirini pasını etek uçlarıyla süpürsün diye ünlülere gani gani dağıtıyorlar. İşte orada devreye sen, ben giriyoruz sevgili Styleboomer:) Çünkü bunu sadece ve sadece prestijleri daha da artsın, daha da "arzu edilir", "hayali kurulur", "gece rüyanda görülür" hale gelsin, bu hal ve ruha soktukları sen ben de Chanel, Dior, Valentino, Armani parfüm, kozmetik, çanta, ayakkabı, güneş gözlüğü, hatta bir eşarp, minik de olsa bir anahtarlığa yine çok güzel paralar verelim "seçkin" hissedelim diye. Bir hayali, bir tutkuyu, misal ben şu fotoğraflara bakarken sürekli ağzımdan çıkan "ayyyy", "hiiii", "offf"u satıyor:) Kısacası couture zararda hanımlar beyler:) Ama kardan zarar! Yüksek moda markalarının en büyük kazanç kapısı parfüm ve aksesuar. Kısacası Oscar kırmızı halılarını eleştirirken acımayın Boomerlar, sayemizde giyiniyorlar:p Birlikte 1 couture müşterisine çok daha az zaman ve maliyetle bedeliz. Kendimle gurur duyuyorum şu an :p


Armani Prive

İşin ekonomisini bir köşeye koyarsak ve tasarıma, yani bizi asıl ilgilendirene geçersek, "couture" tasarımcının hayallerinin sahnesi, hayal gücünün hiçbir sınır tanımadığı, hiçbir kurala uymak zorunda olmadığı evreni, fantazi dünyası. Deney yapabildiği, sanatını kimse için değil bazen yalnızca kendisi için ortaya koyabildiği, özgür ve belki enfes bir şuursuzlukta, bir kendinden geçme halinde olduğu yer. Üstelik sadece tasarımcının değil, o couture kostüme eli değen her "usta"nın. Alexander McQueen ya da John Galliano'yu,Thierry Mugler'i, Iris van Herpen'i düşünün, Tisci'yi. Couture, bir kadını giydirmeyi bırak bir hayali giydir demek gibi, içlerinde duranı alabildiğince taşıracak bir nehir yatağı sunmak gibi.

Elie Saab
Paris Couture Haftası İlkbahar 2012 koleksiyonlarına gelince:
  • 8 yıl aradan sonra VERSACE yeniden couture haftasındaydı. Plastik ve metal, seksapel, neon renklerle eski VERSACE'yi özletti gibi

Atelier Versace

  • DIOR couture baş tasarımcı muamması eşliğinde yine Bill Gaytten'in tasarımlarıyla sunuldu. Dior'un 1947 "New Look" akımından esinlenmiş koleksiyon nakışlar, tüller, bele oturmuş kabarık eteklerle muazzamdı.
Dior Couture

  • Karl Lagerfeld CHANEL'de yine lüksün hiperlüks halini bir jet sdekoru içinde sundu. Edgy ama elegan nasıl böyle bir araya gelmiş bravo demekten kendimi alamıyorum. Elektrik mavisi ve mavi, lacivert tonlar ön plandaydı.
  • ARMANI PRIVE pırıl pırıl yeşimtaşı, limon yeşili tonlarını öne çıkarmıştı. Bir Armani klasiği olan enfes ceketler, peplum beller, sivri omuzlar ve oval kesm etekler enfesti.

Armani Prive

  • GIVENCHY için Ricardo Tisci yine eşsiz, yine inanılmaz, yine limitli bir koleksiyon sundu. Kırmızı halıda görmeyi heyecanla bekliyorum. Özellikle vücut süsleri ve burun halkaları ile inanılmazdı. 20ler sanki 80lere karışmış, Hintlere özgü maksimal vücüt süslemesi altından kristallere dönüşmüş. Her bir parçanın hazırlanması binlerce saat almış.


Givenchy

  • VALENTINO'daki gece elbiselerinden birinin tamamlanması 12bin saat almış! Tasarımcılarının "bir bakire masumiyetinde ve neşeli" diye tanımladığı koleksiyon Marie Antoimette ihtişamı ve romantizmine adanmış gibiydi. Hafif, lirik, elit.


Valentino
  • JEAN PAUL GAULTIER ise ölümsüz bir ilham perisi bulmuştu: Amy Winehouse. Rehab'i canlı seslendiren bir kuartet eşliğinde sunulan koleksiyon Amy Winehouse'un 50 ve 60lardan esinlenen stilinin Gaultier'nin eşsiz couturierliği ile melezlenmesi olmuş.

Jean paul Gaultier

  • STEPHANE ROLLAND dünyanın en ağır couture kostümünü sundu amabir o kadar da çirkinini. Oysa koleksiyondaki diğer parçalar enfesti ve gölgede kalmayı hak etmedi. Kırmızının en kan kırmızı hali en belirgin renkti.


Stephane Rolland
  • GIAMBATISTA VALLI ise 2. couture koleksiyonunda ilkinden esintileri sürdürmüş, yine metal aksesaurları elbiselerinden kat kat güzeldi. Doğulu tasarımcıları andıran boncuk işli parçaları muhteşem ama Valli stilinde maalesef değildi.


Giambatista Valli
  • ELIE SAAB ustalığını kavuşturmuş ve kırmızı halıda hangi birini görmek isteyeceğimizi bilemeyeceğimiz bir koleksiyon çıkarmış. Pasteller, kristaller, kat kat elbiseler, sonsuza uzanan şifonlar. Dantel desenlerin ipek kumaşlara baskısı çok güzel olmuş.

Elie Saab

Aşağıda Couture'ün en unutulmaz ustalarından Christian Dior çalışırken, 1948

Görseller: Vogue, Elie Saab, NowFashion
Kaynak: Theories of Fashion(kitap), Wikipedia, History of Dior

21 yorum:

zui dedi ki...

Boom'um eline sağlık bayıla bayıla okudum ve iç geçirerek özellikle Elie Saab'a :(

Adsız dedi ki...

Boommm ellerine sağlık yine yine ama yine muh-te-şem bi post olmuş bu görselleri özellikle senin yazınla okumak bana göre bambaşka bi keyif..bizim katkılarımızı duymak beni ayrıca çokk mutlu etti,elimizden gelenin en iyisini yapmak boynumuzun borcu bence :)))o parfümleri kozmetiği alıyorum babacım ama sırf yardımdan vicdanımdan :))))

incie dedi ki...

severek okudum..emeğine sağlık...;)

Adsız dedi ki...

süpesin boomboom elerine sağlık couture için aklımdakilere açıklık getirdin:))kendime okurken diyorum ki keşke o elbiseleri giyip ben salınsam defilede diye hemde o müthiş dehşet enfes harika elie saab larla o bile yeter yani 5 dk. giyip salınmak:D hayaler hayyaaalleerr süpperr hayalleerrr :))))bunun için bile sanaa 6546 kez teşekkürler :)

Sinem Suika dedi ki...

Sevgili Styleboom

Artik kisaca 'couture' denen 'haute couture' diye bir sey yok. Couture ayri, haute couture ayri. Haute couture isminin kullanimi ve standartlari Fransizlarca belirlenmis. Couture isminin kullanimi ve standartlari ayni mecra tarafindan denetlenmiyor. Bu iki kavrami ayni seylermis gibi kullanmayin artik. Ustelik blog yazip bu islerden anladiginizi falan iddia ediyorsunuz, televizyonlara cikiyorsunuz; sizi anlamakta gucluk cekiyorum. Bilmeyenlere yediriyorsunuz gerci. Gaza devam. Bravo.

Aysun Karaalioğlu AYS♥STYLE dedi ki...

COK GUZEL ANLATMISSIN CNM. ARAŞTIRMANA EMEĞİNE SAĞLIK.
PEKİ BİŞEY DİYCEM SU TOPU T0PU 3000 SANSLI KADIN İÇİNDE 2 TURK HEMCİNSİM BURALARDAN KALKIP TAA ELİE SAABIN COUTURE MAĞZASINDA GELİNLİK DİKTİRMEK İÇİN GİTTİKLEİNDE KARSILASMASINA NE DİYORSUN:) BİR GELİNLİĞİN 90 000 EURO OLDUĞUNU DA DUSUNELİM:) DÜNYA KÜÇÜK

XAVER dedi ki...

Cook guzel bir anlatim..Tesekkur ederim :) Haute Couture bu kadar guzel anlatilir :))


http://fashionworldxavi.blogspot.com/

Zeynep dedi ki...

ben elie saab isterim. bana gelinlik diksin olmadı gece elbisesi. of yaa çok güzeller hepsi

pegasusuz dedi ki...

Forever elie saab ve valentino.e dioruda unutmamak lazim.hepsi birbirinden sikk..

zeys dedi ki...

Cok severek okudumm..elie saab a bayildimm

Gamze B. dedi ki...

Senin bu detayli ve bir o kadar su gibi okunan yazilarina hayranim, valla kocaman bi eline saglik demek istiyorum:)

günay dedi ki...

süper bi post! bu arada birileri senin yerine Sarkozy'nin kafaya yumurta fırlatmış hahhaha rahat edebilirsin :)

Daphne dedi ki...

Bir moda bloggeri olarak bizlere " kim ne giymiş" " bugün ne giydim, ne taktım" " yeni yıl trendleri " vs gibi sıradan konulardan cok öte düşündürücü, bilgilendirici ve takipçilerine farklı bir vizyon katan böyle muhteşem postlar sunduğun için cok teşekkürler..belli ki uzun bir araştırma, yogun bir emek ve vakit harcanmış bu post için.. Kalemine, emegine, bilgi birikimine ve yüreğine saglık... Cok büyük bir ilgiyle ve hayranlıkla okudum...

*STYLEBOOM* dedi ki...

@zui tesekkurler:)

@adsiz haha evet tabii en buyuk biz:)) tesekkurler

@incie tesekkurler:)

@adsiz hayalsiz olmaaz:) tesekkurler

@sinem suika sevgili sinem, bu ne simdi? bak ne guzel yazmissin bu ve bu ayni sey degil diye, demek ki benim
okudugum kaynak yeterince acik degilmis(postun altinda kaynaklar yaziyor), gerci ben de
ikisi tam olarak aynisey olmasa da diye belirtmisim. madem dogrusunu bliyorsun bak boom bunun dogrusu su
diye yazsan ben de okurumuz sinem duzeltti, dogrusu sudur diye yaziya eklesem(ki bu sekilde yapmisligim coktur)
daha guzel, daha sahane olmaz mi? ama bence sen benim ne yazdigimdan cok televizyondu, dergiydi bunlara cikmak
kismina takilmissin:)

@ays gercekten mii:) Turk Turk'u buluyo Ayscim galiba:)

@xaver tesekkurler:)

@zeynep o zaman hemen secret yapalim:)

@pegasusuz eveet:)

@zeys en sondaki elbisesi harika degil mi:)

@gamze b tesekkurler:)

@gunay cok iyi yapmislar:))

@daphne tesekkur ederiim:) onlardan da yaziyorum ama bunlari da seviyorum, her ne kadar o kadar yetkin olmasam da:) keyfine

MODENİSE dedi ki...

süper bilgilendirici ve her zamanki gibi çok eülenceli bir yazı olmuş booomboom. ellerine gözlerine sağlık:)

Modagrafya dedi ki...

Sevgili Boom sana demiyorum ama bu haute couture'ü "yüksek" dikiş veyahut dikişçilik diye çevirenin aklını seveyim ben. Yıllar önce bazı dergilerde görmüştüm, kolejden sonra işe girmiş saf ve masum kızlar böyle yazarlardı. Fransızca haut kelimesi sadece "yüksek" anlamına gelmiyor, yeri geldiğinde "büyük, yüce, soylu" gibi anlamlar da ifade edebiliyor. Mesela, Haut Moyen Age var Ortaçağ'ın ilk yarısına diyorlar. Tarih çizelgesi hazırlanırken daha yüksekte göründüğü için mi bilemem ama Yüksek Ortaçağ diyemeyiz. Veyahut La Haute Société. Üst sınıfı tabir etmek için.
Couture'de de diğerlerine nazaran daha incelikli, daha üst düzey, daha kaliteli materyalle daha kişiye özel bir dikiş anlaşılabilir. Ama yüksek değil yahu ne yükseği, merdivene çıkılıp oradan mı dikiliyor elbiseler?

Adsız dedi ki...

2010'dan beri duzenli olarak okuyorum blogunu ama ilk defa yorum yapiyorum. blog hakikaten çok dolu. yani blogunu okudugumda gercekten birseyler ogreniyorum. hele ki bu yazın muhtesemdi. tebrik ederim. ve cok daha iyi yerlere gelmeni isterim. yolun acik olsun...(ayrıca harper bazaar ocak sayisinda seni gordugumde heycanladigimi hissetmistim.) :)

Ciiden dedi ki...

Guzel post, ogretici. Daha kapsamli olmasini dilerdim bitti mi yahu oldum okurken yine de ellerine saglik:)

Cigdem

fashionisable dedi ki...

boom fotoğraf seçimleri çok doğru olmuş eline sağlık :)

http://fashionisable.blogspot.com/

used-look dedi ki...

seni sürekli okuyorum yorum bırakmasam da,bazen yazım yanlışlarına gülüyorum o kadar da iyi değil diyorum, arada bir senin abartılmış olduğunu düşünüyorum, hatta biraz torpilli ve fazlasıyla şanslı... bu yazına kadar kabul etmeyi şiddetle reddettiğim şeyi artık kabul ediyorum SEN GERÇEKTEN İYİSİN B.

okuyorsun, araştırıyorsun, yazıyorsun en önemlisi benim çoğu zaman aman yarın yazarım dediklerimi sen o gün üşenmeden yazıyorsun ya işte aramızdaki fark orada daha fazla ortaya çıkıyor! kıskançlığımı geride bırakarak seni kocaman tebrik ediyorum...

Melis dedi ki...

Yine döktürmüşsün Boom! Ellerine sağlık :)