10 Ocak 2012 Salı

MODA HAFTASI | Pre Fall 2012 Raporu -Bölüm I-


Pre-Fall 2012 koleksiyonları da görücüye çıktı ve artık herkes Şubat boyu sürecek moda haftalarına hazır! Gerçekten koleksiyonları raporlamak artık öyle zor ve yorucu hale geldi, takvimler o kadar sıkışık ki bu tasarımcılar nasıl yetiyor hiç bilemiyorum:) İki fotoğraf kolajı yapıp, koleksiyonun teması ve çizgisi hakkında fikir edinmeye bile ben eskisi gibi yetişemiyorum! Bu postta A-D arası evlerin Pre-Fall 2012 koleksiyonları hakkında bir kaç kelam ettim.

Pre-Fall ve Resort/Cruise koleksiyonlarını hem nispeten az parçadan oluşması hem de tam anlamıyla giyilebilire yönelik olması açısından seviyorum ama bir yandan da haliyle koleksiyonlarda ilginç, farklı ve heyecan uyandıran bir şeyler olmamasını sevmiyorum.

Alexandre Herchcovitch her zamanki çizgisinden farklı olarak biraz daha feminen çizgiler kullanmış. Tabii bu beyefendinin femineni de böyle kınalı yapıncakdan fazlası değil, abartmayalım:) Bele oturan elbise, ceket ve paltoları 60lardan alsa da origamik kat oyunları ile yeni bir ruh katmış. Yama benzeri cepler, ceket ve paltoların asimetrik klapaları, kolejli kız stili öne çıkanlar. Bunun yanında koleksiyonda napa ve deri parçaların sanki birbirine 5 numara iğneyle emaneten birleştirilmiş havası biraz kuzeysi vahşilik, biraz ilkçağ havası vermiş, işte o ayrıntıyı sevdim. Devetüyü, kiremit ve toprak tonlar yer yer kırmızı ile yer almış.


Alice+Olivia Pre-fall koleksiynları içinde en sevdiğim koleksiyonlardan biri oldu. Esin kaynağı sahneden de çıkaracağınız gibi 100% Parizyen! Flörtöz ve romantik, yer yer bohem koleksiyonda uzun çizmeler ve büyük hırkalarla kombinlenmiş çiçekli elbiselerle bu parizyen kadının Paris sokaklarında saatler geçirdiği haftasonlarından, peplum ve kuplu ceketler, kalem eteklerle ultra feminen haftaiçlerine, sigara pantolonlar ve mini capelerle kaybolduğu sahaflara şahane bir hayat var:) Ben o kadın olmak istiyorum! Koleksiyon için modern vintage demek yetecektir sanırım. Bereler, cat eye gözlükler, mini eldivenler ve mary jane ayakkabılar da ayrıntılarda muhteşem. Kırmızı, kiremit, grafik ve çiçek desenler çoğunlukta.


Alexander Wang tasarım hayatı boyunca bana göre bir tek parça dahi çıkarmadı ama her zaman inanılmaz beğendiğim bir tasarımcı. Uzun yılların sonunda kafası değişik ama yine şehirli çalışan nadide isimlerden biri, adam 3 renkle kimsenin yapamadığı gigbi yapıyor, dahası kimsenin satmadığı gibi satıyor:) Maskülen kesimler ve drapeler koleksiyonun ağır basan çizgileri. Örmeler, kaz ayağı ve ekosenin soyutlaşmış hali muhteşem. File benzeri ayakkabı ve botlar Wang'in çok güçlü olan aksesuar yönünün yeni hediyesi, it olacağı garanti:) Yine Wang denince ilk akla gelenlerden "layering" bu defa daha kadınsı parçalarda bile açık seçik kullanılmış. Sonuç: şık. Bu arada Wang'in Rocko'suna hayran olanlara müjdeli haber: yakında onun biraz daha küçüğü olan "Rockie" satışa sunuculacakmış:)


BCBG Max Azria, Pre-Fall koleksiyonlarının hemen hepsinde görülen pilise elbise trendini en yoğun kullananlardan. Pilise acaba uzaylı filan mı diye endişelenmeye başladım, o kadar çoğaldı ki dnyayı mı ele geçirecekler nedir anlamadım:o Hayır severim de, merhaba uzaylı ben dostum:) Hanımlar pilise dünyayı ele geçirmeden bu kalçaları inceltmemiz şaaart:) BCBG'nin son sezonları gibi bu koleksiyonu da "efil efil" tabir ettiğimiz uçuşan, şifon parçalardan oluşuyor. Tasarımcılar koleksiyonları için "Slav ruhu bohemle birleşti" demişler. Gerçekten de elbiselerdeki grafik çizgiler biraz folklorik ve boy, kesim ve akışkanlığı sonuna kadar bohem. Beni çok da cezbetmedi.


Burberry, hangi koleksiyonunda "arzu nesne"leri çıkarmadı ki! Pre-Fall da farksız. Cara Delevingne'in modellik yaptığı koleksiyonda markanın imzası olan trençkotlar bile ayılıp bayılmama yetiyor. Rustik tonlar, parlak gri, maun, derin yeşil ve sonbahar renkleri ön planda. Kuplarla bele oturtulmuş palto, trenç ve ceketler bir de fiyonklu bir kemerle tamamlanmış. İngiliz asaletinin sembolleri olan tüvit ve ipek kadifenin gelenekselliği artdeco çantalar ve kürklü botlarla modernize edilmiş. Örgü kazaklar, yaprak ve hayvan desenler ise şiirsel bir orman kokusu getirmiş. Tümden bayıldım!


Chanel ara koleksiyonları sayesinde dünyayı da geziyoruz. Şangay, İstanbul, Cannes, Venedik şimdi de Bombay:) Hayat Karl'a güzel:p Hemen hiç bir zaman CHANEL defilelerindeki stylingin hastası olamadım (bu İlkbahar/Yaz hariç) çünkü her biri bir başına muhteşem ama aynı zamanda fazla maksimal olan parçalar birbiri üzerinde benim için fazlasıya yorucu oluyor. Defilenin yerinden de anlaşılacağı üzere bu koleksiyonda Kaiser'in ilham kaynağı Hindistan. Drapeli silüetler, katıksız ipek, altın ve kaşmir. Kristaller kumaşların üzerindeki işlemelerden saç aksesuarlarına uzanıyor. Altın ve gümüşi metalik renkler, şeftali, fildişi ve siyah koleksiyonu oluşturan renkler. Sandaletler ve mesler içinse yorum yapmamayı tercih ediyorum:o


Carolina Herrera bildiğiniz gibi:) Son derece feminen, son derece şık ve zarif. Tam bir Amerikan first ladysi ama desenlerle arası daha iyi olanından! "Bu ilkbaharın devamı, bence Pre-fall ismini değiştirmeliyiz" diyen tasarımcıya katılmakla beraber, insanlık buna daha yeni aşına olmuşken kafalar yeniden karıştırma Carrie tatlım diyesim de yok değil. Herrera incecik elbiselerden kürk detaylı kalın parçalara geniş bir yelpazede çalışmış. Kırmızı, kahve, buğday ve kobalt mavi öne çıkan renkler. Muazzam bir dikiş, titiz ve şık elbiseler, Herrera üniforması diyebileceğimiz kesimler.


Chloe bizi nasıl böyle güzel biliyorsun! Benim gibi her bir şeyi üzerine oturunca mutlu mesut olan bir kadına bile nasıl da kendini sevdiriyorsun?! Chloe'nin yeni kreatif direktörü Clare Waight Keller en azından bu ilk koleksiyonla eskisini aratmamış, bakalım zaman ne gösterecek, bu belirgin çizgiyi sürdürecek mi yoksa kendi olacak mı:) Tasarımcı esin kaynağı olarak 1960 ve 70lerin sokak stili fotoğrafçısı yani bir başka deyişle o yılların Sartorialist'i Garry Winogrand'dan esinlenmiş. Hacimli, yuvarlak hatlı kabanlar; etek ve pantolon boyları ile oyunlar, fazlasıyla flare pantolonlar, pilise etekler ve bol düğmeli gömlekler. Androjen çzigiler yumuşacık, oyuncu ve gayet kadınsı formlara pasteller eşliğinde bürünmüş. Bayıldım!


Calvin Klein Pre-Fall koleksiyonuna ipek inceliğinde triko ve yarı transparan materyallerle yine minimal Amerikan tasarım anlayışına devam etmiş fakat arada göze çarpan ince detaylarla bu defa eskisi kadar yalın da değil. Üstelik bir başka yenilik Calvin Klein silüetinde ilk kez gördüğümüz "kum saati" silüeti. Üstten akıp giden, bel ve kalça ayrıntılarını öne çıkarmamayı tercih eden CK çizgisi için büyük değişiklik. Hemen her elbise ve dış giyimde bele oturmuş bir kesim görüyoruz. Üstelik çok da başarılı:) A kesim etekler, pilise, korsemsi üstler yok artık:) Costa'yı yavaş yavaş yeni bir ruh katma çabası için takdir ettim.

♥ ÖNÜMÜZDEKİ POSTLARDA "D" HARFİNDEN DEVAM EDECEĞİZ ♥
[Görseller:style]

6 yorum:

Cigdem dedi ki...

Gercek bir moda bloggerı olarak yine harika analizler yapmıssın, devamını bekliyoruz! :)

fn_kn dedi ki...

calvin klein'in kırmızı elbisesi hakan yıldırımın koton daki elbisesinin aynısı hangi araklama dır gerçi aynı elbise benm 90'lardaki burda dergisinde de var ve ben kuzenime doğum günü hediyesi diktim :)

Modagrafya dedi ki...

Alice+Olivia koleksiyonuyla bütün ömrümü geçirebilirim

Adsız dedi ki...

ne uğraşıyosun tek tek yazmaya beğendiklerini yaz yeter style.comda gördük hepsini geç bile kaldın

The Runway Bride dedi ki...

şahmaran yine moda oldu, chaneldekiler inanılmaz!

*STYLEBOOM* dedi ki...

@cigdem tesekkurler:)

@fn_kn kesinliklee ben annemin boyle bir elbisesi var oyle iyi hatirliyorum ki:)

@modagrafya al benden de o kadar:)

@adsiz ugrasan benim:) style'da okuduysan yine vakit hatrcamana gerek olmayan sensin:) hem yorum farki diye bir sey var

@the runway bride evet bizde hic eskimedi ama hep vardi, artik high fashionda da bol bol gorecegiz demek ki:)