6 Nisan 2010 Salı

SÜPERMODELİN SONU

Henüz uluslararası tanınırlığı olan bir model çıkaramamış bir ülkenin vatandaşı olsak da zenginin malı züğürdün çenesini yorar misali son zamanlarda pek konuşulan "süpermodellik nereye kayboldu/süpermodel devri bitti mi" konusuna değinmeden edemeyeceğim çünkü süpermodellere bayılır(d)ım!


Stephanie Seymour-Cindy Crawford-Christy Turlington-Tatjana Patitz-Naomi Campbell

Model kelimesinin başına "süper" sıfatını ekleyen hatta bu iki kelimeyi "1" yaparak moda litratürüne sokan gerçek SÜPER modeller 90larda kaldı, 2000ler artık hızla model tüketme devrine dönüştü-diyor moda endüstrisi. Biz de "aah ah nerde o Lindalar o Cindyler caaanım!" şeklinde iç geçirmiyor değiliz. Yukarıda Herb Ritts'in meşhur karesinde gördüğümüz süpermodelleri o zamanlar hem ayrı ayrı hem de böyle şükür yaradana misali topluca fotoğraflamak da o fotoğraflara bakmak da ayrı bir keyifti. Tamamen kusursuz, mükemmel, kadın gibi(hükümet gibi diyesim geldi:)) kadın, ruhu olan, sağlıklı, enerjik, havalı, alçak dağları yaratmış ve sana bana göre değil istisnasız herkese göre güzel "kadın"lardı onlar. Önce birer genç kızken, büyüdüklerini, lolita seksapelinden olgun seksapele geçtiklerini, gösterişlendiklerini, güçlendiklerini kare kare takip edebildik yıllar içinde, oysa şimdi modellerin çoğu birbirine benzeyen çok güzel çıtır pıtır "kız"lar!



Tabii ki Natalia, Lara, Daria da muhteşem yaratıklar, peki ama nasıl oluyor da çok çok para kazanmalarına rağmen bir zamanlar sokakta istisnasız herkesin "Naomi!", "Claudia!" diye isimlerini tek tek bildiği modeller kadar tanınır, o derece ilgiye mazhar olamıyorlar, nasıl oluyor da kampanyaları ya da kapakları sıklıkla aktris, şarkıcı ya da sosyetiklere hatta eteğinde bebesi evine çekilmiş olması beklenen 40 küsür yaşlardaki ex-süpermodellere kaptırıyorlar, nasıl oluyor da Paris Hilton ya da Lindsay Lohan'dan aşağıdaki satırlarda ancak konuşulabiliyorlar? Geçenlerde Coşkun Hürsel'in blogunda gördüğüm şu aşağıdaki VOGUE kapağındaki isimleri saniyenin onda birinde sol baştan sayabildim(tamamen doğal Helena Christensen-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Christy Turlington-Stephanie Seymour), peki ya yukarıdaki Steven Meisel imzalı kapaktaki isimleri kaç kişi sayabiliyor şimdi(photoshop sonrası Liya Kebede, Natalia Vodianova, Anna Jagodzinska, Isabeli Fontana, Lara Stone, Jourdan Dunn, Raquel Zimmerman,Caroline Trentini, Natasha Poly)?



Eskiden herkes için süpermodellerin her yaptığı bir numaralı haberken, dergi kapakları süpermodelleri fotoğraflayabilmek için keşke 1 senede 13-15 ay olsa derken, artık kapaklar çoğunlukla ya Kate Moss ya da celebrity isimlere yer veriyor. Yeni modellerin neleri eksik? Neden onlar "süper" model değil? Yoksa aynı da bazılarımıza mı öyle geliyor? "Bizim zamanımızda domatesler şeker, tavuklar lokum gibiydi" demek gibi bir şey mi "bizim zamanımızda süpermodeller vardı artık yok" demek? Yoksa sadece nostaljinin büyüsüne mi kapılıyoruz?


Cindy Crawford-Tatjana Patitz-Helena Christensen-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Naomi Campbell-Karen Mulder-Stephanie Seymour(Peter Lindbergh) yıllar önce

Anna Wintour'un, Micheal Kors ve Natalia Vodianova ile birlikte Boston'da katıldıkları bir panelde belirttiği üzere 20 yıl önce modellerin olgun ve kadınsı görünmelerine "izin" varken, endüstri artık podyumda 13-14 yaşında olan ya da öyle görünen incecik modelleri tercih ediyor. Wintour'a göre süpermodel kavramının bitiş sebebi bu aşırı genç ve aşırı ince model tiranlığı. Ve daha da önemlisi bu kızların büyümesine izin olmaması! Bence önemli nokta bu, "büyümesini istememek" onların süper olmasına en büyük engel, çünkü 90ların süpermodellerinin büyüyerek geliştirdikleri karakterleri ve tavırları kusursuz fizikleriyle birleştiğinde onları süper yapmıştı. Öyleki bir çoğunun ismini söylediğinizde aklınızda beliren keskin bir imaj var, tüm tavırlarını bakışlarına yansıtabildikleri bi pozla kazınıp kalmışlar.


Stephanie Seymour-Christy Turlington-Linda Evangelista-Claudia Schiffer-Cindy Crawford-Naomi Campbell yıllar sonra:)

Micheal Kors tasarımcı ürünlerini alan çoğunluğun 30 yaş üstü olduğunu ve bu anlamda podyum ve kampanyaların gerçek hayatla kesinlikle örtüşmediğini belirtiyor aynı panelde.
Yeni modelleri temsilen panelde bulunan Natalia Vodianova ise bir çoklarına kıyasla modelliğe oldukça geç yaşta 18inde başladığını ama her zaman yaşının çok çok altında göstermesinin kendisine avantaj sağladığını, yine de modellik kariyeri boyunca inceliğini uçlarda tutabilmek adına anoreksiya gibi ölümcül bir hastalıkla mücadele etmek zorunda kaldığını söylüyor. Stephanie Seymour'a bakıyorum da şimdi, resmen şişman! diyesim geliyor. Ama hayır hem ince hem de çok güzel!


Stephanie Seymour

Anna Wintour modellerin çoğunun ancak çok genç ve haliyle ergenlikteki o über ince silüete sahipken iş yaptığını ve dolgunlaşmaya başladıkça pek çok işten olduklarını, bu sebeple de 90ların süpermodelleri gibi bir kaç jenerasyon boyunca toplum hafızasına isimlerini kazıyacak süre dolmadan işlerinin bittiğini belirtiyor. (Bu arada bu konuyu konuşan isimler de sanki bu aşamaya gelinmiş onların haberi olmamış şimdi de çok şaşırmışlar gibi, VOGUE editörü benim de haberim mi olmadı, New York'ta defileyi eniştem mi yaptı!?)

Son yıllarda yıldızı parlayan ve bize eski silüetleri hatırlatan Lara Stone'un fazla dolgun olduğu için(kadın 34 beden!) onlarca işten olduğunu, "şişman olan kız" diye anıldığı için bunalıma girdiğini ve tam ümitsizliğe kapıldığında isim yapmaya başladığını sayısız röportajından biliyoruz. Natalia Vodianova ve Isabeli Fontana gözbebeğim ama yeni isimler içinde eski süpermodellerdeki kadınsı ve vahşi hava bence sadece Gisele Bündchen ve Daria Werbovy'de var.


Natalia Vodionova-Isabeli Fontana


Daria Werbovy-Gisele Bundchen


Lara Stone

Observer yazarı Emily Nussbaum'un teorisi ise bambaşka; yazar, süpermodel kavramının hem mecazen hem de kelimenin tam anlamıyla çok çok büyüdüğü için gözden düştüğü kanısında. 90'ların süpermodellerinin isimleri esas markanın önüne geçecek kadar güçlü birer marka haline gelince(para da yetişmez olunca:p) sektörde yavaş yavaş modellerde şahısın ön plana çıkmayacağı anonimite trendinin başladığını söylüyor. Hatta yeni modellerin çoğunun eski süpermodellere kıyasla daha az eğitimli olduklarına ve daha fukara ülkelerden geldiklerine dikkat çekiyor. Toplumdaki aşırı tanınırlık ve ilgi kaldıracı olmayınca da haliyle modeller rahatlıkla değiştirilebilir yüzler haline geliyor, tasarımcı gölgede kalmıyor ve o modelden vazgeçti diye marka yıpranmıyor. Oldukça ikna edici bir teori olsa da bu durumda şunu sormadan edemiyorum, markayı gölgeleyecek ya da astronomik paralar dökecek "süperlik"te model istemeyen sektör o zaman neden örneğin Victoria Beckham ya da Beyonce hadi bilemedin Kate Moss'un aşırı tanınırlığı için paraları dökmeyi seçiyor o halde(VBli bir Armani'dense Helena Christensen'in milyon dolara göründüğü bir Armani'ye can feda!)?? Ya da neden son 2 yıldır büyük markalar yeni yüzler yerine yeniden hasretle süpermodelleri kucaklıyor kampanyalarında?


Helena Christensen

Bir diğer sebep de yine tüketmenin dayanılmaz hafifliği olabilir, 90larda olan ne kaldı ki süpermodel kavramı kalsın? On yıllarca aynı kadınları ikonlaştırmak hatta her hangi bir şeyi yıllarca tutmak devri kapanmadı mı, artık herkes hızlıca sıkılmıyor mu zaten elinde olandan ya da hep istediği şeyi elde ettiği anda ondan?



Aşağıda aynı fotoğrafçıdan Peter Lindbergh'den eski ve yeni iki kare var, photoshoptan nasibini alamamış olan ilkinde 90ların süpermodellerinden bazıları:Naomi Campbell, Linda Evangelista, Tatjana Patitz, Christy Turlington ve Cindy Crawford; ikincisinde günümüzden Sasha Pivovarova, Natasha Poly, Catherine McNeil, Lily Donaldson ve Doutzen Kroes. Hangileri daha güzel diye sormak abes, yeni modeller de çok çok güzeller, ama hangileri süper sorusunun cevabı bende çok açık. Peki sizce? Modelliğin "süper"i kayboldu mu?



[Kaynak:wwd,fashionologie,Allston/Brighton,The Observer, ELLE UK]


9 yorum:

eymen dedi ki...

Uzun zamandır modelleri takip eden bir moda sever olarak nacizane düşüncem: Bence artık süper model kavramının rafa kalkmasının en büyük sebebi internet faktörü. Artık bırakın modeller, daha 5-10 yıl öncesine kadar ulaşılması imkansız görünen hollywood yıldızları bile twitter gibi microblog ağı ile sadece bir tık ötemizde. Yani modeller de artık ulaşılmazı oynayamıyorlar. Hatta bloglar açarak bize özel hayatlarını bizzat kendileri sunuyor, bizlerde "aslında bizden çok uzak değiller, bizden biri" mesajlarını alıyoruz dolayısı ile işin süperliğide pek kalmıyor doğrusu. Twitter gibi bir ağın bulunduğu şu zamanda modellerden oyunculara ve kendi yakın çevremizin an ve an ne yaptıklarını öğrenebildiğimiz için kimse kimseye süper gelmiyor.Çok daha iyi bence. Evet, herkesin adını bildiği hollywood yıldızı kıvamında genç bir model artık olmasa bile ilham alabileceğimiz, takip edebileceğimiz çok daha fazla sayıda model var ve kimse "süper" i oynayamıyor :)

Eymen.

Coşkun Hürsel dedi ki...

Harika bir yazı! Bir nefeste okudum, ama fikirlerini tam olarak değerlendirmek için bir kez daha baştan, dikkatle okumam lazım.

Kendi hesabıma, ikinci fotoğraftaki Vogue kapağında yer alan zamane mankenlerinden hiçbirinin adını bundan bir yıl önce bilmediğimi itiraf etmeliyim. Ama şimdi mesela ilk bakışta, Liya Kebede, Raquel Zimmermann, Natasha Poly ve tabii Caroline Trentini!'yi hemen tanıdım. Diğerlerini gözüm ısırıyor, hatta üstte soldan üçüncü mankeni Victoria's Secret showlarından gayet iyi hatırlıyorum ama adı? Dilimin ucunda!

Ama 90ların süpermodellerinin adlarını, o dönemde öyle yoğun olarak modayı takip etmesem de bilirdim. Dahası, onları tanımak için Vogue okumaya bile gerek yoktu, Hürriyet, Sabah veya Aktüel okurları için bile tanıdıktı yüzleri.

İşte bence anahtar kelime yüzlerinin "tanınır" veya "ayırt edilebilir" olması. 90ların süpermodellerine baktığınızda, özellikle yüz hatlarının hep kendilerine özgü olduğunu görürsünüz. Bu yönleriyle her biri birbirinden farklıydı ve o oranda vazgeçilmezdiler. Şimdiyse moda endüstrisi, süpermodel bile olsalar kimsenin vazgeçilmez olmasını istemiyor gibi, bu nedenle de sanki bilgisayardan çıkmışcasına tüm mankenler bir ortak, ama kişiliksiz bir noktaya doğru evriliyorlar...

Burakunaldi dedi ki...

Çok doğru bir tespit! Istanbul Fashion Week'te sohbet ettiğimiz tüm yabancı moda endüstrisi temsilcileri ve modacılar da en büyük eksiğin modeller olduğunu, ama bunun sadece Türkiye'de değil, tüm dünyada moda piyasasının ortak derdi olduğuna dikkat çekiyordu.Örneğin Jean Paul Cauvin'e bizdeki modelleri nasıl bulduğunu sorduğumda bir cümleyle cevap vermişti: "Toooooo many fake boobs!" :) Yorum size kalmis!

*STYLEBOOM* dedi ki...

@eymen haklısın eymencim kanlı canlı insan yahu bunlar da:)) diyorsun tabii twitter olsun, facebook olsun modellerin, ünlülerin vs yaşamının ta içine girebilince:) haliyle o zaman süper değil normal oluveriyorlar ama ben yine de işin bi de fiziksel aurası tarafı olduğunu düşünenlerdenim, işte o aura soldu gibi sanki yenilerde

@coşkunhürsel kesinlikle:)) onları tanımak için moda dergisine filan ihtiyaç yoktu, üstelik dediğiniz gibi hepsi hem yüz hatları hem ifadeleriyle birbirlerinden çok çok farklıydılar.

@burakunaldi bizimkilere girmiyorum zaten, daha hala modelligin estetikle yaratilamayack birsey olmadigini anlayamadilar, estetige harcayacaklari enerji ve zamani podyumda yurume pratigine harcasalar daha yerinde olur. modeli model yapan photoshoplı dergi kapakları degil podyumudur!

The Lizard Queen dedi ki...

ne guzel bir yazi olmus uzun zamandir bloglarda okudugum en iyi incelemelerden biri. ben de cok degil 1 ay once ayni seyi dusunmustum seninle. ben 90'larda modellere bakis acisinin bir rockstara bakis acisi ile ayni oldugunu dusunuyorum. her biri yaptiklariyla, giydikleriyle bir olay yaratiyor ve tipki bir oyuncu gibi karakter yaratip kendilerine hayran birakabiliyorlardi. ama artik o ikonlarin yerini sokaktaki insanlar aldi. yani moda bloggerlari ikon olmaya basladi ya da sokak fotografcilarinin objektiflerine takilanlar bir anda unlu oldu. o donem bir de modeller kullanilirken uzerlerine bir karakter de yapistiriliyordu mesela calvin klein ile patlayan kate moss a yapistirilan heroin chic imaji 20 sene oldu belki de ama hala gecmedi. sanki imaji yaratan marka degil de modeldi. simdi markalar bir imaj oldu, modeller sadece aski. yani o markadaki o urunu alarak sen de oyle olabilirsin pazarlamasi soz konusu, bu nedenle modeller ikon olamiyor ne yazik ki.

*STYLEBOOM* dedi ki...

@the lizard queen: kesinlikle simdi hayatin icinden yuzler varken modellerin "super"ine ihtiyac duyulmuyor, bence de kate moss daha kucuk bir kizken ona uygun bulunan imaja gore buyudu ve gercekten o oldu.

bu arada yorumlardan süpermodeller konusuna sadece beyler kafa yordu en cok onlara dokundu bu yazi diye dusunmustum tammm, sen yetistin:))

miss_lawyeree dedi ki...

model takip eden biri değilim.. bu yüzden "model" kurumuna bi yorumda bulunamayacağım..
ama "styleboom" kurumu, felsefesi artık adını sen koy :) yine değişmemiş yine boş ve kuru bi yazı değil yine insanlara bişeyler düşündüren, insanın aklına geçmişin ne kadar kendine özgü ve orjinal zamanlar olduğunu anımsatan hoş bir yazı olmuş boom. senin kaliteni, kalemini hiçbir bloggera değişmem. sen iyi ki hayatımızdasın. bunu o kadar samimiyetle söyleyebilirim ki: seni çok seviyorum :) <3 <3

miss_lawyeree dedi ki...

bu arada ben yorumumu tarihe bakmadan yazmışım bunu yeni bi post sanmıştım ama olsun yine de eski de olsa fikirlerimi değiştirmiyor :))

*STYLEBOOM* dedi ki...

@miss_lawyeree :)) eski bir yazima boyle guzel yorum gelince yeniden sevklendim. bu tur yazilari kimse pek okumuyor diye epeydir kalem oynatmiyordum. cok tesekkurler<3